'Hangi deniz, hangi mavi aradığın,
Okyanuslar aşılırmı, sor yüreğine! ..
Koy yastığa başını, tut nefesini,
Sonra, bir daha bak, bak gözlerime..'
İki yüzlü, iğrenç ütopyasında yaşamın, sana en sağlam yontuyu bulmak isterken geçmişin derinliklerinden, ellerinin yörüngesiyle ulaşmışım bugünlere. Sırtımda taşıdığım bunca sevdanın kahır ezgilerinde yıllarca seni düşürmeden dilimden, yürümüşüm zamanın dikey limitlerine.
Milyonlarca fotoğraf karesinde hep aynı gözyaşı
Bir yer bulup kendime, iliştim o dramın yüreğine
Ölüm, yıkık köprü ve delirmiş kanlı bir kanyondu
Şurada öylece uyuyor, elleri yüzleri kirli adamlar
Ne içimdeki eriyik, hangi yangının külü içimi üşüten!
Bir yangın nöbetiydi aşk
Ahir zaman hıçkırığı
Sensizlik tanımsız bir cinnet
Cesedimin yerde sürüklenişi
Ne çok beklemişim oysa seni
Ne zemberekler kırmışım yüreğimde
Uykusuz bir gece daha kara duvarlarda, saatler sağır
Sefil düşünüşlerin yatağında vakit kış, dışarıda rüzgâr
Usumda yağmalanmış gemiler, gömülmüşüm düşlere
Yüzümün hoyrat çöllerinden aşkın kervanları geçiyor
Yoksul devrilişlerin yakasında kan, ellerim çok üşüyor
Sevginin has bahçelerinden geçerek bir ışık seliyle ulaştı merhaban ömrüme
En aşılmaz yolları aşarak el salladık sevda bahçelerinden yıllarca sevgimize
Lekesiz bir mutluluk serenadıydı aşk, mağrur bir edayla gülümsedik birbirimize
Açıldı kapıları yorgun gönlümüzün, üşüyor gölgemiz şimdi yokluğunun sahilinde
Uzun menzilli ömrün kısacık nefeslenişlerinde bir sevinin gönül arkadaşı olurum seni düşündükçe gövdemin mor boyalı hücrelerinde. Bin yıllık bir düşünüşün sarı sayfalarında kendimi arar, aşkın ve yaşamın muradını boyarım sevginin duvarlarına. Hüzün kırık bir yorgunluğun iç ağrısıdır, kendi imparatorluğumuzun isyanlı aynalarında gönlümüzün yara berelerini görmek ister, vesikasız aldanışların karelerinde yalnızlığıma gülümseriz. Ve biz, en çok da kendimize sarılışların o sıkılı yumruklarını bunun için kimselere göstermez, bunun için göğsümüzdeki serçelerle ömür süreriz.
Kaç gündür, umutlarımın ininde,
Tanesiz buğdaylar gibi sarardım
Büküldüm ben, ayrılık esintisinden,
Sevinçlerimi, öfkelerimle harmanladım.
Sıcacık yüreğinin tedirginliğinde,
O yorgun ırmağın kıyısında
Özlemli dönüşler getirir sular
Vakitsiz algılar yayılır usumuza
Ellerimizde güneş üşür
Bir yel yapışır dudağımıza…
Kalibresini unutan kör kurşunların yurdudur aşk
Mavi sulardan boş çıkan ağların tortusudur hüzün
İlkbaharı müjdeler gözlerin, ben sevdanın duçarı
Kayıp madencilerin çığlıkları duyulur yüreğimde
Upuzun dehlizlerden geçerek geldim sana, al beni
Tılsım koylarında günahkâr kadın
İçli dalgalar vuruyor yalnız sahile
Bir martı şafağın nefesini kokluyor
Kırık bir dal yüzüyor unutuluşa.
Uzaktaki bir yıldız ışıması gözlerin, karşılıksız sevilerle gelsem ah yanına
Yosunlar çıkarıyorum denizlerden, özlemler var ruhumun coğrafyasında
Sessizce kayıp gidiyor kocaman bir ömür, aşk cızırtılı şarkı eski radyolarda
Nefesinin yeliyle sarmala beni yar, sonra kapat gözlerimi dilersen yaşamaya
Yol aradıkça mutluluğa, akar gideriz akik bir ömrün paslı raylarında sonsuzluğa. Çoğul aşklar coğrafyasında tüm sargılar sevda kokuludur, özlemle sararan resimler ıslanır avuçlarımızda. Ruhumuzun hüzün odalarında mor düşlere sarılırız biz hiç dokunamadığımız sevgiliyi andıkça.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.