Tükenişlerle kaybolduğumuz bir yaşam labirentinin aşkı gizleyen dehlizlerinde
Umutlarla yıkarız kırışan yüzümüzü, sevdayı yaşamak günlüğü dolar önümüzde
Bekleyişlerin harmanlarında hüzün savrulur, susmayı da öğreniriz gönlümüzde
Sancılı mevsimler birikir ruhumuzda, adımlarız kaçışları kavuşmayı çok istedikçe
Ben gözlerinin rengini düşledikçe
Kuş sürüleri geçerdi içimden
Düş ertesi bir gündü
Beni uçurum uykularından uyandıran
Bir var/mış, bir yok/muştu umutlarım
Bir Akdeniz akşamında
En içli duruşu kuşandığımda bedenime, önce sen sileceksin gözündeki yaşı
Her mevsim kuş sürülerinin peşine takılacak ve ülkeler aşacağız birlikte.
Cılız kollarımla, avuçlarımdaki umutla, şiirlerimdeki divitle sararım seni
İpeğin rengine, atların dizginlerine, güneşin yansımalarına dokunduk gizlice.
Kapısına kilit vurduğumuz sevgiler paslanınca
Bu şehrin sokaklarında bir seni, seni arayacağım
Rüzgâr koksa ellerin, rüzgâr olsa da gece saçların
Bundan böyle bir sen, yalnız senin için ağlayacağım.
Yaşanmamış günlerdi ellerine tutunduğumuz. Unuttuğumuz tüm yaşanmamışlıklarda o yarınları biz ellerimizle büyüttük, şiirler yatırdık sokaklara. Sevginin ve aşkın mayalandığı anılardan şiir çıkardık sabırla. Bitimsiz yollara daldık, uzun soluklu gecelerde seninle tenhalarda şarap içtik. ‘Bırak öyle dağınık kalsın kalktığın yataklar, saçların yılların düzeni dağılsın. Bırak pencerelerini kapatma, kapılarına kilit vurma, unuttuğun şarkıları hatırla’ dedin ben senin gözlerine zılgıt şiirler yazdıkça.
Hep aynı dualara açarız korkak avuçlarımızı
Mavi kanatlı bir kelebektir üç günlük ömrümüz
Budala ve şaşkın düşlerin eğri tepelerindeki geçitte
Bütün ayrılıkları bulutlara sererek güneşi bekleriz.
Kırılmış sarı başaklara dönerek küskün yüreğimizi
Hangi dizeye can, nefes versem
Yetmez güzelliğini kopyalamaya
Hangi rüyayı görürsem göreyim
Yetmez seni sevdiğimi anlatmaya...
Kırılan, un ufak olan cam parçaları gibi geçti ömrüm. Her fırtına sonrasında yıkık gönlümün karmakarışık labirentlerinde yeni sevdalara açtım yüreğimi. Bir zaman tüneline girip 16 yaşımın saflığında başladım yeniden hayata. Daha önceleri hiç bilmediğim sokaklara girip, hiç görmediğim kuyulara taş atar gibi saf ve yalın bir yürekle yolculuğum başladı.
Yorgun tayfalar gibi ruhum, küllerimi eşeliyor yarasalar
Üşüyor yürekte aşk, düğünlere davetiye yazıyor hattatlar
Mevsimler yitik masalları uğurluyor, karanlıkta mezarlar
Eskimiş bir eylemmiş özlem, göğsümü delerken baharlar.
Telaşlı bir yankısın gönlümde, terli bir fanilasın tenimde
En güzel giysilerimi giyindim ben, sevdanın adına
Kilitledim geçen zamanı, baharlar ektim dağlarına
Mavi bir aşkın içindeyim seninle, soyun krallığıma
Unutma ki, nerede olursak olalım seveceğiz inadına
Adının bende bıraktığı gizle daldım cennetine, dünya bu kadar yaşanılır değildi senden önce. Tufanlar sallıyordu yeryüzünü, aşk beni sarsan bir tutkunun şifresi değildi. Sen gelince ansızın kırıldı, deşildi. Dağlar aştım, denizleri avuçladım seninle gülüm, sevginin deryasına ulaştım. Sevdim seni, sevdikçe yüreğine alıştım.
Hep bilinmeyenlere açtık yürek yelkenlerimizi
Geleceğe köstekli saatlerdi kolumuza taktığımız
Biraz acı, biraz umut ve ağıtla yoğruldu kanımız
Bıçkın çıraklardık yaşamın kirli kamarasında.
Sönük lambalarla yolumuz açık olsun istedik




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.