Azrâil kapıya dayanırken,
Ruh ağlar durur, beden gülerken.
Zaman geçiyor, sanma ki erken,
Gel namazını kıl vakit varken.
Ömür geçer gider, vâesafâ,
Unut dünyayı; ne mal, ne mülk, arsa...
Burada kalacak her şey, ne varsa.
Deftere yazılır kim ne yaparsa,
Vardır elbet her işin bir hikmeti...
İmtihanı sen, savaş mı belledin?
Vermişse gözü, görüyor demek,
Zerrende bile var binbir emek.
Topraktan çıkandan olur yemek,
Düşündün mü, her işte var hikmet.
Kâinatı döşemiş bir saray,
Meyl etme mal mülk, boş şeyler;
Deme sakın: “Ne der eller?”
Varsa sende biraz hüner,
Rabbine yönel, aç bir el.
Durma, Kur’an’dan feyzin al;
Dikkat et hâline, hizana;
Koyma haramı hiç kalbine.
Getirirler bir gün mizana,
Karışma öte berikine.
Gelmeden ecel, son durak;
Ne kanunum var ne tamburam,
Çok ümit besledim her zaman.
Kalbim tütüyor buram buram,
Elemler birbirinden yaman.
Dosta değer verdim pek fazla,
Gönlümden düştü, durdu çehrem;
Kayboldu yoklukta bin parça.
Bütün rüyalarım hep mahrem,
Herkese inandım ben safça.
Saman çöpünden korkuluğum,
Toplumda ne ar kaldı, ne edep,
Bozulduysa arama bir sebep,
Ölümü de komşuya attık hep,
Affet bizi aşkına Habîbin.
Sahibisin ezelin, ebedin,
Tanırsan O’nu, olursun sultan,
Dil zikrinde olsun, ismini an.
Âşık ol derdine, tek O’na yan,
Derman O’nda; çile gelse, dayan.
Hayır işle, alet olma şerre;
Rahmet deryası boldur,
Sende gönlünü doldur.
El aç hep gecelerde,
Bekle, sen... bir gün olur.
İste, verecek elbet!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!