Yaşam her gün zorlayan bir çelişki yumağı. Zorluklar büyüdükçe yaşama direncimiz bazılarına göre azalıyor, bazılarına göre de bu zorluk farklı bir hırs oluyor kişilere. Ama özünde, insan olarak, toplum olarak, aile veya birey olarak gerçekten çok zorlu bir dönemden geçiyoruz ve bu zorluklar kalabalıklaştıkça içinden daha çıkılamaz bir hal alıyor.
Yaşamak adına boynumuza geçirilen o dikenli yaftanın boyunduruğundan ruhumuzu kurtarabilmek için kendimize çeşitli alternatifler, cambazlıklar üreterek ve her gün farklı handikaplardan geçerek bize biçilen ömrü tamamlamaya çalışıyoruz, tabi ki bunu yapabilecek gücümüz ve şansımız varsa.
Her gün yeni bir umutla başlar diyorlar. Deyim olarak yerinde ve anlamlı bir söz olabilmesi için bunun yaşamla birleşmesi ve bu birleşmeden yeni yeni umutlar türemesi gerek.
Göz açıp kapadıkça, kirpiklerimiz birbirine vurdukça birbiri ardına devriliyor günler.
Her gün dilimizdeki ‘Şükür’ ile uyandığımız, yaratana minnettarlığımızı sunduğumuz bir cennetin kapısı aslında hayat.
Aynı kapıdan girip, bir yaşam keşmekeşine karıştığımız, terli bir bedenle yine aynı kapının ardına gizlendiğimiz bu hayat koşuşturmacasın da ufkumuzdan bir bir kayıp giden günlerin ardından acaba ne kadar pişmanlıkla bakıyoruz, bir kez daha sormak gerek kendimize.
Dönence yalnızlıkların gecesine ay düşmüş, bedenim uzak köylerde
Hep aynı döngünün savruk ışıkları var yıllardır bulutsuz gökyüzümde
Serkeş masallar anlatır bıkmadan an, küreyi çeviren aşksız bedenlere
Hercai bir çoban ıslığıymış hayat, yalnızlığa sarılıp uyur iken gecelerde
Aynı kazanın kalaysız kolonilerinde
Nafaka biriktiriyor biçare insanlar
Serkeş ruhlarında kayıp nitelikler
Delik cepleriyle duruyorlar ibadete
Dudaklarında hüzünlü metelikler
Hangi yozlaşmayı siler yakarılar!
Sabırların kıyam ufkunda beni bekliyor o kadın
Hicran yorgun bir gemi, küpeştesinde mor geceler
Devriliyorum dalgayla, yüreğimde ona ait heceler
Korkuyorum kendi karanlığımdan, bakışları Leyla
Kapanıyor düne ait tüm kapılar, avuçlarımda aşk
Nikotin sarmalı var dudağının asi kıvrımında
Senden kalan anlardan üzerime sıçrayan aşk
Uz vakitlerin kuytu siperlerinde beklerken seni
Kanamalı düşünüşlerin raksı oynaşacak dallarda
Haylaz gölgeler cılız güneşe dönecekler sırtını
Vakitsiz yağmurlar getiriyor hoyrat rüzgâr
Gönlümün otağında hazin bir yalnızlık aşk
Ruhumun kınalı dağlarında puslu bir güneş
Dimağımın tozlu yollarından sana yürüyorum
Bütün sıradanlıkları aşarak sana gelsem bir gün
Gök/yüzünün bezgin bulutlarında rüzgâr ıslığı
Göle düşen bakışının yelesinde yağmur ıslaklığı
Yufka gönlünün hazan sofralarında med/cezirler
O katıksız sevilerin kabuğunda seni bekliyorum
Sular akıyor yüreğimin deli/kanlı şelalelerinden
Bakışlarının antika yüklüğünde gece
Paha biçilemez bir yorgunluk tenimde
Kendi sırrımın patikasından geçiyorum
İçimde anlamsız bir korkunun şeceresi
Gözlerimde mevsimsiz bir yağmur ıslığı
Mumun aleviyle ısınıyor terli bir gece
Eksik şiirler tutunuyor simli perdelere
Alev tutkuyu sarmalıyor, yel özlemi
Söz ruhu okşuyor aşkın elleriyle
Titreyen bedenlerin teri var yatakta




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.