Kırık parçaları yapıştırmıyor gözyaşı
Dilde hüzünlerin pastilleri erimedikçe
Hep aynı köşeleri sunuyor insana hayat
Dönenler mutlu, düşenlerin göğsünde kanıyor fıtrat
Hangi zarı atsam gökyüzüne hışımla
Yapışıyor yakama yoksul bir imbat
Çok sesli bir müziğin ritminden kaçıp, uzaklara, kendimizi dinleyebileceğimiz çok uzaklara gitmeyi istediğimiz vakitlerdir, hayatın içindeki olumsuzluklardan tiksinmeye başladığımız an’lar.
Az ötedeki bir minareden yükselen sala sesine kulak kabartan yaşlı insanların bakış istikametini doğru algılayıp ve ellerimizle tüm gürültüyü bastırmak istediğimiz anlarda cami hocasının yitip gitmiş bir canın ismini mırıldandığında dudağımızdan dökülen, ‘Allah Rahmet Eylesin’e karışıverir aslında kıymetini asla bilemediğimiz yaşama şükrümüz.
Gidilmeyen tek yolculuk, varılan gönlünün ülkesinden dönüştür
Kırılmış nice yüreklerde mağrur bir aşkı büyütmek ise çok zordur
Yaşamak dediğin, sudan yana akmak, sudan çıkmamaktır ey sevgili
Aşk, hiç çözülememiş bir muamma, onun da yağmur gibi vardır düşleri
Sevdanın gelgitlerinde bir koy arıyorum sığınacak. Bu fırtınalar çok yaman gülüm, ben senin ülkene sığınmak istiyorum.
Derin uykulardan sarsılıyor insanlar
Gök kendi kabına sığmayan bir deniz
Kahırlı çarpmalarla boşalıyor sular
Sıcacık yataklarda korkulu dualar
Birleşiyor zamanın çubukları dilde
Kuşlar ıslak yuvalarında mahpus
Islak adımlarımda kaldırım ezginliği
Dudağımda üşümüş bir ıslık
Düş ekiyor insanlar gök gürledikçe
Kendi patikalarını aşarak toprağa
Ruhumda eskimiş şarkılar
Yarayı okşadıkça kuru ayaz
Ellerine kapanırdım acının
Dilinde c'an bulurdu vakit
Ben gözlerinin içinde susardım
Işıtırdı aşkla bütün karanlığı
Eksenini arayan sözlerin lavları, aşka düşer sonunda
Kırık bir yürek testisi olur o an dudağımızda damla
İçsel birlikteliklerin fiyakalı iklimlerini bekler aşk
Ruhumuza ilişen sevginin kapılarını hep aşka açarak
Suskun, kendine pus, hayata küs düşlerin satır aralarında iltica devrilişler biriktiriyorum, yüreğimde onlarca nasır. Kırık masallar biriktiriyorum sarı günlüklerde, dudağımda kir, ellerimde aşka ait bir safir. Dalgayla ovuyorum gönlümü, sular yanıyor içimde, saçlarımda yorgun ahir. Sevdanın raylarında sana geliyorum, tenimin sahralarında mevsim hep kahır.
Takılıp onulmaz ve uslara sığmaz bir kibrin peşine
Fırat’ı kırat’la, ahiret’i de fıtrat ile geçiyor insanlar
İnadına sadakat, kurumuş dillerinde eski bir türkü
Yalnızlık dedikleri şey, suratsız bir insan profili
Hüzzam çığlıklar tenceresinde taş kaynar iken
Aykırı devrilişlerin mezarlıklarını devşiriyor analar
Yalnızlık ruhumuzun en özel odasıdır
Yanık bir keman sürtünüşüne tutunup
Sırlarla kucaklaşan yüzümüzdür
Hiçbir varsıllıkla değişmeyiz
Masalların kahramanları çoktur
Ve biz bir o öykünün satır aralarında
Yağmur suyu biriktirdiğimiz derin kuyularda
Kehanet artığı masallar arıyor masum insanlar
Paylaşılmış sevgi sofralarındaki öksüz halimiz
Devrik masaların ayaklarındaki kırıntılar gibiyiz
Yakınlaştıkça birbirimizden uzaklara gittiğimiz




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.