Bir ölüm daha uğurlanıyor öfkeli omuzlarda
Toprak hüzün biriktiriyor aydınlığa inat
Siyah güller karanfilleri eziyor
Hangi yanımız ölüm bilmiyoruz
Sol yanımızda depreşiyor ağrı
Öfkeyle nefes alıp veriyoruz
Sancılar topluyor bedenim sana
Bir mızrak ol, deş seven bağrımı
Hırçın esen deli rüzgârınla
Çürüyor aşkın otları yar
Özlemin yırtıyor aşkın sayfalarını.
Yokluğun,
Sol göğsümdeki o hazin boşluğum
Yokluğun,
Varsıl düşünüşlerimle sana tokluğum
Kapanan onca kapının ardındayım
Bir şifrenin mucizevî gülüşlerinde
Yeni mevsimler yürüyor gönül köklerime, baharım sensin
Yağmur gözlerine fışkın imgeler yükledim, gözyaşın dinsin
Uzandım ellerine, dokundum yüreğine, ekmek gibi sevdim
Belikli saçlarınla sar yüreğimi, seninle türküler dile gelsin
Rüzgâra göğsünü vererek açar dağ çiçekleri, sızının köküne sarılarak. İçli bir türküyle gözyaşı dökerler geceleri. Yel alır yaprağını, toprağa düşürmeye korkar tohumunu. Yağmur ormanlarını özler dağ çiçekleri, gonca gülleri kıskandırır gülüşleri ve çok sesli bir ağıttır yürekten öpüşleri. Bunun için, dağ çiçekleri yüreğinde gizler, en yaşanası, en okşanası gizemli bilmeceleri.
Yüreğimin apoletlerinde yalnızlık hışırtısı
Çok sesli müzik ruhumun derinliklerinde
Ayaz sarılmış betona, türküler hicranlı
Hangi çukur sarar ömrümün masalını!
Sokul yer yatağıma, alaz bakışlarınla sar
Sensizliği damıttım içimin yabanıl boşluğundan
Kovuldum ruhunun izbelerdeki yataklarından
Kumlar doldu gözlerindeki saklanma odalarına
Devrildim, adının hapishanelerine gömüldüm.
Er şafaklarda bakışlarının ritmine sokuldum
Yangın mevsimi dudaklarda, ruhumda aşkın çıngıları
Özlemin alevleri çürük bir asa gibi yarıyor sargıları
Gözlerimin duruşmalarında hak etmiyorum yargıları
Sevdanın isimsiz mahzenlerindeyim, duy yar çağrımı.
Sana beslediğim bütün sevinçleri kızıl bir şafakta görmelisin
Acılarla örülü yıkık bir duvardan, yaşanası nice ormanlar yarattın
Suskun bir denizin renk cümbüşünde önce kendini izlemelisin
Öyle çoğul, soylusun bu yürekte, beni karanlıktan aydınlığa çıkarttın
Sensizlik duvarlarını aşayım derken, bir sessizliğin alacasına düştü bedenim. Gözlerimin hıncı, sözlerinin kılıncı düşlerimi doğrarken fildişi kadehlerden içtim aşk meyini ben. Deştikçe, karıştırıldıkça ve örselendikçe onulmaz bu yaranın korkulu bakışlarında kaldım, sözlerimin balçık üşümelerinde yarınsızlığa daldım, saplandım. Geceler paslı bıçaktı, tatlı dillerinin sofrasında, ezgisinde şerefine nice kadehler kaldırdım.
Nasipten çıkmışsa kısmet/ya sabır/ı çağır
Diş geçmez geceye, en çok kendine sarıl




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.