İçimin ıssız duvarlarında yetim bir çocuk
Kervanlar geçiyor gönlümün dağlarından
Dünden bu güne sürgit acılar zemherisinde
Eskimiş bir düşün diyetini ödüyor yüreğim
Kerpiçten yapılmış bir ocakta kahve kokusu
gölgesine damıtılan üşümüşlüğün teknesinde
kızıl bir aleve uzanır ellerim, vakitler üşür iken
dilimde geceden kalma eski bir türkü olur aşk
tütsülenir sitemim, derinlerimde yosun kurur
yağmurda ıslanır tenim, seni içerim bir yudumda
Eski/miş baharların güncesinde gözlerim
Kalbim avuç içlerimdeki o haylaz tohum
Buruk ba/kışlarımın retinasında kirli bir ayna
Yağmur bulutlarıyla sevişiyor yalnız bir kadın
Evveli silinmiş bir an hıçkırığı gözlerimin tülünde
Ebedi yalnızlıkların kilimini serdim aşkın şehrine
Gözlerimde biçare bir yalnızlıktır şimdi ayrılık
Göğsümdeki gün tozlarını serpiyorum denizlere
Kuytu zamanların dergâhında geçirdim ömrümü
Ruhumun tuhaf aksi vuruyor
Kendi tortularımın gölgesine
Gri bulutlar dolaşıyor başımda
Hangi zaman yansıması beklediğim
Hangi kutsal ışık yokluğuna yuvarlandığım
Bilmiyorum.
Örselenmiş öfkelerin zembereğinde kış ayazı
Tarumar sesler biriktiriyor kadınlar gönülde
Közsüz şiirler sıralamakta insanlar ekranlara
Aşkın mor adasından kovuluyor günsüz arzular
Gözlerimde mor salkımlar, yüreğimde sancılar
Adımladıkça özlem dedikleri devasa kadrini
Aydınlığı ezerek karlı yollardan gelmek sana
Utancımı gizleyemeyen parmaklarımı sıkarak
İmlasız sözcüklerden bir ateş yakmak şanına
Kar çekiyor üşümüş sulardan şafakta balıkçılar
Ruh çengelime asılı prangalarla geceye yürüyorum
Binlerce yarasa gövdemde, gözlerim kanlı bir çanak
Onlarca oyuk var sanki gönlümün kemik tarlalarında
Yaşlı söğüdün gölgeliğinde suya uzatıyorum ayağımı
Hangi balta parçalayan leşimi, beynimde kör kurşun
Kor ile dövülürken örste demirler
Bir mevsimin hıncı dökülür aşkın üzerine
İlmiklenir sözcükler birbirinin içine
Ve alev durduk yere karartır özünü
Diker uzaklara asil bir bekleyiş gibi gözünü…
Talanlanmış bir gelecek haritası titriyor ellerimde
Çamurla, kanla, zulümle karılmış sıvalar yüreğimde
Yarıyor göğsümü rüzgâr, unutulmuş dünler dillerde
Sökün şu onurumu göğsümden, öleyim kendi içimde
Kayıp iniltiler var derinlerde, teşhis edilemiyor ölüler




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.