Çiçeklerle donatılı bir küre hazırladım şanına, çık gel çürümüş kafeslerinden
Mor dağlarıma aşkın yağmurları yağıyor, sevdanın suları akıyor derelerimden
Derin bir iç sızısı olsun seni düşünmek, mucizevî düşler hazırladım renklerden
Sevişelim sevginin kıl çadırında, seviler dökülsün sonsuza dek kadın teninden
Karşılığını bulamamış bir sevinin korkak yangınlarından kaçıyorum, peşimde bir ihbar çığlığı. Kendimden hayata dökülüşlerin tanık sehpasında aşk, ben kaynağından sızarak içten içe tükenen bir sevginin hüzün masalarında yine aşka kadeh kaldırıyor, yine o yüzyıllık alışkanlığım olan aşkı kemik kadehlerden içiyorum.
Güneşin duvarına aşkı seriyor bir kadın
Uğultulu geçmişinin özünü sıkarak
Titrek ellerini hazla okşuyor rüzgâr
Kocaman bir bardak oluyor kâinat
Yudumlara bölünüyor dilinde hayat
Usuma her gelişinde,
Hatırlarım yaşamamışlığımı.
Sen kimsin, adın ne?
Başlatıp bir yangını içimde
Kaçtın vefasız, azap kuşları gibi.
Vazgeçmek mümkün olsa, deniz gözlerinden,
Troller döşerdim yeryüzünün tüm denizlerine
Dantel dudakların, ahh. o yurdum gibi bakışınla,
Titrer yüreğim, sevdanın hırçın gelgitleriyle'..
Bir yangın da senden istemiştim, yüreğimi yakıp, yıkacak, köz edecek. Sevdanın ölümsüz ritmini dilemiştim yüreğinden, beni hasretlere atacak, sarsacak, depremlere atacak, fay hatlarımı ters, düz edecek. Ellerini tutanca kandım, gözlerine bakınca aldandım ve yüreğine dalınca günlerce bir boşlukta sallandım.
Sarmaşıklar da çoğul acıları taşır
Bir düş ki, mevsimi gelince dile dökülür
Günlerin ağırlığından, yaşamın hicranından
Yeşil bir yaprakken, sarı yapraklara karışırız
Denize düşer gölgemiz, tuzlara karışır öfkemiz
İşte o zaman beni unutma.
'Acıya her rastladığında, değiştir yolunu
Korkuya cesaretli gülüşler serpiştir
Hayat merdivenlerinde sen de birgün,
Oynarsın bebeğim sevda oyununu..'
Ne zaman sevdaya tutulsan yanarsın, acır canın acının çelik kanatlarında. Yarınlara, özlemlere, inadına yürüyüşün başlar, nice baharlar uzanır önünde ve nice güneşler doğar baş ucunda. Doyumsuz güzellikleri vardır hayatın, düşüncelerin renk verir onlara. Korkuya cesaretli gülüşler savurup, gecelerin bitmez öyküsünde yarınları düşünürsün.
Sancımın boş sandallarıyla açıldım yokluğunun okyanuslarına
B/uza sarılmış düş ve zam/an
Akmakta özü çağların ötesine
Durgun bir göç masalı yaşanan
Gönül değil mi arkalarında kalan!
Mesnetsiz ölümler var sınırlarda
Şarap renkli bir zehri içerken gözlerinden
Mutluluk kadehim düştü, dağıldı parçalandı
Bir daha görmeyecektim sensiz yaşamı.
Dağlara bakacaktım son kez, dağlara,
Sevmek olacaktı yine de son vasiyetim.
Hicranlı baharlar topluyorum aşkın dallarından
Zaman avuçlarımdan kayarak yüreğime düşüyor
Bir martı geçiyor göğümden saçlarımı okşayarak
Terk edilmiş bir köşe arıyor yorgun gözlerim.
Hüzünlü bir masalın son sözlerini yazıyor bir adam




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.