Patlasın hep sirenlerin,
Tutmasın hiç frenlerin.
Çarpılsın kara trenlerin,
Çöksün zulüm saltanatın.
Siyah olsun daim bahtın,
Günlerden birgün, kuşluk vakti kalktım.
Şöyle dikkatlice, uzaktan baktım.
Bedenim, boylu boyunca yatakta.
Ruhum yükseklerde, çokta uzakta.
Bir bulut vardı, havada yoğunca.
Şaşırdım nereye varacak, bilmem ki bu hâl;
Deme sen:“Devir değişmiş, böyledir hep ahvâl.”
İsterim görmeyesin iki dünyada zevâl.
Hâlimize ağlayıp duruyor iki cihan,
Biliyorsun, Azrâil de gelebilir her an.
Dünü iki avucumla tutup,
Olan gücümle attım geriye.
Neler varsa hepsini unutup,
Yeni bir gün bekledim hediye.
Kayboldum, durdum zamansız, hiç de;
Haya fakiri, yalan dolan zengini,
Firavun’la tartar, durur hep denğini.
Öyle cilalar, parlatır ki hâlini,
Kimse fark etmez katran rengini.
Protokolde yeri var cehennemde,
Ey kezzâb-ı bihayâ,
Ey fâcir-i müfeccir,
Ey mâden-i fücûr!
Zulümâtı tazyîkinden
Kâinat oldu mahcûr;
Tahakkümün beter evvelkinden.
Edep insana kazandırır asalet,
Herkes hep kendi acısında, yasında.
Çalış, olmasın sende sakın atalet;
Nefsini yüzdürme dünya deryasında.
Her gece uyudun, durdun karnında tok;
Ne demişti o şanlı Nebi,
Salâttan çalandır harami.
Sana çok mu uzak şu cami?
Dur hele kendine gel biraz,
Bitersin yoksa namaz niyaz.
Tükenir senin de yazın, baharın,
Hesabı var elinde kalanların.
Deme yarın, çabuk gelir o yarın,
Bitirdin ömrünü, geldin bu yaşa;
Kıl namazlarını, er kurtuluşa.
Nefis nasıl aldattı, bak düşürdü tuzağa;
Balık gibi çırpındın, istekle girdin ağa.
Sen yanarsın çıkarsan bu şekilde sokağa.
Ne gerek vardı girmek için bunca günaha?
İmtihan tek seferdir, tekrar gelmeyiz daha.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!