Hayra yorulmayacak rüyalar tıkıp yoksul yüreğimize
Çok uzaklardaki anların birine yürümek vakti seninle
Satılık düşlerin saraylarında geceler sarınarak tene
Bir tutam yaşamak hazzı sürmek uçuklu dudağımıza
Gözyaşı kazanlarında yıkandıkça biz, gökyüzü öfke kusar
Kırık iç çekişlerin sundurmasında
Ellerinde yeni doğmuş çiçeklerle
Bir yalnızlık çizgisine yürüyorsun
Gözlerinde isli bir ışık, avuçlarında alev
Umarsız kelimeler dikip dağın öte yakasına
Kalbinin ritimlerini sonsuzluğa sürüyorsun
Dışarıda kar ayazı, içeride sıcak
Ve odanın koyu gölgesinde sen
Sıcacık bir ürperti sırtında, ellerinde ayaz
Dalından kopmuş meyveler gibi bak toprağa
Yuvarlandıkça biraz çocuk, biraz haylaz
Ne dökülürse dökülsün dilinden yârim
‘Bütün günler senin olsun’ demiştin bir gün
Hırçın dalgalar gibi sokulup yüreğime ansızın
Hem gecelerimde, hem de gündüzlerimde
Vazgeçilmez alışkanlığım oluvermiştin yar!
Uçurummuş bakışların, b/aktıkça gözlerine yittim
İçinden sırrı sökülmüş erdemin talanı var meydanlarda
Acıyan yerlerimizin sessizliğini ovuyor zılgıt öfkeler
Apansız bir oyunun ne ilk, ne de son temsilidir bu
Anlam kendine kırgın, ben sorular içinde üşüyorum
İhdas fakiri insanlar yollarda, sevgiler kurak çöller gibi
Öfkeli yankıların terli kelepçesinde k/an
Kükreyen dillerin koynunda Azrail ıslığı
Kendi türkülerini söyler iken insanlar
Bir can/i çeker pimi, parçalanır kuşlar
O sağanak öfkelerin koynuna girmiş ölüm
Taş olup çöktüğümüz andır vakit derinlerimize
Sevginin bulutlarını okşar iken bir çocuk başımızın üzerinde
Gözlerimizde utançlı bir efkârdır çok uzağımızda kanayan
Hangi el koydu yolumuzun üzerine bu biçimsiz taşları!
Sessizlik ertelenmiş yasak bir gülüştür yüzümüzde
Her şeye rağmen, yine de!
‘Tüm Babalara…’
Silkinip bir an kimsesizliğimden, tutundum ellerine
Gürül gürül akan sularca aktım, sokuldum dünlere
Yönsüz bir geçmişin sırlarını araladım, ah ıslandım
Suyla sevişerek dağlardan iniyor mil
Yoksul bir köyü geçerek yol arıyor aşka
Eskimiş yüzlerde şaşkın ve asi bakışlar
Yıkık köprülerde çığlık çığlığa çocuklar
Yağmurun kırdığı dallar yüzüyor çayda
Kara bir bulut sarkıyor yükseklerden düze
Ateşin sürgünlerini sundu hayat çocuğa
Aslını merak etti çocuk
Bağrındaki aşka benzetti önce
Sonra üşüdü hayat avuçlarında
Yırtıp attı bir romanın sayfalarını ateşe
Sustu ansızın ateş




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.