Önce, kendi patikalarımızdan yuvarlanmalıyız s/öze geçerken
Aşka yürürken ve ölümsüzlüğü gökyüzünden bir duaca dilerken
Gözlerimizin derinliklerindeki o bayram coşkularını çıkarmalıyız
Mağrur bir yakarı gibi sarılıp en soylu sevinçlerimizin içerisinden
Acının sureti olacaksa eğer, yakmalıyız ateşleri başka bir kuytuda
Adına nevruz denmese de, avuçlamalıyız ateşi ta göğsünden
Kendi içine sönen ışıkların sükûtu usumda
Sevgisizliğin kol gezdiği upuzun çöllerde
Kalaysız bir çanak gibi insani itilmişliğim
Dinlesene yüreğimin ölümle olan valsını
Ben yıkılan aşk kulelerinin gölgesindeyim
Sevgilerin kucağında büyürken aşkımız,
Umulmadık nice düşlere hasret kaldık
Ufuklarda ışık gözledik yorgun, umutsuz,
Oturup dertleşemedik sevgili gibi seninle.
Bedenimizdeki ihtirasların deli tufanlarında,
Dudaklarının hiç bulunamamış yağmur ormanlarında bir yangın alevidir yüreğimi titreten.
Sarmaşık güzelliğinin bulutlara ağan dal tutunuşlarında ben seni yaşarım ömür kovuğumda.
Bazen öfkem, kimi tesellim olursun hiç bitmeyen, hiç eksilmeyecek tanrısal gülüşlerinle.
İçimdeki isimsiz çiçekler açtıkça uçurum kenarlarında yaşamı resimlersin korkusuz adımlarınla.
Yaşamak ve sevmek bizden sonra da anılacak sevgili. İpeksi sözcüklerimiz dökülecek gecelerce. Ben yas içinde bir gezgin, ama doludizgin. Sen ırmağın gülüşlerine belenen bir ışık, bir ad, bir tat olarak kalacak yazdıklarımız. Sevginin ve hicranın gölüne düşecek yansımalarımız. Yazdıklarımızı okuyan yanılmasın diye sonunda, büyüyeceğiz her dem bir çocuğun masum yüreğinde. Güveni yüreklere, kuşkuyu zihinlere, aşkı da derinlere atacağız birlikte.
Sandım ki, senden kaçışlarımda huzur,
Sensiz olmakla rahata ereceğim
Yolundan yolumu her değiştirişimde,
Senden uzak kalacağım.
Sözde, senden kaçıp doludizgin atlarla,
Her sabah yenilenmiş düşler doldururuz avuçlarımıza, üşüyen ruhumuzun kayıp rotasına dingin adımlar atarak
Her sabah üzünçlü vedaları atarız ardımıza, kayıp dünlerin sularını geçeriz aşkla, ruhumuzdaki peçeleri yırtarak
Her sabah biçare umutların dağlarına bakarız, giden gelmez sevdaların yanık uçlu şiirlerini özlemle kucaklayarak
Her sabah umut koyarız tanımlayamadığımız hayatın adını, yoksul ömrümüzün yorgun döşeklerini güneşlere asarak
Mor ışıklı bir odada kımıltısız sarılışlara yorgun damarlarımın kaynaklarına kadın ruhunu at bu gece. Yaman öpüşlerinin kayıp tarlalarından sıvazlayarak avuçla bereketli tohumlarımı, damarlarımdaki şah mat coşkuların yanık nidalarıyla sustur yar er çığlıklarımı. Omuzlarından sular kayarken, dudağından ruhuma ballar damlarken doldur aşkın peteklerini. En doyumsuz sarılışların kırlarına uzanalım sonra, ay resmimizi yapsın, gece umarsız ağrılarımıza şifalar kaynatsın ve seninle anlamlı anların şafakları asla karanlıkları aratmasın.
Bir çocuğun gözyaşı rüzgârda
Irmakta çamur emiyor güneşi
Ruhumda tarifsiz çığlıklar
Göğsümde inceden bir sızı
Günlerdir kanamakta yüreğim
Gözlerimde bulanık bir perde
Gel diyor yar nicedir
Derman mı var dizlerimde!
Uzanıp şimdi o eskimiş günlere
Yenilenmek vakti aşkın gözlerinde
Yapışkan düşünüşlerden sıyrılıp
Yalın ayak yürümek çimenlerde
Kapatıp gözlerimizi bütün çelişkilere
Ellerimizle dokunmak sevgiliye
Çıkışı olmayan bir kapıya yolculuktu gidilen
Kucaklarda umut, koca yüreklerde som/altın
Kim çözer kansız kefenlerin susturulmuş dilini!
Yandı yürekler, kimdir geceyi üstümüze örten!
Karbon monoksit öldürdü beni anne, yaşım 15




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.