Kim verdi sana bu gözü, dili, kulağı?!
Kim taktı ağaca dal, meyve ve yaprağı…
Ak olur; Rabbim isterse katran karası!
Kim ilham etti örümceğe ipek ağı…
Nefis kepçedir, dünyada büyük bir kazan…
Bir tek O’nadır müracaatım,
Sana ayandır dertlerim, acım.
Rahmetine her zaman muhtacım.
Gündüzü çevirir karanlığa,
Hükmeder dağa, taşa, toprağa.
Halimizi arz ederiz bazan,
Uğramasın bize hiç sui zan.
Uygun gördü yazımızı yazan,
Kaderimiz böyleymiş, zahar.
Darda emanına imdat gelmez,
Bir selamla yeşerir kuruyan dal,
İki kelamla acı söz olur bal.
Üç yıl geçse de unutma aradan,
Dört gözle bekler gönül, yorulmadan.
Beş duyu vermiş herkese Rabbimiz,
Yırtık pırtık gömleğimin arka cebinde.
İkinci el fikirlerimi saklıyorum,
Bunca attığım adımların her birinde
Yasaburu hep damla damla çekiyorum,
Menzil çok da uzun, ne zaman biter acep?
Sayın Vekilim
Yüzün zehirli sirke satıyor,
Bakan derdine hep dert katıyor,
Dilin sürekli yalan atıyor;
Saraydaki şımarık gibisin.
Meclis oturma, bir ayağa kalk.
Ora göndermedi mi sizi halk?
Acaba ne zaman aranır hak?
Şanlı tarihimizde zafer var.
Vekilsen duyguma ol tercüman,
Bin sevabım örtmez bir kusurumu,
Hak aşkına yanan mâha enzarım.
Kendime sordum cevapsız sorumu,
Nefesimin her anında,
Lisanımın limanında,
Damarlarımın kanında;
Sen varsın, senin adın var.
Kalbimin her atışında,
Sakın teveccüh isteme nas'dan,
Samimi bir dostun olsun has'dan.
Bazısı bırakır yarı yolda;
Kurtulmazsın hiç acıdan, yas'dan.
Sendeki bu ne çaba, ne telaş?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!