Gün eskidi bak yine düşünüşlerimde
Nerede kaybettim dingin gülüşlerini
Harami özleminin kumlarında vakit sen
Yokluğun yağarken özlemli gövdeme
Sen eski bir anıca sarılıyorsun gönlüme
Tuzlar bastım sevdanın azap yerlerine
Küstü kendine denizler
Yoksul imgelerin sofrasında mevsimsiz aşklar
Utandı kifayetsiz şarkılar
Acıyan bağrımda hüzzam bir ayrılık
Irmaklara rest çeker oldu yangınlar
Bekleyişin demine sevgini kattım,
Karıştırdım seni sevinin kepçesiyle
Öptü yüreğimden aşk, iyileşti yaram
Söküldüm bekleyişlerin pençesiyle.
Dünün esmer gecelerinde gölgemi arıyorum
Ruhumun uçuklu tepsisinde korkulu yarınlar
İçimde yanan ocaklarda üşümüş bir adam
Gölgeler karları çiğneyerek aşka yürüyorlar
Yaşamak kendi kumundan sırça bir saraymış
Yamalıklarla parsellenmiş bir ruhun antika koltuğundayım
Kırk bir yeri talanlanmış yüreğimin sıçrama odasındayım
Karanlığın kırık ürpertilerinde
Döküyor külünü üzerime gece
Süzülüyorum uçurumlarından
Buruşturularak atılıyorum yere
Hoyratça akıp giden yaşamın nehirlerinde aşina bir yüzüm
Ahir uykuların koynunda insanlar, beyaz yastıklarda hüzün
Kendi hükmüyle örseleniyor umut, yürekteki hazdır tuzum
Eskimiş yüzüyüm aşkın, hükümsüz saltanattır sana tutkum
Kendinden taşarak uzaklara ulaşan ırmakların sürüklediği kırık dalların intizarıdır hayat, mutlulukla ışıldayan su zerreciklerinin aşikâr yalnızlığıdır bir bakıma. Doymamış hazların tenceresinden taşan ve ruhu besleyen kollar gibidir aşk, kekre yolculuklarla yanaklardan süzülüp toprağa düşen gözyaşlarının öyküsüdür bir bakıma. Kıymık tende kök salar, dal geceler boyu suları kucaklar. Gözyaşları bu yüzden asildir gülüm, mevsim ne olursa olsun gönüllerden arınarak başıboş denizlere dolar.
Çerçevesiz resimlerin kıyım içlenişlerinde adım, özlemin adaşıdır aşk
Günsüz ayrılıkların elim derinliğinde bir başınayım, sabırdır pusatım
Delirmiş fısıltılar var ruhumun izbelerinde, yokluğunu kanla yıkarım
Yüreğimin hüzünlü çatısından
Kuş sürülerini izliyorum
Mendile aşkı işliyor bir kadın
Kavuşma mevsimlerinin kıyılarında
Bütün yıldızlar parlaktır, ıslak gecelerde düşer yüreklere
Bütün sızılar gece başlar, kangren bir ağrıyla iner dizlere
Keşke, yıldızlı bir gecede çivilensem gözlerinin gizlerine
Bir gözyaşı bulutu olsam, doğransa da içim kalsam içinde
Boşalınca sevdanın kristal kadehi sarhoş naralar kaldırımları döver. Gecenin gözyaşı kadehe dökülünce hüzün uykuyu böler. Tek tek söner evrenin ışıkları, kol gövdeyi sarar, haz yıldızı tene düşer, fısıltılar karışır karanlığa, saatler iniltileri dinler, tuz gövdeyi sarar. Kan karışır çarşafa, sessizliğin nabzı daha hızlı atar. Uğultularla yuvarlanır birden sessizlik, bir adamın özlemi emzirir gecenin isyanını, dilindeki nakaratla sevdanın soğuk yatağını açar.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.