‘’’Çoğalır insan birbirine sarıldıkça, usanç irinli ekmek içi gibi sardıkça benliğini. Gülün kokusu öper yalnızlığın gecelerini, sevinç pusatsız bir cenkte asar ansızın o ipekten ceketini’’’..
--------
Kimseden sorulmasın, mesnetsizlerden ‘aman’ dilendiğimi
Çok uzaklarda, belki de bir ağaç gölgeliğinde
Keskin rüzgârların göğsümüzü üşüttüğü derinliklerde
Yıldızların izdüşümlerini bıraktığı yerlerde
Cızırtılı bir taş plak ahesteliğiyle
Hayatı yudumlamak istiyorum şimdi
Bir kahvenin en son telvesinde
Neşelendikçe iç çekişlerle biz yaşamaya
Kuşlar polen taşırdı çok uzaklardan saçlarına
Evveli olmayan masallar ısıtırdı analarımız
Kırık dökük, küflenmiş cezvelerde
Bir tutam aşk olurdu yaşamak...
Yarensiz kol gibi akar iken çayların
Ferhat’ın aşkıyla devrilmedi dağların
Yangına aşk olup sardı hep kolların
Dilimi lal eden güzelsin Antalya’m
Bütün renklerin asaleti ulu göğsünde
Yarensiz kol gibi akar iken çayların
Ferhat’ın aşkıyla devrilmedi dağların
Yangına aşk olup sardı hep kolların
Dilimi lal eden güzelsin Antalya’m
Bir başka düşün içindeki karanlığı yırtmaktır seni kucaklamak
Ardına bakmadan esip giden bir toz bulutunun peşinden uzanmak
Siyah olan bütün örtüleri kaldırarak
Senin belleğimdeki yansımana bakmak
Şimdi her şeyden çok alışkanlığımsın inan
Gök mavisi bakışlarında sana aşk olmak
Yoksul bir yürüyüştü belki bizimkisi, sevdalı
Nereye gideceği belli olmayan, şaşkın ve kırık
Demirleri pas tutmuş gemilerin izli resmi gibi
Tutunup gökkuşağına çocukça, dilde şarkılarla
O miadı eskimiş biletlerle atıldık yaşamalara
Açılmasını bekledik yırtık perdeleri asırlarca
İçine çektiğin her nefes
Yüreğimdeki ışıkla sevişsin önce
Sana beslediğim ışıkla, umutla ve aşkla
Bu önce seni, sonra beni ölümsüz yapacaktır
Aynı ışığın kulpundan tutuyordu vakit
Telgraf tellerinde üşümüş kuşlar
Bacalardan kırık dumanlar yükseliyordu
Bir adam yürüyordu usulca karanlığa
Sıkılı yumruklarıyla aşkı taşıyordu
Vedaların ellerini tutmuşsun kurşun bakışlarınla
Sazımda ağlar iken nağmeler, el sallamışsın bana
Her aşk önce yüreğinden vurulur, düşer toprağa
Kıyametimdir can evin, güller ek bu aşkın hatırına
Çileyi saflara dizdim yokluğunda, dilimde hep adın




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.