Örselenmiş öfkelerin zembereğinde kış ayazı
Tarumar sesler biriktiriyor kadınlar gönülde
Közsüz şiirler sıralamakta insanlar ekranlara
Aşkın mor adasından kovuluyor günsüz arzular
Gözlerimde mor salkımlar, yüreğimde sancılar
İçimin ıssız duvarlarında yetim bir çocuk
Kervanlar geçiyor gönlümün dağlarından
Dünden bu güne sürgit acılar zemherisinde
Eskimiş bir düşün diyetini ödüyor yüreğim
Kerpiçten yapılmış bir ocakta kahve kokusu
Adımladıkça özlem dedikleri devasa kadrini
Aydınlığı ezerek karlı yollardan gelmek sana
Utancımı gizleyemeyen parmaklarımı sıkarak
İmlasız sözcüklerden bir ateş yakmak şanına
Kar çekiyor üşümüş sulardan şafakta balıkçılar
O dingin söz arasında bakışların, eksilen günü biçerdi hayat eksenimize, dışarıda yağmur serpintisi, havada ayaz.
Sırlar dökülürdü dudaklarından, satır arasındaki kelimeler bir martının çığlıklarına karışır, sözlere dönüşürdü haz.
Tadımlık mutlulukların yanık sularında bakışlarım resmini örselerdi, dudaklarımızdan dökülürdü harelenmiş bir yaz.
Kısacık anların sevinç molalarıyla devrilirdik düşlerimizin gölgeliğine, avuç içlerimizde kanardı aşk denilen hicaz...
Dingin suları okşadıkça gecenin eli, kıyılır taşın yüreği. Yarayı sabır iyileştirir, sargıyı öper usulca yârin sesi. Devrilmiş günlerin kayıplarını biriktirir bir adam uzak kentlerde, düşürmez elinden kalemi. Sevda kırık bir saz gömleği, düşler tarlasında yeşeren aşk çiçeği. Dünlerin kalıplarını kırıp attım denizlere, mutluluk yosun gözlerinin yanık yolcu şerbeti.
Dışımda haylaz günlerin hıçkırığı tüterken
Ben sancıyla karıncalanan kolumu ovuyorum
Renklerin alaca şafağından önce esniyor gece
Kalburüstü odalarda ben düşleri sayıyorum
Sabrımın derinliklerinde erteli şiir sancıları
Yalnızlığın atmosferinde aşkı soluyorum
Gecenin karanlığından bir yudum alıp
Yitik seslerin üstünü örtüyor kadın
Gözyaşlarını seviştiriyor yalnızlığıyla
Kayıp giden yıldızlar gibi geride yıllar
Hangi sesin peşinden gitse de ayrılık
‘Gel’ diyor içindeki o ses apansız
Dört mevsim değilmiş hayat, beşinci boyuttayım
Kesildim kaynağımdan, şimdi yol ayrımındayım
Yürekte katmer acılar, ruhum bozgun yemiş sanki
Neye dokunsam hüzün, küçücük bir oyuktayım
Bütün aynalar kirlenmiş, analar ölüm doğuruyor
Renkler salıp asırlardır akıp giden sulara
Kimi ömürlük, kimi de çeyrek yaşanmışlıkların
Peşinden sürüklensek şimdi fütursuzca
Vaktini doldurup düşen yaprak gibi
Utkular sıralasak yabanıl dilimize
Onurumuzu durmadan kemiren şu yaşamda
Günlerin kaydırağından inerken düze, bir çivi çakılır narin yüreğimize
Gerçekle düş arası bir yalnızlık torbasıdır gönlümüzdeki, kapılırız düşe
Sesler çoğalır içimizde, telaşla sorarız ‘günlerden ne’ diye takvimlere!
An hüzün, içimizdeki yalnızlık zilidir, çaldıkça gülümseriz yiten günlere
Hangi yanardağın artığı gönlümdeki dağlar, kuşların çığlığı var pencerede
Yüreğimin ş/aşkın taşkınında kurumuş orm/anlar
Kıyıda köşede kekre yalnızlık, unutulmuş ağaçlar
Sesimi içimde tutuyorum, ruhumda günsüz acılar
Say ki hiç yaşamadım, bir var, bir yokmuş anılar
Hüzünlerin o ırak istasyonlarında eskimiş yüzüm




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.