Güneşin sıcacık kollarında rengârenk bir çiçek
Boyun büküyor soylu bir kadın aşkın ihanetine
Yeşil bir yaprak olup dalıyor resiflerin şehrine
Bir can çıkarıyor ölümden yaşama nefes nefese
Alnında biriken ışıkları aşırıp girsem ah yüreğine
Çoğalıp okşayışlarının çağlayanlarında
Dökülmeliyim kelebek kaçışlı düşlerine
Gönlünün derinliklerinde aşka ışıldayan
Yitik bütün sarılışları bağrında saklayan
Bir heyelan olup akmalıyım ben yüreğine
Karanlığı süpürüp sevinin kanyonlarına serpmek gibi
Kanatlarını rüzgârda tarayan bir kartal gibi
Kendi ıslığına aşık olmaktır yaşamak
Titrek bir mum alevini el yordamıyla içmek
Ve yüreğimizin bakir sularında aşkı kulaçlamak
Yaşam her gün zorlayan bir çelişki yumağı. Zorluklar büyüdükçe yaşama direncimiz bazılarına göre azalıyor, bazılarına göre de bu zorluk farklı bir hırs oluyor kişilere. Ama özünde, insan olarak, toplum olarak, aile veya birey olarak gerçekten çok zorlu bir dönemden geçiyoruz ve bu zorluklar kalabalıklaştıkça içinden daha çıkılamaz bir hal alıyor.
Yaşamak adına boynumuza geçirilen o dikenli yaftanın boyunduruğundan ruhumuzu kurtarabilmek için kendimize çeşitli alternatifler, cambazlıklar üreterek ve her gün farklı handikaplardan geçerek bize biçilen ömrü tamamlamaya çalışıyoruz, tabi ki bunu yapabilecek gücümüz ve şansımız varsa.
Her gün yeni bir umutla başlar diyorlar. Deyim olarak yerinde ve anlamlı bir söz olabilmesi için bunun yaşamla birleşmesi ve bu birleşmeden yeni yeni umutlar türemesi gerek.
Derinlerime çöktükçe ağırlaşan bir tortu gibiyim
Sarhoş naraları/M duyulmuyor artık sokaklarda
Kendi hücrelerine gizlenen bu insan coğrafyasında
Ağılından kaçıp mor dağlarını arayan koyun gibiyim
Ufku belirsiz yeşilliklerde hazin bir peşrev dilimde hayat
Kirlenmiş aynalara baktıkça biçare yüzüm
Bakir bıraktığım denizlerde hüzün dolaşır
Ey acılarıma yön veren yalancı atlas!
Söyle, hangi cehenneme sürülmüşüm!
Soluğum kesildikçe yaşamaya, seni düşünürüm
Çıtkırıldım bir ömrün çürük salıncağında yorgun bedenim
Masallar ülkesinde aşina yalnızlığı kucaklıyor çocuk ellerim
Boğazımda bir ilmek, ruhumda henüz okunmamış şiirlerim
Kalem yüreğe küs, ten bedenden ayrı, aşka yürümekteyim
Dışlanmış yıldız duruşu var gök/yüzümde
Işıklara muht/aç kentler üşüyor ellerimde
Gelinlik kızlar ölüm içiyorlar sırça taslardan
Güneşi tırn/aklıyor asi bir çocuk sular içinde
Denizler ölüleri yıkıyor tuzla sarmalayarak
Gülücüklerle bezeli bir albümün öyküsünü sarı tonlarında saklar hayat. Her sayfada çoğul bir gülüşle ilerler, bir nefeslik şölen gibi kâh ağlar, kâh güleriz…
Her insanın bir gönül albümü vardır.
Her insanın gülümsediği bir objektif, eşlik ettiği bir topluluk, sevdikleriyle, belki de sevmedikleriyle birlikte poz verdiği resimleri vardır.
Kocaman bir devrandır hayat. Kimimizi değirmen misali henüz kemale ermeden öğütür, kimimizi de kocaman kollarının içerisinde tutarak kâh güldürür, kâh süründürür.
Derinde, çok derinlerde, kimimizin ara ara indiği, kimimizin de hiç bilmediği o ihtişamlı derinliklerde neler gizlidir oysa. Bir ölüm anında misafiri olduğumuz mezarlıklarda, son görevimizi yerine getirmek için tutunduğumuz bir tabutun kollarında, kim bilir belki de bir hasta yatağının başucunda kendimizi sorguladığımız anlar vardır.
İşte öylesi anlardır kendimizle yüzleştiğimiz anlar. Böylesi anlarda avuçlarımızı yüzümüze kapatıp düşündüğümüz o kısacık saniyelerde hayatımız bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden gelip geçer. Önce çocukluğumuz, yani ulaşabildiğimiz en uç hatıralar silsilesi alıp bizi çeker kendi derinliğine.
Gülücüklerle bezeli bir albümün öyküsünü sarı tonlarında saklar hayat. Her sayfada çoğul bir gülüşle ilerler, bir nefeslik şölen gibi kâh ağlar, kâh güleriz…
Her insanın bir gönül albümü vardır.
Her insanın gülümsediği bir objektif, eşlik ettiği bir topluluk, sevdikleriyle, belki de sevmedikleriyle birlikte poz verdiği resimleri vardır.
Kocaman bir devrandır hayat. Kimimizi değirmen misali henüz kemale ermeden öğütür, kimimizi de kocaman kollarının içerisinde tutarak kâh güldürür, kâh süründürür.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.