Evet; susmak mı, konuşmak mı
Bir köşeye çekilip gün saymak mı
Yoksa gerçeği unutup kaçmak mı kendinden
Nedir yaşamak? Yeniden başlatmak mı hayatı,
yeniden kurmak mı saati?
Burası hep gece, hep karanlık anne
Ve ben, o karanlık kuyuya düşmüş bir taş
Bir hayat üçgeninde, kendi cehennemimdeyim
Bir hiç oluyorum bu geometrik şekiller içinde
Zindandayım, karanlık büyüyor, ben küçülüyorum
Zerre zerre ufalanıyorum, açım-susuzum, sensizim Üstüme üstüme yıkılıyor dünyalar, cennet-cehennem
Bahara durdu zaman. Aylardan Mayıs
Ne de çabuk geçti Nisan, bir ay daha devrildi yılın üstüne...
Ve bir ‘Anneler Günü’ daha geldi, şenlendi yuvalar(!)
Çiçekler açtı, gül koktu, leylak koktu bahçeler
Sevindi annesi olanlar, kutlandı gün
Mevsimlerin sonbaharına iliştirilmiş bir hazandır Eylül
Tozlu raflarda unutulmuş kitap arası kuru bir yaprak
Terk edilmiş hatıra defterinde şifreli bir sır
Ve ıslak imzalı bir izdüşümdür hayatın son deminde
Biraz gül, biraz yasemin kokar, biraz da ezber bozar
Çok bilinmeyenli denklem, çoktan seçmeli dersler gibi...
Aldığım nefes, yürüdüğüm yol
Damarımdaki asil kan, Sensin Cumhuriyet
Hürriyet, bağımsızlık, yeryüzü, gökyüzü, uçan kuşlar
Ağaca tırmanan karıncalar, sincaplar
Gördüğüm bütün güzellikler senden hatıra
Hepsinde senin adın ve imzan var Ata'm, bitimsiz sevdan var
Hayvan, hayvandan korkmadı
Kaçmadı koyun kediden, köpekten
Kuş, kuşun kanadını kırmadı
Tavuğun boynuna dolanmadı yılan...
Kafesin apısı açıktı ama civciv tilkiden ürkmedi...
Bir yaz daha biterken, bir geceyarısı
Karanlık bir eylül düştü ayakucuna
Ne demekti bir ayın yere düşmesi?
Güneşin aklını çelen biri mi vardı?
-Mevsimlerin dilini anlamak çok zor
Sana öldü diyorlar Ata'm. Sen ölür müsün, koca bir tarihsin
Sen ölürsen, milyonlar ölür kalplerinde seni taşıyan
Ölmedin ki sen, 1881'de doğdun ufkumuza bir güneş gibi
Aydınlattın dünyamızı o mavi bakışlarınla...
Dünya dediğin ne ki, evreni saran kalın bir çember
Denizin kıyısını döven koca bir dalga
Güvertesinde İstanbul'u taşıyan koca bir vapur
Ve yaz gecelerinde dipsiz kuyuya düşen bir mehtap...
Sen öyle misin anne, sen dünya değilsin
Yüreğimden sesler geliyor, kulağımda melodiler
Harfler dökülüyor dilimden rengarenk,biçim biçim
Tercümanım, mütercimim, dört mevsimim
Sen A’dan, Z’ye kadar sayısız cansın
Bayramsın,dilim, sesim, soluğumsun, yaz bunları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!