Örtünüp yüzüme şimdi en vakurlu efkârı
Çiçeklerin solmadığı kırlara yürümek vakti
Zeytin bakışlı çocuklar karşılasa yine beni
Coşkulu ırmaklara atsam terli bedenimi
Sevgiyle okşasam bütün kuşların kanatlarını
Serpsem o doğurgan toprağın hicranlı göğsüne
Kıyım yolculukların kalabalık peronlarındayım, vakit hüzzam bir düşünüş
Kaygılı günler biriktiriyor yorgun insanlar, yaşamak dedikleri hazin öpüş
Düşler ekiyorum sevdanın coğrafyasına, yalancı ekranlarda kavga, dövüş
Mevsimler harcıyoruz hoyratça, aşk dedikleri bekleyişle takas edilen ölüş
Gövdesiz güzelliklerle donatılıyor şehirler, kıyıda köşede mesanesiz çöpler. Kaygan duvarlar çöktü, sınırlarda üç boyutlu ışıklar. Doygun ruhunda yaşamın elips kahırlar ekiyor insanlar cilalanmış taşlara, yosun tutmayan yüreklerde kopar iken fırtınalar.
Hangi taşı avuçlasan çocuk
Sevgi ve aşk vardır özünde
Konuşmaz, oflamaz, yanmaz
Bir hıçkırığın edası vardır özünde
Sıradağlardan kopup gelmiştir o
Yorgun bir zaman artığınca bir yerlere...
Bir ıslık sesiyle uyandırsam yorgun denizi
Eksik yaşanmışlıklar sürsem yanık yüzüme
Hangi düşün fısıltısıdır asırlardır dilimdeki!
Başımda gökyüzü esiyor, dizlerimde sızı.
Kangren cümleleri ar damarından ayırıp
Ölüme acıkan doyumsuzlara serpiyorum
Anlam kargaşasıyla karıştırılmış anların
Kara yazgısını ruhumda yetiştiriyorum
Aşkı ilikliyorum korkumun varsıllığına
Gecemin üryan sesini topluyorum hazla
Bereketli yağmurlar yağıyor hüzünlü topraklara
Katmerli kasvet kaplıcalarında hüzzam acılar
Çıplak bedenimi okşayarak öpüyor beni rüzgâr
Kızıyorum seni ruhumdan ayıran notasız şarkılara
Ne kadar dilediysem içemedim sevdanın şırasını
Sonu görünmez karanlıkların erteli mevsimlerinde
Kırgın damlalar yuvarlanır özledikçe avuç içlerimde
Gülüşlerin sokulur yarama, uzak masallarda gözlerin
Kanar denizler, üşür düşler, yorgun çehremin seherinde
Sınanmış bekleyişlerin uzak bağlacında habersiz cemreler
öfkeleri dikişinden söküyor terziler
dillerde toprak ezgili türküler
yüzümüzde ihtişamlı yenilgiler
ruhumuzda soysuz çizgiler
hırsla kavruluyor topraklar
iştahla tüketiliyor erdemler
Kanadıkça çukurunda barış
Kar sıçrıyor kanlı çamura
Susuyor özgürlük denen kuş
Aynı bakışın cennetinde/
Ve aynı susamışlığın sahilinde/
Doyumsuz bir mutluluğun/
Saçakları var ruhumda/
Dudağında aşkın peteği/
Gözlerinde hırçın ırmaklar/




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.