Yokluğunu sardım yüreğimin tabakasından, duman oldum, kanadım aşkla
Sancılar sürdüm kırık bedenimin ağrılarına, suskunluklarım buluştu isyanla
Yıldızlar ektim ruhumdaki yaşanmamış baharlara, geceleri konuştum ayla
ç/apraz sancılarda
ah/raz ilenç dilimde
tetikte parmak
çatlamış rüzgar ıslığı tende
kötürüm ayrılıklarda kir
Vurgun yemiş dudaklarından sil artık hüznün tortusunu
Gözlerindeki sevda yansımalarıyla yık acının yontusunu
Kızıl bir öfkenin sağanağından geçtim
Ahraz ve yanık türküler sürdüm dudağıma
Onlarca soruyla donattım hüzünlü göğsümü
Nadim bir hıçkırığın kollarında sana geliyorum
Hangi rüzgâr sallıyor özlemin yamalı perdesini!
Ebedi unutuluşların kumdan saraylarında
Acıdı gönlümün köhnemiş zaman saatleri
Ruhsuz tümcelerden şiir örüyor insanlar
Meçhul davaların girdaplarında dönerek.
Her çırpınış kendi imlasını bozar baharda
Ellerinde kazma, miğferde lamba
Sonu görünmez bir ışığı kazdılar
Bir dalganın köpüğüne yürüdüler
Oksijenin tükendiği derinliklere indiler.
Yüreklerindeki çizgiler sallandı önce
Anlatılamaz yorgunlukların bağdaşında
Sırtımızı sıvazlayacak huzurdu zaman
Dudaklarımızda kırmızı bir titreyiş
Çoğuldu parmaklarımızda şiirler
Anılar serperek yollara yürüyorduk
Yalnızlıklarından sıyrılınca günler çağır mağrur suskunluklarına
Acılarının çelik göğsüne çiçekler ek, boş ver yitik hazanlarına
Sevgisiz örülen bütün duvarlar çürüktür, yıkılır bir gün nasılsa
Kopar seni sıkan kelepçelerini, yeni yarınlar yarat içindeki aşkla.
İnip kalkarken göğsümüz, biz yüreğimizdeki eski gravürlerin gözlerine tutunarak bedenimizdeki gölgelerin ak kâğıtlarına şiirler yazarız, avuçlarımıza yaşamak büyüsünü sürerek. Ortaçağdan kalma sevdaların kılıç sürtünmelerinde yağmur dileriz mağrur uykusuzluğumuza. Ardımızdan gelen acıların utangaç mırıltılarına gizler yükleyerek, hiçbir sesin silemediği, hiçbir sözün avutamadığı güz rüzgârlarında, yaramızı saracak sevdalar dileriz yaşamdan.
Yıldız ekiyor insanlar denizin ulu göğsüne
Üşüyor dağların koynunda nazlı kardelen
Taşları kırarak yollar açıyorlar sonsuzluğa
Kiri temizleyemez oldu tenimizden sular
Bir hatip kıyameti müjdeliyor kitaplardan
Bulutlar gibi çökünce hüzün üstüme
Kırık dökük bir buseyle ıslanır dudağım
Yağmur gibi yağarsın yıkık ülkeme,
Terkedersin beni, bu sığınaksız yerlerde.
Örslerde dövülen yaşamımın her anında,




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.