Hep kendi gücümüzün yansımasına devrilir özümüz
İmlasız sevinçlerimizin dalgaları döver kıyılarımızı
Hangi pençedir kabuğumuzu gönlümüzden sıyıran!
Hangi düşlerin kıymığıdır ayaklarımızın dibine düşen
Sığınır bir kuş çaresizce terli odalarımıza
Titrer içimizde o soytarı muştular
Kaygılarla örselenen şu gönlümün çardağında uzak çölleri izliyorum
Yudumlara bölünüyor her gece hayat, ben aşkın şiirlerini istifliyorum
Senli anılar dönüyor yorgun usumda, ıslak bulutları güneşe seriyorum
Özlemin çadırları çürüdü yar, kum fırtınaları başladı gelmiyor musun?
Sevdayı okşardı savaklar, şırıltılı bir nakarat olurdu zaman, ürperirdi aşk. Yeryüzünün tüm saklılarında adım dolaşırdı, ben tıknaz yüzümün kıvrımlarına sevginin resmini yapar iken. Sarnıçlarda eskimiş yolculuk anıları olurdu geçmiş, yorgun kervanların sırrıyla örselenirdi hayat. Kırık düşler sunağında ben adresini arardım, kan revan içerisinde uyanmadan uykulardan. Dilin alışkanlığı olurdu adımın, soylu sevişmelerin fısıltılı sessizliğine henüz soyunmadan an.
Masallarla büyüdün, serpildin atıldın sen de hayata
Işıltılı bir gelecekle, karıştın aşk'ın yaşam karelerine
Benim devlerim, senin prenslerinle savaştılar buncadır
Terli bir fanila gibi rüzgâra tuttuk kanlı urbalarımızı...
Yıllardır masallar anlatıp durduk sevda adına birbirimize. Kanımızda çıralar tutuşurken, bedenimiz titrerken yalnızlıktan, hiçbir şeyi sevdamızdan üstün bilmedik. Rüzgârın titrettiği yapraklarca güllerle bekledik birbirimizi. Çiçekler ektik kıraç topraklarımıza, büyütemedik.
Usumun kayalıklarına sokuluyor sarı bir ırmak
Sırtlayıp acıları ruhumun sonsuz boşluğuna atmak istiyorum
Ansızın can evime tırmanıyor hoyrat bulutlar
Lekeli gönlümün küflü aynalarından bana gülümsüyorsun
Çıplak düşler kıvrılıyor ışığa müptela ellerimde
Bütün yanılgılarla artçı cümleler biriktiriyor zaman
Demir kanatlı kelebekleri bilmezsin sen,
Kanla sulanan ormanları bilmezsin.
Aşk ne renktir, güneş ne yana döner?
Bilmezsin, sular neden kesilmez bıçakla?
Sen, iğneden aşkı da geçiremezsin,
Okşayıp titrek ellerimizle hızla akan zamanı
Olmayacak bir düşünüşü bağlamak kendine
Mor öpüşmelerin baygın kollarında kalmalı
Tuttukça duçar nefesimizi derinliğimizde
Tenlerimiz kor olup yanmalı avuçlarımızda
B/uza sarılmış düş ve zam/an
Akmakta özü çağların ötesine
Durgun bir göç masalı yaşanan
Gönül değil mi arkalarında kalan!
Mesnetsiz ölümler var sınırlarda
'Acıya her rastladığında, değiştir yolunu
Korkuya cesaretli gülüşler serpiştir
Hayat merdivenlerinde sen de birgün,
Oynarsın bebeğim sevda oyununu..'
Ne zaman sevdaya tutulsan yanarsın, acır canın acının çelik kanatlarında. Yarınlara, özlemlere, inadına yürüyüşün başlar, nice baharlar uzanır önünde ve nice güneşler doğar baş ucunda. Doyumsuz güzellikleri vardır hayatın, düşüncelerin renk verir onlara. Korkuya cesaretli gülüşler savurup, gecelerin bitmez öyküsünde yarınları düşünürsün.
Sancımın boş sandallarıyla açıldım yokluğunun okyanuslarına
Kimsesiz vakitlerde gizlendim kendi siperime
Gövdemden çekiliyor kan, iç çekip d/üşüyorum
Dudağımda yetim bir ıslık, sürgünüm ben aşka
Yaprakta çiy, şemsiyede damla, dudakta ışığım
D/üşüyorum gönlünün fiyakalı saraylarında/n




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.