Eskimiş kazağımın yakasında hercai kokusu
Hoyrat bir mühür yüreğimin avlusunda
Çekip çıkarsam zulamdan sana dair şiirleri
Dudağımda efsunlu bir söz olur musun!
Yüzünü yüzüme sürerek gülüşümü öper misin!
Kaderin ve kederin derinlerinde iniltiler
Günün yapışkan tozunu içer iken insanlar
Yalancı güneşe çiçekler atıyor bir çocuk
Bir çocuk parçalanıyor uzak bir şehirde
Ozan yüreğimde meleklerin hıçkırığı
Eskimiş sözcükler çarparken göğsüme
Mavi bir denize düşer ansızın gölgen
Yörüngesini kaybetmiş yıldızlar gibi
Saatler on ikiyi vurmadan sana üşürüm
Hangi doğrular tüketir az yaşanmışlığı!
Kendi içini kemiren şu dünyevi değirmende
Ne acılar öğütür insan denilen doyumsuz sistem
Masumiyetin ellerinden tutarak sürükler izbelere
Günahın koynuna girerek akar gider bakir denizlere
Usançlı ırgatların dilinde mahur bir türküdür yaşamak
Yağmurun yüceltisine tutunup şiir okumaktır sana aşk olmak
İyi halli bir dünyanın yükseğine çıkarak mutluluğa sokulmak
Seviler doğuran anaların ellerini sevgiyle öpmek ve ağlamak
Ve unutulmuş sevinçlerin güvertesinde sonsuzluğu kucaklamak.
Türküler asıyorum yüzüme, içimin coğrafyasında bin yıllık kederler. Aşka boyuyorum sokakları, ellerimde üşümüş düşler. Dudağımdan ismin düşmüyor asırlardır, nicedir yasta zamanlar. Köpüklü nehirlerde yıka ruhumu yokluğumda yar, kangren sırlarla geçemez sevdanın coğrafyasını sevgisiz gemiler.
Gölgeler sevişiyor yalçın kanyonlarda
Eskimiş geçitlerde kısık sesli rüzgârlar
Zehirli sarmaşıklar tutunmuş güneşe
D/evrilmiş bir bulutta yorgun gözlerim
Sancılara bürünen mevsim şimdi l/al
Güncesiz yuvarlanışların ekseninde gözlerim
Gözbebeklerimi soyuyor tabipsiz acılar
Sessizliğimin tutanaklarında adın
Issız bir yörüngede yürümekteyim
Sesin çınlıyor günlerdir ruhumda kadın
Nadim tutkuların esiri insan
Soyundukça özünü üşüttü
Yılgın nesilleri doğurdu kadın
Erkeğini bekledi savaşlar bitince
Onca kavim buldu asil aslını
Beklediği o er hiç dönmedi
Bazen tersten okunur hayat
Aşk gibi, sevda gibi
Sessiz çığlıklar serpilir satır aralarına
Yaşam gibi, umut gibi
Seni düşündükçe ben
Gül dalında bir yaban arısı
Kendi eşiğine kıvrılıyor kırılmış çizgilerimiz
Sırtlayıp acıları yürümek yakasız yolculuklara
Sığınacak yer arar iken yüzde sevinçlerimiz
Kırgın bir menzil arar insan kadim aldanışlara
Nabzımın nahoş şerbetini dağıtıyorum çocuklara




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.