Ne zaman bulutları okşasam, avucuma tutunur saçların
Yağmurun oluşturduğu minicik göletlere şiirler atarım umarsız
Ve göçmen kuşların ardından umutsuzca öylesine el sallarım
Hangi kapıyı açsam, hangi kapıyı çalsam umarsız bir hikâye hayat
Devrilmiş medeniyetler erdemin kabuğuna saklanmış asırlardır
Bezgin hafızamızda kaybedilmiş ve hiç kazanılmamış savaşlar
Bir şivan türküdür sesinin kilometreleri
Sesinin incecik tellerinden geçerek ben
Gizemli bir yolculuğa çıktım, korkusuz
Bir resim çizdim sana, hesapsız, sorusuz...
Ellerime belediğin ışıklar yalakta su içen bir güvercinin yüreğine değdi şimdi. Öyle bir yangın başladı ki bende, mavi denizlerin bile söndüremez. Ben ki, soyu tükenmiş bir romantiğim. Yüreğim nice giyotinlerden kurtuldu ve şimdi cebimdeki mektuplarla aşka yürüyorum. Diyorsun ki; 'Bir tutkudur yaşamak ve yaşamın tüm güzelliklerini hissetmek ve paylaşabilmek. Benim gönlümse derin mavidir. Tatlı akıntılarda kendini kalbeder, ürperirsin'. Sözlerinin lâbirentlerine dalarak kuşandım sevdanı gönlüme ve ismi henüz konulmamış bir sevdanın resmini çiziyorum şimdi.
Nicedir kanıyorum kendi ipimin ilmeklerinde
Yorgun kanatlarımı okşuyor başıboş rüzgâr
Gövdemin hicaz ırağında aşkın buzları eriyor
Militan yağmurlar dökülüyor göğümden.
Hüznün dikey yamaçlarında seyyah umutlar
Gölgenin saklılarında ürkek bir esintiyle çarpınca yüreğime
Güneşine sırtımı yüreğine sırrımı içime gülüşlerini beledim
Ceylan gözlerindeki o sevdayla dizlerindeki kutsal vefayla
Kainatın en leylim sevdasıyla mevsimlerle çoğalıyorum ben
Seninle demlenmiş sıcacık bir çayın daha ilk yudumunda sarhoş aşklara vuruyorum kendimi. Yüreğime batırıp tüm unutuluşları, paslanmış bir ayrılığa kaşık sallıyorum yeniden. Üzerinde kırık dal parçacıkları taşıyan yeşil sularda göğsümdeki şafak rengi sancılarla susmuş derinliklerini izliyorum. Aktıkça sana, rüzgara kapılmaktan korkan yaprakça ve isimsiz balıkların yüzgeçlerindeki kıpırtıyla denizlerinin durgunluğuna kendimi bırakıyorum.
Her gece, göğsümün duvarlarına efsane gülüşlerinle oturur, sallarsın aşk salıncağında
Her gece, mavi denizlerimden sular taşırsın sen, yakamoz öpüşlerinle gönül yapıma
Her gece, rüzgarlara direnen mum ışığıma bir gölge,bir bilge olursun perde yüreğinle
Bakışlarınla hüzün bir söğüt gölgesine serer çarşafını ve sen sokulursun ruhuma, koynuma
Ben seni düşündükçe kuyulardan tohumlar çıkarır, ekerim aşk çiçeklerini gökyüzü tarlalarına.
Nabzımın dar geçitlerinden geçerek aşkına geldim
Bütün saatlerin şiir gecelerinde ben, bir seni sevdim
Sevdanın kervansaraylarında sevgine yataklar serdim
An’lar damlarken yüreğinden, iklimlerinde gezdim
Döküldüm ovalarına yar, bu sevdaya yürek verdim.
Ellerin uzun bir geceydi
Ezik ve karanlıktı yalnızlık
Konuşsak dağılacaktı belki
Bir çöküntüydü sis ve ayrılık.
İçimizdeki sıcacık odalarda mutluluğu paylaşmak uğruna gözyaşlarımıza acılarımızı sarıp sarmaladık yıllarca. Bulutların altında durmaksızın giden bir trenin aynı yolcularıydık. Uzak o istasyonun çivileri sökülmüştü raylarından. Ve o trenin arkasından durmaksızın koşan çocuklar gibi geçirdik hayatımızı.
Taşın sırtında hazin yel ağrısı
Yağmur toprakla öpüşüyor
Çamurda kahırlı kasvet
Bir aşkın eli var bastonda
Irgat gönlünde mütevazı düşler
Dirençsiz yanağında serseri ayaz
Mavi öpüşlerimizin, tutkulu sarılışlarımızın yoksul olmazlarında
Rezil ve umarsız tutsaklıklar yaşayarak, çevirdik mevsim çemberini
Çocuklardan öğrendiğimiz sevdayla körebe oynadık yeşil baharlarda
Çalındı oyuncaklarımız sakladığımız yerden, öksüz kaldık sokaklarda…
Bölünmüş ırmaklar gönlüne mayıs gülleri taşır uzak ülkelerden. Mutluluğu yok sayarak içimi aldatıyorum öfkelerimiz kapılarımızı çalınca. Seninle ben, tam da yaşamı ve sonrasını kutlarken, belirsiz kederlere bölünüyoruz. Belki de hüzne batırılmış bir sevinç, rüzgara tutulmuş bir huzur düşlediğimiz. Camla kurulmuş bu sevgi sarayında sevmek farkındalıksa eğer, yüreğimizdeki ay tutulmalarını içimizin güneşlerine sermeliyiz.
Her gün yeniden aklımın içinden akıyorsun
Özümle taşıyorum seni, sevincim oluyorsun
Çocuk ellerimden tutup okyanuslara atıyorsun
Beş iklimin ırmaklarından arındım, sana geldim.
Nice güneşsiz sabahlarda kundağımdın benim




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.