Gölgenin saklılarında ürkek bir esintiyle çarpınca yüreğime
Güneşine sırtımı yüreğine sırrımı içime gülüşlerini beledim
Ceylan gözlerindeki o sevdayla dizlerindeki kutsal vefayla
Kainatın en leylim sevdasıyla mevsimlerle çoğalıyorum ben
Seninle demlenmiş sıcacık bir çayın daha ilk yudumunda sarhoş aşklara vuruyorum kendimi. Yüreğime batırıp tüm unutuluşları, paslanmış bir ayrılığa kaşık sallıyorum yeniden. Üzerinde kırık dal parçacıkları taşıyan yeşil sularda göğsümdeki şafak rengi sancılarla susmuş derinliklerini izliyorum. Aktıkça sana, rüzgara kapılmaktan korkan yaprakça ve isimsiz balıkların yüzgeçlerindeki kıpırtıyla denizlerinin durgunluğuna kendimi bırakıyorum.
Her gece, göğsümün duvarlarına efsane gülüşlerinle oturur, sallarsın aşk salıncağında
Her gece, mavi denizlerimden sular taşırsın sen, yakamoz öpüşlerinle gönül yapıma
Her gece, rüzgarlara direnen mum ışığıma bir gölge,bir bilge olursun perde yüreğinle
Bakışlarınla hüzün bir söğüt gölgesine serer çarşafını ve sen sokulursun ruhuma, koynuma
Ben seni düşündükçe kuyulardan tohumlar çıkarır, ekerim aşk çiçeklerini gökyüzü tarlalarına.
Sevdamın damarı sızmış Nil’in kollarına
Sarmış dallarımı çok uzaklara taşıyor sular
Bir kadın kumlara saklamış yorgun ruhunu
Güneşli bir gün akıyor terli avuçlarımdan.
Taşın sırtında hazin yel ağrısı
Yağmur toprakla öpüşüyor
Çamurda kahırlı kasvet
Bir aşkın eli var bastonda
Irgat gönlünde mütevazı düşler
Dirençsiz yanağında serseri ayaz
Nabzımın dar geçitlerinden geçerek aşkına geldim
Bütün saatlerin şiir gecelerinde ben, bir seni sevdim
Sevdanın kervansaraylarında sevgine yataklar serdim
An’lar damlarken yüreğinden, iklimlerinde gezdim
Döküldüm ovalarına yar, bu sevdaya yürek verdim.
uçup savrulup üstüme kondu küllerin
günlerce yalnızlığı çizdiğim kıyılarımda
aydınlığı umarken ansızın ışıksız kaldım
sen karanlığa açılan tüm kapılarını açtın
yüzümü döndürüp karanlığına
Ellerin uzun bir geceydi
Ezik ve karanlıktı yalnızlık
Konuşsak dağılacaktı belki
Bir çöküntüydü sis ve ayrılık.
İçimizdeki sıcacık odalarda mutluluğu paylaşmak uğruna gözyaşlarımıza acılarımızı sarıp sarmaladık yıllarca. Bulutların altında durmaksızın giden bir trenin aynı yolcularıydık. Uzak o istasyonun çivileri sökülmüştü raylarından. Ve o trenin arkasından durmaksızın koşan çocuklar gibi geçirdik hayatımızı.
Bir masal devinden masum bir dilektir seni sevmek,
Seni sevdikçe, seni yazdıkça kalemim sonsuzdur hep.
Görkemli bir bahçe, uzak bir ülkedir belki de yüreğin,
Gözlerin, saçların, ellerin, dudakların ve Eylül’dür sözlerin…
Ne zaman bulutları okşasam, avucuma tutunur saçların
Yağmurun oluşturduğu minicik göletlere şiirler atarım umarsız
Ve göçmen kuşların ardından umutsuzca öylesine el sallarım
Hangi kapıyı açsam, hangi kapıyı çalsam umarsız bir hikâye hayat
Devrilmiş medeniyetler erdemin kabuğuna saklanmış asırlardır
Bezgin hafızamızda kaybedilmiş ve hiç kazanılmamış savaşlar
Sevinin uzak dağlarına serptim şiirlerimi
Yağmalanmış kentlerce viran ah yüreğim
Masallar gizledim üşümüş avuçlarıma yar
Kanaması geçmeyen bir bedende sensizim
Yörüngesi hesaplanmamış ayrılık masalarında




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.