Dudaklarının hiç bulunamamış yağmur ormanlarında bir yangın alevidir yüreğimi titreten.
Sarmaşık güzelliğinin bulutlara ağan dal tutunuşlarında ben seni yaşarım ömür kovuğumda.
Bazen öfkem, kimi tesellim olursun hiç bitmeyen, hiç eksilmeyecek tanrısal gülüşlerinle.
İçimdeki isimsiz çiçekler açtıkça uçurum kenarlarında yaşamı resimlersin korkusuz adımlarınla.
Yaşamak ve sevmek bizden sonra da anılacak sevgili. İpeksi sözcüklerimiz dökülecek gecelerce. Ben yas içinde bir gezgin, ama doludizgin. Sen ırmağın gülüşlerine belenen bir ışık, bir ad, bir tat olarak kalacak yazdıklarımız. Sevginin ve hicranın gölüne düşecek yansımalarımız. Yazdıklarımızı okuyan yanılmasın diye sonunda, büyüyeceğiz her dem bir çocuğun masum yüreğinde. Güveni yüreklere, kuşkuyu zihinlere, aşkı da derinlere atacağız birlikte.
Uzanıp şimdi o eskimiş günlere
Yenilenmek vakti aşkın gözlerinde
Yapışkan düşünüşlerden sıyrılıp
Yalın ayak yürümek çimenlerde
Kapatıp gözlerimizi bütün çelişkilere
Ellerimizle dokunmak sevgiliye
Çıkışı olmayan bir kapıya yolculuktu gidilen
Kucaklarda umut, koca yüreklerde som/altın
Kim çözer kansız kefenlerin susturulmuş dilini!
Yandı yürekler, kimdir geceyi üstümüze örten!
Karbon monoksit öldürdü beni anne, yaşım 15
Tüm tasvirleri yaşama çıkan düş sağanaklarında
Hep bir aldatının kırık uhdelerini süreriz yüreğimize
İyileşmez bir aşkın çardağında unutuluşu sayıklar
Mor ışıklarla dans eden gecelerde aşkı kucaklayarak
Özlemin çürük ve yoksul teniyle sevişiriz.
Az önce yanımdaydın
Gecenin siyahına bir şiir yazdık
Biraz çaresiz, biraz buruktuk
Yırtığı tene tutturan eldik seninle az önce
Yalnızdık ikimiz de
Küçük bir çocuk gibi, karanlığın içinde yürüyorum
Geceyi üstüme örten annemin sıcacık bakışları
Sahranın sırları gibi dökülüyor anılar yüzüme
Kocaman bardaklarda şarap getiriyor sakiler
İçimde bir inilti, kumla sevişen suların dansı
Olmak, ya da olmamak diyor perdede Hamlet
Dudağındaki gülücükler, yüreğinin rüzgârları
Ellerimi üşüten zalim bir Eylül zemherisi.
Gün doğarken içimin ovalarına, aşka düşerim
Sormadan, sorgulara açıp içimin bentlerini
Acıya tutkun tüm yerlerimi okşamanı isterim...
Ruhumun taşkınlarında bozkırın aydınlığı, avuçlarımda pişmanlıklar
Solgun resimler yüzüyor sarı denizlerimde, gönlümde kıyım ayrılıklar
Gecikmiş bir halay tutunuşu yaşamak, aşkın darağaçlarında insanlar
Korkuyorum artık yaşamaktan, kursağımda kaldı uhdeli pişmanlıklar
Usumuzun karanlık yollarından umutlara topuk vuran kervanların aydınlığa yolculuklarından alaz bir hüzün yayılır, çığlıklar ekerek ilerlerler yaşam çöllerinde. Köklü bekleyişlerin çarpılarla demlenmiş molalarında bir sevda hesaplaşması vardır, araya acılar su serpmeden ayrılık ırmaklarına türküler ekeriz. Hicranın nar gözelerinden bu yüzden coşku damlar ve her gidilen adresin kapısında bu yüzden devrilmiş bir ömrün ismi aşkı sayıklar.
Asırlardır uzaklarda, çok uzaklarda kendini dinleyen
kırılmalara alışık olmayan buz denizlerinin de
sürekli yanan, kırılan yerleri vardır
Her ağlayışımızın yontularında zaman akarken hızla,
Yönsüz fırtınaların delirmiş rotalarındayım
Masallardaki mutluluk sonlarına acı sinmiş




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.