En güzel giysilerimi giyindim ben, sevdanın adına
Kilitledim geçen zamanı, baharlar ektim dağlarına
Mavi bir aşkın içindeyim seninle, soyun krallığıma
Unutma ki, nerede olursak olalım seveceğiz inadına
Adının bende bıraktığı gizle daldım cennetine, dünya bu kadar yaşanılır değildi senden önce. Tufanlar sallıyordu yeryüzünü, aşk beni sarsan bir tutkunun şifresi değildi. Sen gelince ansızın kırıldı, deşildi. Dağlar aştım, denizleri avuçladım seninle gülüm, sevginin deryasına ulaştım. Sevdim seni, sevdikçe yüreğine alıştım.
Hep bilinmeyenlere açtık yürek yelkenlerimizi
Geleceğe köstekli saatlerdi kolumuza taktığımız
Biraz acı, biraz umut ve ağıtla yoğruldu kanımız
Bıçkın çıraklardık yaşamın kirli kamarasında.
Sönük lambalarla yolumuz açık olsun istedik
Simge/siz dere/bey uçkunluğu
Bastırılamayan düş/ler hazanıdır
El kubbeyi donatır öpülür minare
Sevgisiz büyür mü çiçek tarlada?
Bir kütüğe yatırıp küf/rünü aciz/ce!
Bileklerimizdeki aşk dövmeleriyle dolaştığımız bu çözümsüz kürede
Yeni umutlara, yeni aşklara temizleriz her gün gönlümüzün köşkünü
Cebimizdeki mendillerle, içimizdeki yasak öpüşlerle yangındır sevda
Kıyamet kopsa da kokladığımız güllerde, şiirler asarız biz gecelere…
Sedef dişlerinden bir ıslık gibi dökülüyor her gün sevda
Gözlerinin yanıp sönen ışıltılarına hırçın dalgalar vuruyor
Dağıtsan içimdeki bütün mavi denizleri, göndersen de en karanlık sisleri
Yüreğimin tam orta yerinde, gittikçe çoğalan, büyüyen bir yankısın sanki
Tüm beyazların morla birleştiği, surlarımı yıkan öfkelerin şiirlerimle seviştiği,
Hayallerimin bir avuç suyla beslendiği şizofren bir sevdasın sen, tanrıçam gibi…
İki uzak gezegenin perdelerinin ardında kâh hüzünle, kâh dilimizdeki sözlerle yanılsamalı öyküler deriyoruz birbirimize. Gemilerimizin yolcusuz seferleriyle karanlık sularda aşkın adasına yaman seferler yapıyoruz. Her anımız şizofren, her sancımız mahrem bekleyişlere ağrılıyken, biz en çok yalnızlığımızı sorguluyoruz aslında. Unutmayı istemediğimiz tek seçenek aşkken, sevdanın güvertesinde buzul hasretlerin ürperten şarkısını dinliyoruz.
Kendi ırmaklarını arayan aşk akışlarımızın yorgun coğrafyasında
Dünler ektim kıraç topraklarıma, mağrur mevsimler seni getirmedi
Tükendi yangınlarım, soldu ruhum, nasırlaştı ellerim ah yokluğunda
Sensizliğin dağlarına çevirdim gözlerimi, kendi yankım ses vermedi
hıçkırdıkça aşkın göğsünde ben
sürtünür acımasız oklar
deler yüzümün sert çizgilerini
seker ozan göğsümden
sen kinlendikçe yıllar
saplanır yoksul yüreğime
Nicedir kahırlı gönlümde ayyaş bir şarkı
Tenhalara sürülmüş düşünüşlerleyim
Yüreğimde sureti sararmış resimler
Yalnızlık sığınaklarında dilim öksüz
Hüznün kapılarını çarpıyor rüzgâr
Avuçlarım sıvasız odalar gibi çatlak




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.