Selahattin Yetgin Şiirleri - Şair Selaha ...

Selahattin Yetgin

Mumun aleviyle ısınıyor terli bir gece
Eksik şiirler tutunuyor simli perdelere
Alev tutkuyu sarmalıyor, yel özlemi
Söz ruhu okşuyor aşkın elleriyle

Titreyen bedenlerin teri var yatakta

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Avare bulutları gövdesine sarmış
Ruhunun gölgesini rüzgâra bırakmış bir adam
Dışarıda cimri bir bahar
Kırışmış yüzlerde ışıksızlık
Yorgun bakışlarla etrafı süzüyor yaşlılar
Delik ceplerinde kayıp tortular

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Öfkeli yankıların terli kelepçesinde kan
Kükreyen dillerin koynunda Azrail ıslığı
Kendi türkülerini söyler iken insanlar
Bir can çeker pimi, parçalanır kuşlar

O sağanak öfkelerin koynuna girmiş ölüm

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Dışlanmış yıldız duruşu var gök/yüzümde
Işıklara muht/aç kentler üşüyor ellerimde
Gelinlik kızlar ölüm içiyorlar sırça taslardan
Güneşi tırn/aklıyor asi bir çocuk sular içinde

Denizler ölüleri yıkıyor tuzla sarmalayarak

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Gülücüklerle bezeli bir albümün öyküsünü sarı tonlarında saklar hayat. Her sayfada çoğul bir gülüşle ilerler, bir nefeslik şölen gibi kâh ağlar, kâh güleriz…
Her insanın bir gönül albümü vardır.
Her insanın gülümsediği bir objektif, eşlik ettiği bir topluluk, sevdikleriyle, belki de sevmedikleriyle birlikte poz verdiği resimleri vardır.
Kocaman bir devrandır hayat. Kimimizi değirmen misali henüz kemale ermeden öğütür, kimimizi de kocaman kollarının içerisinde tutarak kâh güldürür, kâh süründürür.
Derinde, çok derinlerde, kimimizin ara ara indiği, kimimizin de hiç bilmediği o ihtişamlı derinliklerde neler gizlidir oysa. Bir ölüm anında misafiri olduğumuz mezarlıklarda, son görevimizi yerine getirmek için tutunduğumuz bir tabutun kollarında, kim bilir belki de bir hasta yatağının başucunda kendimizi sorguladığımız anlar vardır.
İşte öylesi anlardır kendimizle yüzleştiğimiz anlar. Böylesi anlarda avuçlarımızı yüzümüze kapatıp düşündüğümüz o kısacık saniyelerde hayatımız bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden gelip geçer. Önce çocukluğumuz, yani ulaşabildiğimiz en uç hatıralar silsilesi alıp bizi çeker kendi derinliğine.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Yapıştırsam bir an, dün ile bugünü bir kareye
İhanet ölümü teğet geçer, sokulur ah kendine!
Kuşlar bu gece de tünemez sahipsiz mezarlara
Kuyularda sular tükenir, sökülür kara çadırlar
Bir yürek daha sustu, gizlendim b/en derinlere

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Çığlığımın ezberini bozuyor iç çekişim
Sahnede mavi gözlü şaşkın çocuklar
Ezberimin ritmi bozuluyor yollarda
Avuçlarımda kanayan bir düş yankısı

Sesim acıyla hasbıhal ediyor nicedir

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Bütün anlamsız sıradanlıkları aşarak
Ve kendi sırlarımızdan taşarak
Karışmak izdüşümlü satırlara
Ardından yaşlı bir sonbaharı karşılamak

Sonsuzluğa vurulan mühürler gibi

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Dört mevsim değilmiş hayat, beşinci boyuttayım
Kesildim kaynağımdan, şimdi yol ayrımındayım
Yürekte katmer acılar, ruhum bozgun yemiş sanki
Neye dokunsam hüzün, küçücük bir oyuktayım

Bütün aynalar kirlenmiş, analar ölüm doğuruyor

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Renkler salıp asırlardır akıp giden sulara
Kimi ömürlük, kimi de çeyrek yaşanmışlıkların
Peşinden sürüklensek şimdi fütursuzca
Vaktini doldurup düşen yaprak gibi
Utkular sıralasak yabanıl dilimize
Onurumuzu durmadan kemiren şu yaşamda

Devamını Oku