cılız bileklerimde sancılı ömür aksi
sevinç eşsiz bir tasa göğsümde
eskimiş çarşılarda ayna arıyor kadınlar
dillerinde yitik türküler
serin yaz sabahlarının şavkı yüzümde
bacalarda entrika’nın dumanları
Bir köşeye fırlatılmış karalamalar günlüğümde
Gönlümün titrek feneri yanıyor çok derinlerimde
Islak dudaklarımda figan nağmeler
Üşüyorum kavruk bir çölün göğsünde
Suskun cümleler biriktirdim sana asırlardır
Kayıp kentin küreğinde üşümüş güneş
Niçin aktığını bilmeyen nehirlerde akşam
Aşkı çiğniyor kadınlar çelik gibi sularda
Dudaklarında ‘Ali’cenap özlemli haykırılar
Dayanıksız sabırlar ekiyorum mor dağlara
Boy vermiyor artık içimdeki üşümüş ağaçlar
Yıkık duvarların arkasındaki düşünüşüm
Bir ıslığın peşine takılmış, yürüyorum
Dilimde gurbet türküsü
İşkencedeyken mola
Yıldızlardan çaldığım bir gülüşle seni beklerim şimdi
Tüm kapılar kapanınca, tüm perdeler çekilince karanlığa,
Bir mum alevinde, kimi de bir ay ışığında dilsizliğin bağları çözülmez mi? .
Düşünce cemreler havaya, suya ve toprağa suskun türkümüz söylenecek nasılsa.
Sesinin, nefesinin ve yüreğinin atışlarına yetişecek çok sesli sözcükler yetiştiriyorum sana. Seni düşündükçe çocukluğumun oyun alanlarına dalıyor, bitip tükenmez şarkılarımla ve tüyden bacaklarımla gülüşlerine tutunuyorum. Bir sevincin çingene danslarında bu şiir seni anlatır yüreğimde taşıdığım sözlüklerde. Sözümü esirgemeden söyledikçe, Venüs güzelliğinin kalıntılarında sen yaşlı bir çınar ağacının gölgesinde beni beklersin inadına.
Kara gecelerin sırtında meçhul ömürler
Kumla hüznü karıştırıyorum duvar diplerinde
Kar yağıyor ruhumun balçık siperlerine
Özlemin derinlerinde eskiden kalma bir şarkı
Ağaçlar üşengeç bakışlarla süzüyor boşluğu
Çiğdem'de bir çiçektir gülüm, sevgi'dir özü
Tomurcuk bir sevda, aşk'ı taşır yüreğinde
İçindeki urbaları değiştirememişsin yazık
İşte, yine ben söyledim sevdaya 'Son Sözü'! ..
Acının memesine yapışıp, hasreti ekmek gibi ısırırdım kokun bana ulaşınca. Dilimi burkarken nice hatıralar, ben diyarında acıların olduğu, sancıların bulunduğu gözlerini seçerdim. Hücremi tırnaklarımla un ufak edercesine, yüzünün bir tebessümünü görmek için sana yürürdüm. Ellerini her tutuşumda yangınlara attım yüreğimi, dudaklarına her eğildiğimde içinin kabarık denizlerinde çırpındım, boğuldum.
Usumun kemik tozlarını,
Karınca dehlizlerine serptim
Taşı bastırdım gövdeme ezilsin diye
Bir çınarın en ulusuna astım sevilerimi.
Alacakaranlıkta, yalçın dağlarca
Ağız dolusu öfkeler ekiyorum mor dağlara
Korkular kırık bir ezgi gibi salınıyor sularda
Biraz mahcup, biraz esrik büyüler avuçlarımda
Tütsüler yakıyor bir kadın soğuk odalarımda
İğneli beşikler sallıyor aşk, devrildikçe içime
'Ey benim yaban güvercinim;
Ayrılık dağıma küskünlüğün,
Dallarımdan nicedir ayrılığın
Bitmedimi hala, neredesin! ..'
Sorular sorarsın durmadan. İçindeki yumakları karamsarlık dağlarıma dolarsın. Günlerdir bomboş içim. Günlerdir, fırtınalar esmiyor dağlarımda. Dingin ruhumun bozkırlarında nicedir yoksun. Nicedir, buz kesmiş, sarkıtlar ağmış sığındığım kuytularda yalnızlığımın buğulanan nefeslerinde bir başıma yaşıyorum.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.