Köşedeki parkta, Allah selamet versin,
Hüsnü Efendi gelirdi, emekli vaiz.
Merakla sorardık:“Hocam, buna ne dersin?”
Öğrenirdik ne helâl, ne haram, ne câiz.
Pek kimseler yoktu, birkaç çocuk yaramaz,
Dost uğruna yan, kül ol,
Hakkı haykır, bülbül ol.
Ayrılma doğru yoldan,
Has bahçede sen gül ol.
Var mı kıssadan hissen,
Görmedi bu dehşeti ne tarih, ne beşer;
Günahlar işlendi açıktan, üçer beşer.
Korkup kaçtı helal, yağdı üstümüze şer;
Her taraf karanlık, siyah değil, simsiyah.
Bir an eğilmedi hakka, dik durdu başlar;
Komserim
Selam komserim ben geldim yine
Beni tanımayan polisi gönder sürgüne
Bakma yüzüm çizik kafam yarık
Mahkemede dosyam var kabarık
Ne altın, ne gümüş, ne de safir;
Doğru yoldan başka yok ki çıkış.
Hepimiz bu dünyada misafir,
İstikâmette olana alkış.
Süflî arzulara düçar olduk,
Çiğ düştü kör kuyudaki umutlarıma.
En lacivert imtihanlar hep bende saklı.
Boran geldi gözümdeki bulutlarıma.
Dönmez diyen köşedeki falcı çok haklı.
Öyle bir ateşki, yakar sönen ateşi.
Her köşede var naçar bir garip,
Yok mu bu çaresize bir sahip?
Dertlerin vardır elbet devası,
Yaralara bulunur bir tabip.
Herkes kendi dünyasında aciz,
Bölüşmedim acımı hiç kimse ile,
Dünyamdaki yıkıntılarda yığınım.
Kendi hâlime şaştım kaldım ben bile,
Geçip giden zalim günlere dargınım.
Göremez oldum gözümde çifte gözlük,
Bahtı kimin acıdır kahvesi,
Kursağında kalmıştır hevesi.
Hep gendi gibi bilir herkesi;
Kimdir bilmisense lo dı boş ver.
Gönül sıcağı yakar her yanı,
Yola çıktım Medine’ye geliyorum,
Yalın ayak kızgın kumda eriyorum.
Ben o eşsiz Ravza’yı çok seviyorum,
Onun nuru ile dolu sağım solum.
Karşındayım artık ben en çok günahkâr,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!