Selahattin Yetgin Şiirleri - Şair Selaha ...

Selahattin Yetgin

Önce, kendi patikalarımızdan yuvarlanmalıyız s/öze geçerken
Aşka yürürken ve ölümsüzlüğü gökyüzünden bir duaca dilerken
Gözlerimizin derinliklerindeki o bayram coşkularını çıkarmalıyız
Mağrur bir yakarı gibi sarılıp en soylu sevinçlerimizin içerisinden
Acının sureti olacaksa eğer, yakmalıyız ateşleri başka bir kuytuda
Adına nevruz denmese de, avuçlamalıyız ateşi ta göğsünden

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

İzini yüreğimizde bırakan bir sevdanın gönül ağrısıdır özlem, hep aşkla kanar
Hüzün dolu bir bardaktan dökülen su gibidir yaşamak, ruhumuz anları saklar
Onulmaz bekleyişlerin pencerelerinde üşür mevsimler, soğuktur hep odalar
Martılar selam getirir bir gün uzaklardan, denizler aşk olur, alev alev yanar


Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Bir yangın nöbetiydi aşk
Ahir zaman hıçkırığı
Sensizlik tanımsız bir cinnet
Cesedimin yerde sürüklenişi
Ne çok beklemişim oysa seni
Ne zemberekler kırmışım yüreğimde

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Uykusuz bir gece daha kara duvarlarda, saatler sağır
Sefil düşünüşlerin yatağında vakit kış, dışarıda rüzgâr
Usumda yağmalanmış gemiler, gömülmüşüm düşlere
Yüzümün hoyrat çöllerinden aşkın kervanları geçiyor
Yoksul devrilişlerin yakasında kan, ellerim çok üşüyor

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Ağız dolusu öfkeler ekiyorum mor dağlara
Korkular kırık bir ezgi gibi salınıyor sularda
Biraz mahcup, biraz esrik büyüler avuçlarımda
Tütsüler yakıyor bir kadın soğuk odalarımda

İğneli beşikler sallıyor aşk, devrildikçe içime

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

'Ey benim yaban güvercinim;
Ayrılık dağıma küskünlüğün,
Dallarımdan nicedir ayrılığın
Bitmedimi hala, neredesin! ..'

Sorular sorarsın durmadan. İçindeki yumakları karamsarlık dağlarıma dolarsın. Günlerdir bomboş içim. Günlerdir, fırtınalar esmiyor dağlarımda. Dingin ruhumun bozkırlarında nicedir yoksun. Nicedir, buz kesmiş, sarkıtlar ağmış sığındığım kuytularda yalnızlığımın buğulanan nefeslerinde bir başıma yaşıyorum.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Titreyen ve ağlayan kutsal bir resim gibi
Sırtında acıları taşıyan bir savaşçı gördüm
Yorgun yüreğinde gürül gürül bir sevda,
Ve yurdumun ırmakları akıyordu gözlerinde

Titreyen ve ağlayan kutsal bir resim gibi, sırtında acıları taşıyan bir savaşçı gördüm. Yorgun yüreğinde gürül gürül bir sevda ve yurdumun ırmakları akıyordu gözlerinde. Kabzasında kan olan zifir gecelerde çığlıklar duyarım kimi zaman. Ruhunu beş paraya satan nicelerinin bile yaşamayı asla beceremediği bu hayat lâbirentinde yalnız ve ürkek martılar döner mavi suların yansımalarında.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

'Güneşinin buzul sarkıtlarında
Gülüşlerin ve gözlerin dondu,
Yel olup geçtin ülkemden sen de
Firariydi sevdan, oda tutuklandı..'

Gözlerimin bütün ışıklarını sana çevirip, nice yüreklerden çaldığım ateşi sundum yüreğine. Sevmenin sıfır noktalarında, kuralların daha önceden belirlendiği sevda nöbetlerinde, tapınaklarının en gizlisine girip, en can alıcısını seçtim. Güneşine yüzümü dönüp, kuzey parelelindeki uçurumlara yürüdüm. Rengini anlayamadığım yalnızlıklarımda sevgisizliği, tadını bilmediğim sevdalarda hüsranı, tükenmiş hasretlerde acıyı tattım.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Hüzünlü yüreğinin yüklerini,
Bir rıhtımda öfkeyle döküyorsun
Ağlayarak değiştiremezsin hiçbir şeyi
Çünkü aşk ile yazılmış yaşam şarkımız...

Hüzün salıncağım rüzgârla yarışıyor. İçimin deli fışkınları kurudu. Gözlerimdeki fer sızım sızım sızlıyor ara sıra. İki dudağımın arasından düşmeyen, her yanıp yakıldığımda özgürce kullandığım kelimeler tutarlı, sözcüklerim inatçı, ellerim buz kesmiş, yüreğim gibi.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Türküler ülkesine yolculuğa çıkıyorum. Azığım yok, katığım yok, yüreğim yorgun olsa da aldırmıyorum. Çıkacağım bu yolda fırtınalar varmış, karlar hiç erimezmiş ve bahar hiç olmazmış ne fayda. Umudumun ilmek başlarından tutup, ellerim kan içerisinde kalsa da, tükensede ömrüm, sen varsan, sen yanımdaysan herşey vız gelir bana.
Hazan türküleri olsun isterse söylediğim. Yağmurlar bassın şu ülkemi. Fırtına tepelerinde bağdaş kurup, sırma saçlarının gül kokusuyla geçsin geri kalan ömrüm. Dilimden dökülen ve sırf sana ait olan sözcükleri dinlemekten bıkana kadar dinmeyi göze alabilirsen ben hazırım. Sana gelmek için bilendim, sana aşkımı sunmak için çıktım bu yola.
Ellerin ellerimde işte. Başın omzumda. Nefesin nefesimdeyken ne çok güçlü oluyorum bir anlatabilsem. Başımın üzerindeki gökyüzünü ayaklarımın altına alıp, renkli bir topun peşinden koşturuyorum. Örgülü saçlı kızlarla ip atlıyorum kahkahalarla. İçimdeki özgür atları salıp bembeyaz karların üzerine bir masal ülkesine dalarım.
Orada, yaşama merhaba'nın kollarında, bir mevsimden geçerken diğer bir mevsime, sorarım kendime, 'yaşamak ne, mutluluk ne? ' Sığdırırım hayatı kısacık iki cümleye, silerim usumdan korkuları.
Bunca zaman boşluklarda yürümüşüm bilmeden. Dönüşü olmayan sevgiler uçurumuna yol almışım. Ufkumu sana çevireli, kocaman yüreğine girdim gireli, sevgilerden yetim kalmışlığım bitmiş, sarılmışım anamın memesine yaşam gibi, su gibi, nefes gibi. Sular içmişim ellerinden kana kana. Gülüşlerinin büyüsüyle avutmuşum kalan ömrümü, serpilmişim toprağa tohum gibi.
Hoşçakal acılarım. Bundan böyle yaşama yeniden başladım ben. Özgür ırmakların çağladığı yerlere yolculuğum başladı. Ardımdaki tüm izlerimi sildim, cüce sevdalarımı da bıraktım masal ülkesinde. Nem varsa size kalsın, alın pişmanlıklarımı da. Taşlı dağ yollarına vurdum kendimi. Düşlerimdeki sırça saraylara, kırlara, ovalara gidiyorum.

Devamını Oku