Gün öldü gözlerimde biliyor musun dostum
Sararıp düşeceğim her ayın altısında
Kuru bir sonbahar yaprağı gibi daldan
Ve yandıkça yanacak canım toprağın her intiltisinde...
İşte bugün Altı Mart, yarın Altı Nisan
Ey Atatürk’ün Koca Yürekli Askeri
Türkiye Cumhuriyeti’nin Güzel Evladı
Henüz çiçeklenmişti gönlünde bahar
İçinde umut, aklında zafer, inanç ve gurur
Soğuk bir kış gününde, vatan için çıktın yola
Attın adımını karlı dağlara, buz tutmuş kayalara
Günlerdir göremiyorum seni annem nerdesin, nerdesin?..
Yokluğunla bin ölüyor, bir diriliyorum
Her rüzgarda başım önüme düşüyor, savruluyorum
Gözlerimde yaş sensizlikle sınanıyorum
Ve öyle kararıyor ki dünyam kendime el oluyorum annem...
Uyan efkar
Sabahın renginde bir tuhaflık var
Gözünü aç da bir bak, neler oluyor
Neyi anlatmak istiyor gürleyen gök
Gönlünde keder, aklında çokça yarın var
Gaz lambasında alev
Alev alev büyüdü aşk
Ağırlaştı bulut, yoruldu gök
İkiye bölündü yalnızlık
Portresi asılırken nemli duvara
1881’in sevinci, Atatürk’ün Doğuşu
10 Kasım’ın Gözyaşı, sonsuzluğun hüznü
Hiç bitmiyecek sevginin, saygının meşalesi
Adını dünyaya yazdırmış ölümsüz lideri
Türkiye’nin dehası,Türk’ün damarlarındaki asil kanı
Beden yaşlanmış, sözler yorulmuştu
Bugün dün değildi, hayat değişmişti
Aynı güneşle ısınmıyordu artık dünya
Ne düş o eski düş, ne sevgi o eski sevgiydi
Dünyama Dönüyorum Hasretin Kucağımda Annem
Sen gittin diktiğin çiçek saksıda
Ben pencere önünde asılı kaldım
Balkona küstü, uçup gitti kuşlar
Saksı çiçeksiz, ben sensiz, gece yıldızsız
Toprak serpme, biraz da güneş tut
Gözlerimden nem çekilsin dedim
Karanlığım, karanlıkla sınanmış
Kıştan kalan bir soğukla her yanım üşüyor anne dedim
Ama bu yolda üşümek de, yanmak da var dediler
O zaman yanayım, bu vatan benim
Gün oldu karanlıkta kaldık
Işık bekledik dağların arkasından
Gün oldu aç kaldık, susuz kaldık
Sofrada yemek, bardakta su bekledik
Hastalandık derman bekledik...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!