‘Özgürlük medeniyetin insana bir armağanı değildir. Hiç medeniyet yokken insanoğlu çok daha özgürdü’. Kızılderili Atasözü
Büyümek istedikçe birbirimize çocuklaşmışız
Ne çok azalmışız gönülde yoktan bahanelerle
Bir selama, bir kelama hiç mi vakit kalmamış!
Güncesiz yuvarlanışların ekseninde gözlerim
Gözbebeklerimi soyuyor tabipsiz acılar
Sessizliğimin tutanaklarında adın
Issız bir yörüngede yürümekteyim
Sesin çınlıyor günlerdir ruhumda kadın
Nadim tutkuların esiri insan
Soyundukça özünü üşüttü
Yılgın nesilleri doğurdu kadın
Erkeğini bekledi savaşlar bitince
Onca kavim buldu asil aslını
Beklediği o er hiç dönmedi
Bazen tersten okunur hayat
Aşk gibi, sevda gibi
Sessiz çığlıklar serpilir satır aralarına
Yaşam gibi, umut gibi
Seni düşündükçe ben
Gül dalında bir yaban arısı
Kendi eşiğine kıvrılıyor kırılmış çizgilerimiz
Sırtlayıp acıları yürümek yakasız yolculuklara
Sığınacak yer arar iken yüzde sevinçlerimiz
Kırgın bir menzil arar insan kadim aldanışlara
Nabzımın nahoş şerbetini dağıtıyorum çocuklara
Eskimiş baharlara mektup yolladım
Yırtılmış suretimde hazin yalnızlığım
Derinliklerinde aşka iltica imkânsızlığım
Sırlarında bir başıma sıkışıp kaldığım
Bir daha asla gelmeyecek günlereydi özlemim
Yaslanıp derin bir iç çekişle kimsesizliğime
Üşüyen ağaçların yelesinde kırık bir rüzgâr
Yıldızın kahrını çeken ayın kanatlarında aşk
Yokluk tükenir seni düşündükçe, vakit uzar
Sevinç yaşamımdaki mutluluk harçlığım olur
Çocuk gönlünü açmış uzakları izliyor bir adam
‘Kırılırsa fayları gönlümüzün, depreşir yaşamak andımız dilde. Şarkılar hicaz bir ayrılığı müjdeler, dolanır o an avuçlarımız yüzümüzde’..
Aynı noktadan akıyorum yokluklara
Aynı uzaklıktan bakıyorum tokluklara
Yaşamak ile ölmek arası bir menzilde
Aynı kitaplıktan anlam arıyorum aşka
Yıllar öncesine dönüp, hafızamızdaki tüm siyah beyaz anları bugün ile değiştirmek, onları renklerle boyamak imkânımız olsa sanırım bir an düşünür, ‘hangi resim mutluluktur! ’diyerek sormadan edemezdik.
Özünü, sözünü ve kökünü arayan bir toplum olduk son dönemde. Her gün değişen gündem aklımızı, mantığımızı, şuurumuzu alt üst etti, etmeye de devam edecek gibi görünüyor. Her birimiz bir başka yola sapmış, aile yapımız zayıflamış, kültürümüz Allaha emanet, kıymetlerimize, değerlerimize ve ananelerimize sahip çıkamamak da bizi bizden uzaklaştırmış.
Bir kentte yaşamak, bir kentin bireyi olmak artık akıl dışı bir eylem gibi bu insan harmanında. Kimsenin kimseyi tanımadığı, küçücük bir bahaneyle kesip doğradığı, boğazladığı. Eşine, çocuğuna, dostuna kurşun sıkıp kaçtığı, olmazsa kendini harcadığı bir devrandayız şimdi. Her gün haberlerde çarşaf çarşaf ölümler, zulümler, karalamalar, yalanlar, nifaklar.
Ne ararsanız gördüğünüz. Neyi merak ederseniz duyduğunuz. Neyi sorgular iseniz kör, sağır ve duygusuz kaldığınız bu iğrenç süreçte kıyıda köşede kalmış küçücük mutluluk avuntuları bizi bir nebze de olsa yaşama bağlayan. Her insanın yaşamaktan öte, büyümek, güçlü olmak ve yıkılmamak hedefini belirlediği bu yalan parkurunda düşene Allah yardım etsin gerçekten. Bir değil, binlerce ayak altında ezilmek bile onun kaderi olmuşken ‘bu insanlık dışı yaşam atmosferine bizi uzaylılar mı soktu! ’ diye düşünmeden edemiyor insan.
Saraylarda yaşayıp ülkeyi bu yalan aynasından izlemek hangi kulu mutlu eder! . Hangi düşünce dehalığı ölümlerle, zulümlerle ve kaosla beslenir! Ve hangi yürek insanlık travması geçiren bir toplumu birbirine düşürmek için haram lokmaları yeryüzüne serper! .
Ne oldu bize! . Neler oldu o çok güvendiğimiz değerlerimize! . Küçücük bir radyonun başında öbeklenip mutluluğa yelken açtığımız günler nerede! . Arkası yarın’lara kendi hayatımızı kurduğumuz, zamanımızı altın küfelere doldurduğumuz o günlerden geriye ne kaldı! . Bir bardak çay deminde, gazlı bir lambadan çıkan o isli sevinçlerle, aynı sofralardan yudumladığımız şekerli şerbetlerle, aynı çanağa daldırdığımız öz değerlerimizle yoğrulduğumuz, aynı yataklarda düşlere daldığımız günler, anlar, mutluluklar NE-RE-DE! ! !
Gölgeyle oynaşan duvarların
Derinindeki asil korkudur aşk
Badeden zehir içen aç kuşların
Gülüşü asılır iğrenç gecelere
Üfleyip kırık bir neye sesimi
Söz olabilsem kangren hecelere!




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.