Usulca dokunsam uzayıp giden sessizliğe
Rüzgarı durdurup, ben başlasam esmeye
Kimseler görmeden alsam seni de yanıma,
Sürüklensek birlikte uçsuz bucaksız diyarlara…
Ve sonra;
Ey hayat, seni uzaktan sevmek
Sevincini, üzüntünü uzaktan paylaşmak
Yağmurunda ıslanmak, karında buz tutmak
Seni iyi tanımak, doğru anlamak
Kolay değil sensiz yaşamak…
Gittin! ..
En mahzun halini giyinmiştin giderken
Muhacir bakışların ok gibi saplanmıştı yüreğime
Dur diyemedim!
Aklımın gözü üzerindeydi
Ve ağırlığın kadar yalnızdım
Uçacakmış gibi kanatlanıyorum her kuşun ardından
Göçe zorlanıyor ruhum, yolunu kaybetmiş karıncalar tarafından
Hiç mi insafın yok ey vakitsiz batan güneş diyorum
Bakarken karıncadaki çabaya...
Taş koyuyor, uçmamı kıskananlar ayağımın ucuna
Ne zaman unutmak istesem seni
Beceriksizliğimin üstüne taş yağar
Zarara uğramış gecelerim gelir aklıma
İsyanım büyür, yaram kabuğunu atar!
Giderim kucak dolusu vedayla
Ne kadar da çok sevinmiştin doğurduğunda beni
Değil mi anacığım?
Bembeyaz kundaklara sardığında
Ne çok düş sığdırmıştın beşiğime...
Beyaz geceleri giyinmiştin, sallarken kucağında ninilerle
Hayat dediğin ne ki! ..
Bir uçurtmanın gökte kaldığı süre
Bir arının, bir çiçeği okşadığı kadar ki zaman
Bir gülmek, bir ağlamak kardeşliğinde
Dört mevsimlik bir hava
Ki en ılıman iklimlerde solunan...
Hatırlar mısın Periş
Yıldızların bize eşlik ettiği o balkon sefalarını
Kolestrol yapmaz, faydası da çoktur diye
Yedikçe yediğimiz kabuklu yer fıstıklarını
Ve bu yüzden bir köşede unuttuğumuz
Baldan tatlı peynir-ekmeğimizi
Mevsimlerim, senin mevsimlerine denk düşmeyebilir
Sendeki kış bende sonbahar
Bendeki bahar sende yaz olabilir
Beni üşüten soğuklar seni üşütmeyebilir
Hatta bu havalar bizi birbirimize düşman dahi edebilir! ..
Yalnızca senin adın kaldı değişmeyen, bu toprağın üstünde
Tam da yerinde, öylece Amasra'nın yamacında
Hâlâ neden ağlıyorsun kurumuş dalın, sararmış yaprağınla
Olmuşsun rüzgara oyuncak, sus artık be ağlayan ağaç!..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!