Bazen tersten okunur hayat
Aşk gibi, sevda gibi
Sessiz çığlıklar serpilir satır aralarına
Yaşam gibi, umut gibi
Seni düşündükçe ben
Gül dalında bir yaban arısı
Kendi eşiğine kıvrılıyor kırılmış çizgilerimiz
Sırtlayıp acıları yürümek yakasız yolculuklara
Sığınacak yer arar iken yüzde sevinçlerimiz
Kırgın bir menzil arar insan kadim aldanışlara
Nabzımın nahoş şerbetini dağıtıyorum çocuklara
‘Hayalleriyle birlikte cennete kanatlanan İstanbul katliamındaki ölümsüz şehitlerimizin anısına, saygıyla’…
İnceden bir keman sesiyle uyandım geceye
Sınırsız gökkuşağı karanlıkla sevişiyordu
Ruhumdan sarkan gürültüyle sendeledim
Kanlı bir haritanın önünde ölülere seslendim
Bütün sıradanlıkları bir çırpıda aşarak
Kendi sularının sallarından taşarak
Hayata aşk gibi, sevda gibi karışarak
Sonsuzluğu aşkla, sevdayla karışlamak
Kimi hallerde yaşamı avuçladığımız
Kimi baharı, kimi sonbaharı karşıladığımız
‘Özgürlük medeniyetin insana bir armağanı değildir. Hiç medeniyet yokken insanoğlu çok daha özgürdü’. Kızılderili Atasözü
Büyümek istedikçe birbirimize çocuklaşmışız
Ne çok azalmışız gönülde yoktan bahanelerle
Bir selama, bir kelama hiç mi vakit kalmamış!
‘Geri Döndü/rülemez bir yolculuktur hayat, sevinçlere yelken açarız ıssız gecelerde. Kıyım dalgalar çarpar yüzümüze, ah çekeriz uzaklarda bir yerlerde. İhanet asla söndürülemeyen bir yangın, ahir mutluluklar ekmek gerekir çok geçmeden yüreklerimize’…
Gün boyu sırılsıklam bir ihanettir karanlık
Sürüler uykulara dalınca aydınlanır ortalık
Yanık sesli bir çobanın ıslığıdır nicedir hayat
Dünyayı tersine çevirdiler, yaşamak fazlalık
Bir dinamit basıncıyla olup bitmişti her şey
Çocuk gözlerinde üryan kıvılcımlar
Kadın yüreğinde acılardı yaşadığı
Bölüşülmüş vakitlerin kanlı yataklarında
Hüzzam bir mermiydi gözleri
Umut çığlıklar atıyordu ruhunda
Kiraz çiçekleri açmış yeşil dallarda
Nisanın gülüşleri Mayıs’a sarılmış
Hüznün kaşığından bahar damlıyor
İpekböcekleri ağlara ihtişamı örüyor
Günlerden yine herhangi bir gün işte
Işık katmanında haylaz bir yel
Gözbebeklerimde duçar noktalar
Eksik sarılışların titreme odalarında
Üşüdüm, yok üstümü örtecek bir el
Yeniden dolaşsam şu ummanı
Yudumlara böldüğümüz mutluluk lokmalarının kahrında pastil
Onulmaz bir yürek ağrısını diktik göğsümüze, acıyı diler iken
Habersiz gel/gitlerin rahminden bir canı daha çekecekken Azrail
Biz cennetin derinliklerinde cehennemi yaşadık, yaşama koşar iken
Hangi musalla bize ayırdığın ya rab! Hangi dokunuşlarımızı kıskandın!




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.