Kanadıkça suyun öte yakasında ben
Şaşkın ve özlemli kollara düşüyorum
Bir coşkunun balı damlıyor paçamdan
Bir hançerin kabzasına aşkı kazıyorum.
Bir bir göçüyor dostlar, kayıtsız nida ölüm
Sessiz, sedasız
Kendi sinesine çekilmiş
Sesleri kendi içerisinde çoğaltmış
Deliksiz bir düşün içine sinmiş
Burkulmuş yüreğini anlama kapatmış
Bir adam oldum ben
Okşayıp titrek ellerimizle hızla akan zamanı
Olmayacak bir düşünüşü bağlamak kendine
Mor öpüşmelerin baygın kollarında kalmalı
Tuttukça duçar nefesimizi derinliğimizde
Tenlerimiz kor olup yanmalı avuçlarımızda
Demir kanatlı kelebekleri bilmezsin sen,
Kanla sulanan ormanları bilmezsin.
Aşk ne renktir, güneş ne yana döner?
Bilmezsin, sular neden kesilmez bıçakla?
Sen, iğneden aşkı da geçiremezsin,
Bir kapı kalacak sonunda,
Göçen dört duvarımdan
Bir türkü gibi kalacak aşkımız
Ara sıra hatırlanan...
Ardımızda sarı sarı yapraklar,
Bir yol seçip mutluluğa
Yürümek istiyorum şimdi umuda
Figan bir nağme yükleyip dilime
Gitmek istiyorum o uzak baharlara
Hızla tükenir iken mevsimler avuçlarımda
Perdeyle sevişirken üşümüş bir tül
Rüzgârın dudağında haylaz ıslığım
Yalanın pasını içiyor masum insanlar
Bir adam demsiz şiirler serpiyor sulara
Kırık şarkılar masasında vakit aşk
Seni yontuyorum yokluğun surlarına
Avuçlarımıza sığmayan sarılışların koyu gölgesinde bekleriz mevsim sularını
Bir gönül öyküsüdür tozlu rafımızdaki, aldanışlarla sararız aşk denen yangını
Dumanlar biriktiririz hüzünlü göklerimizde, özlemin gemileri getirince hicranı
Gülümseyen resimler asarız sarı duvarlarımıza, yoldukça takvim yapraklarını
Dalgalı denizlerin köpüklü kulelerinde sevişmeye hasret özlemleri çıkarınca yürek dehlizimizden uykuyla uyanıklık arasında bir düşün sancılarıyla sarsılırız. Düşünürüz, unuttuğumuz ne diye yaşamda. Sevgiye ve aşka dair ne varsa yazmak isteriz. Sevdanın bütün yıldönümleri hercai mevsimlerle dolanır yüreğe, renkli bir çini gibi dolanır göğsümüzün mabedine. Biz ki, yataklarına sığmayan deli nehirler gibi akarken düşlerin körfezlerine okşanmak ister ellerimiz, koklanmak ister saçlarımız ve haşhaş bekleyişlerin sığınağında bir geliş türküsü söyleriz.
Kanamalı hüzünlerin dolunaylarında özlemin zamansızlık filmi oynuyor perdede
Yazgımızın acılı ütopyasında ruhumda uyaksız şiirler, yokluğun zulüm gönlümde
Kendimizi arıyoruz talan bir coğrafyada, yalan sevmelerden itilmişiz bir köşeye
Hüzzam bir şarkıdır gülüm seni sevmek, sonsuza dek beklemek olsa da sözlerinde
Karlı bir akşama atmıştın adımlarını, yalnızlık peşimizdeki tepe lambası gibi sürüklüyordu anılarımızı ve biz içli bir keman sesinin siluetine tutunarak yürüyorduk seninle aynı yolu. Az gidip, uz gidip, biraz da dere tepe düz gidip ulaştık bir dağ evine ve ittik bir önceki aşklardan kalan anıları bir köşeye. Sızdık karanlığın en mahremine ve uzandık zar zor yaktığımız bir ateşin cızırtılı sessizliğine, sokulduk birbirimizin aşk kokulu nefesine, ısındık bakışlarımızın neyiyle. Bir düş, bir serapmış gördüğümüz, uyandık yaşamın gardiyan sesiyle.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.