Hep efsunlu bakıyordu bilge gözlerin
Damıtılmış mutlulukların gölgeliğiydi aşk
Şarap sağardın geceleri, düşle karışık
Yosun bekası gözlerin ışırdı uzak çöllerden
Ben yoklukla tokluğu değiş tokuş ederdim
Bir yorgunluk telvesi gibi sığardım içine
Solgun seslerin deri askısında
Eskimiş yüzlü bir adamdı an
Aşk düğümlenirdi bakışlarında
Yorgun usunda zılgıt düğünler
Don tutmuş gecede eşkıya zemheri
Sırla harman olmuş anıların
Yaygarayla geri getirilmeyen yılların
İhlasıyla avunduğumuz geri gelmez hatıraların
Portresini yapıyor insan
Düşünde yangın yeri hayat
Anlam arıyor bütün karmaşalara
Kocaman bir yalnızlık haresi göğsümde
Can evimde kaygıyla sevişiyor düşler
Süzülsem çürümüş peteklerden aşkla
Gururum suskuyu emer mi ömrümden!
Arşınlara böldüm nicedir ben unutuluşu
Tüm suskuların gümüş bakışlı eğerinde tanrısal bir bakış vardır
Kendi içine soyunmuş bir denizin kristal surlarından aşağıya bakar bir kadın
Usulca toprağı eşeler bir at, toynaklarını baharlarla bileyler
Ve renk cümbüşü içerisinde akıp giden bir ömür ruhumuzda gülümser...
Figürler dans ederken sarı yapraklı kırlarda, şelaleler dökülür saçlarından
Kendi masalımızın o büyülü ütopyasında
Gözyaşıyla sulanan sözcüklerin fırtınasında
Yalnızlıktır devrildiğimiz şu ömür musallasında
Kıyım bir gülücüğün yazgıları dökülür dilimizden
Ellerimde hala kına kokusu, sevda duçardır sevgili
Sevdanın yitik cennetini arar insanlar, unuturlar yürek ağrılarını
Ölümsüzlüğü dilerler göklerden, rüzgâra bırakırlar hep umutlarını
Aşkın aynasında hüsran çoktur, eskimiş kayalara asarlar kırıklıklarını
Seni sevmenin alternatifi yoktur, ben seninle aralarım aşkın kapılarını
Adının baş harfini savurup göklere eylül yağmurlarını dilemek vaktidir şimdi bulutlardan. Nili doyuran, barajları taşıran, kara Afrika’yı çamura bulayan, ağaçları, çiçekleri kutsayan, tüm canlıları yaşama bağlayan anlar için. Seni düşündükçe, varlığına şükretmek, yalnız ruhumu kırlara sürmek ve doyumsuz oyunların kırlarından geriye dönmek istememek bugünlere. Senli mutlulukların yağmur duası var ruhumda, çaresiz insanların çatlak dudaklarında. Ansız bir yağmur olup yağıver seni özlediğim anlarda yorgun avuçlarıma.
Kulaçlasam denizleri
Derya olsa yalnızlık
Al yalaz bakışlarının perdesine
Bakışlarını işlesem
Kendi günahlarımın silsilesine
Sen diye sarılıp ağlasam
Ruhumun tuhaf aksi vuruyor
Kendi tortularımın gölgesine
Gri bulutlar dolaşıyor başımda
Hangi zaman yansıması beklediğim
Hangi kutsal ışık yokluğuna yuvarlandığım
Bilmiyorum.
Evveli silinmiş bir an hıçkırığı gözlerimin tülünde
Ebedi yalnızlıkların kilimini serdim aşkın şehrine
Gözlerimde biçare bir yalnızlıktır şimdi ayrılık
Göğsümdeki gün tozlarını serpiyorum denizlere
Kuytu zamanların dergâhında geçirdim ömrümü




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.