Kendi çıplaklığını unutan bir deniz ışıltısı olurdu vakit
Ateşle dansa kalkan yüreklerin bordasında
Bütün tanrılar ölüme yanıt ararken,
Zincir baklalarından ayrılırdı, utangaç
Kendi torbamızda ucuz bir şanstık
Göz açıp kapayıncaya kadar eskiyen gündü aşk
Sözümün sıfır noktasında kangren düşüşteyim
Kaçışlarımın cinnetine sarılıyor sevdalı bir kadın
Seni gizlediğim o aşk kokulu mahzenlerdeyim
Sana benziyor bütün kuşlar, kanatlarında hüzün
Kelimelerin musallasında, yüreğimi dinliyorum
Yasal sarılışların terli yataklarında ölümcül dalgadır aşk, yosun tutmaz çarşafta
Ruhumuzun soğuk odalarını ısıtmaz nefesimiz, mutluluğun bedeli ödenir yasakla
Tanımsız bir maviliktir gökyüzü, çocuklar sıkılınca sonsuzluğuna bakarlar inatla
Kekre bir gözyaşıdır beklemek, sevdanın heybesini doldurur bir adam masallarla
Mutluluk ekili bir yaşam ovasının her karışında yine onu arar insanlar, övünçlerle/iniltilerle ve sızılarla geçecek bir ömrün sularından toprağa karışmak için. Her tohum kendi varsıllığının köklerine uzanacak, kendi aydınlığının şafaklarında doğacak güneş gibi umutla esner, esnedikçe günü göğsüne ister. Zorlandığımız düşünüş suretlerine ansızın umut tüner ve yaşamdan aşk, bizden uçuş takımlarını ister.
Merhaba mutluluk.
Merhaba hayat.
Ve yeniden merhaba yaşamak.
Ne güzeldir bir mutluluğu hayatla dolu dolu paylaşmak.
Işıkları ıssız bir seviyle kucaklayıp, müstesna bir gençlik iksiriyle yaşanmamış aşklara kuşansak
O uğultulu yaşam sevinçlerinin kırık halkalarına tutunarak çürümüş ömürlere gözyaşlarımızı sürsek
Sonra acemi dilimize yangınları da sevdirip, eriyen renklerin girdabına dalarak serinlesek
Bir bıçak sokulsa arlı yaramıza, kutsanmış bir namlunun umarsız hıçkırıklarına tutunsak…
Sınanmış yaşanmışlıkların ihtimalleri hep gözyaşıdır sevgili, ardında kalan birkaç dizeyle okşar bizi
eskimiş vakitlerin gurbetiydi an
bir yelkenliyle sızdın talanlanmış sularıma
vakit kızıl bir gün artığıydı
gece gibi saçlarınla gülümsedin içimin atlasına
köstekli andı yüzündeki coşkular
içsel bir travma gibi sokuldun yanı başıma
Yılları bir mızrabın isyanına yükledim,
Dokundum aşkın yüzyıllık tellerine
Seni bekledim şu ömür hapishanesinde
Kimi yırtık, kimi yamalı bir atlastı varlığın
Bu sızılarla onarılmış sevda hapishanesinde
Bekliyorum asırlardır saraylarıma gelmeni.
Rafa kaldırılmış mutlulukların közüne söz atıyorum, avuçlarımda umut
Kendi yalnızlığımı öğütüyor hayat, gelgitleri beklemekte yalan ırmakları
Nakaratı ölümsüz ömürlerin mor sızısı içimde, yürüyorum aşkın ülkesine
Parmak uçlarımda üşüyor alev, özledikçe ben seni gömülüyorum derinime
Kuşkunun uçkurunu çekiyor parmaklarım, resimde hıçkırık
Güneş üşüyor ellerimde, ruhumda misket oynayan bir çocuk
Serçeler süt taşıyorlar yanık göğsüme, kalemimde arsız ayrılık
İçimde asılsız bir dava, yarınına inancını yitirdi artık insanlık
Kahramansız kentler gibiyiz, hayali kurgularla kelepçelendik
Kanımın karanlıklarında yanıyor bir yürek
Mevsimlere isyanım, sensizlik öfkeli ahiret
Yokluğunun cehenneminde her anım cinnet
Sancılı bir umutsun, ya sar beni, ya da terk et.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.