Hayra yorulmayacak rüyalar tıkıp yoksul yüreğimize
Çok uzaklardaki anların birine yürümek vakti seninle
Satılık düşlerin saraylarında geceler sarınarak tene
Bir tutam yaşamak hazzı sürmek uçuklu dudağımıza
Gözyaşı kazanlarında yıkandıkça biz, gökyüzü öfke kusar
Solgun bulutlar geçiyor yurdumdan
Mor şakaklarında kurşun yarası
Eskimiş ağıtlar yakıyor kadınlar
Ellerinde ölümün soğuk kınası
Dağların etekleri gözü yaşlı bir kız
Biriktirilmiş sevgi sözlerimizin içsel karalamalarında
Her sevda umuda kundaklamadır yalnız bir bedeni
Her aşk olmazlığa ve özleme yürümektir aslında
Gönlümüzün derin hazlar aradığı bal kovanlarında
Sevda buruk tadılır çoğu kez, sokuluruz yalnızlığımıza
Düşün küflü kalburundan umut geçiriyorum
Hızla tükenen günlerin gergefinde iç çekişler
Zincirlerim suyu özlüyor ben seni düşündükçe
Birbirinden ayrılan tozlu yollar kesiştikçe aşkta
Sen eğersiz bir yılkıyla düşlerde bana geliyorsun
Loş bir yalnızlık davası aslında bizimkisi
O yorgun ışığa uçuşan gece çiçekleri gibi
Rutubetli defter sayfalarında saklanan
Rengine âşık olduğumuz menekşelerce
Kokusuna müptela olduğumuz çiçekler gibi
Kıyılarına sevdalı nehirlerce başıboş akan
Dün ile bugünü kıyaslamak bir nefeste.
Her insan gücü yettiğince, usu aldığınca bir mukayese dünyasında neler olup bittiğinin hesabını ah bir defalığına yapıverse.
Dünlerin o derin girdaplarından çıkıp bu günlere sürükleniş masalı belki de hayat.
Mesafeler boyu bizimle bu yolculuğa çıkanlar. Kimi sevdiğimiz, kimi bağlarını taşıdığımız ve eninde sonunda kendimizden önce yitirdiklerimiz.
Bu günlere gelmek kolay olmadı elbet. Ne hendekler aştık. Ne zorlukları atlattık ve ne badirelerin içerisinden sağ çıkarak insan kimliğimizi en başköşeye gururla astık.
Kimimiz hancı oldu, kimimiz yolcu bu kocaman coğrafyada. Hancılar yolcuları ağırladı, ağırladığınca kazandı, yolcular gece gündüz yol aldı ve bir gün baktı ki ardına, sadece ve sadece bir karınca boyu yol aldı.
‘Bütün günler senin olsun’ demiştin bir gün
Hırçın dalgalar gibi sokulup yüreğime ansızın
Hem gecelerimde, hem de gündüzlerimde
Vazgeçilmez alışkanlığım oluvermiştin yar!
Uçurummuş bakışların, b/aktıkça gözlerine yittim
Dışarıda kar ayazı, içeride sıcak
Ve odanın koyu gölgesinde sen
Sıcacık bir ürperti sırtında, ellerinde ayaz
Dalından kopmuş meyveler gibi bak toprağa
Yuvarlandıkça biraz çocuk, biraz haylaz
Ne dökülürse dökülsün dilinden yârim
‘Tüm Babalara…’
Silkinip bir an kimsesizliğimden, tutundum ellerine
Gürül gürül akan sularca aktım, sokuldum dünlere
Yönsüz bir geçmişin sırlarını araladım, ah ıslandım
İçinden sırrı sökülmüş erdemin talanı var meydanlarda
Acıyan yerlerimizin sessizliğini ovuyor zılgıt öfkeler
Apansız bir oyunun ne ilk, ne de son temsilidir bu
Anlam kendine kırgın, ben sorular içinde üşüyorum
İhdas fakiri insanlar yollarda, sevgiler kurak çöller gibi




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.