Kırıklarım çok erken yaşlarda başladı.
Önce elim, ayağım ile yoklama çekti.
Merhaba deyip, başını omzuma yasladı.
Ara sıra notlarımda ortaya çıktı.
Anam bir bir kırıklarımı sardı.
İnsanın yanılmazı olmaz imiş, yanıldım,
Kendi kendimi düşürdüm bir çamura,
Buzağı sandım tutunca yularından,
Kancık eşek çıktı, bağlayınca ahıra.
Eyvah dedim, bindik bir alamete,
Bir eşik var geçemiyorum,
Kendime bir ömür biçemiyorum.
Umut yere düşüp sebil olsa,
Umut şerbetinden içemiyorum.
Olmaz deme bir günde dört mevsim olmuşum,
Merhem oldun yaralarıma,
Şifa dolu bakan gözlerine kurban.
Anlatmaktan kurumuş dudaklarıma,
Düşen gözyaşlarına kurban.
Hıçkıra hıçkıra çıkan kesik sözlerin,
Sahi nerede kalmıştık,
Ben hiç hatırlamıyorum.
Genelde kavgalarımız,
Üçüncü şahıslardan dolayı çıkardı.
Ama hiçbir zaman,
Böyle çekip gitmezdik.
Anam, hele bana bir omuz ver yaslanacağım,
Biraz kokundan, birazda nasihatinden alacağım,
Yaşım 40 oldu diye sakın gülme, şaşırma,
Laf aramızda kalır diye, sana geldim annem.
Önce uzun uzun susmak var tabi içimde,
Hani yalnızlık şarkısı radyoda çalar ya,
Hani gecenin ıssızlığı tenini sarar ya,
Bir sünger çeker, tüm yalnızlıkların üstüne,
Gülüşün cihanı aleme yeter manolya,
Çok mu erken geldim, bilemem ya,
Saklıyor insanlar gözyaşlarını,
Lanet bir gurur esir almış ruhlarını,
Farkındalar kaybetmişler düşlerini,
Vallahi Memleket içine içine ağlıyor.
Üç beş cılız ses çıkıyor olsa da,
Muhbirlerim iki yüzlü çıkmış haberim yok,
Anladığımda dünyam başıma yıkıldı.
Oldu mu şimdi, böylemi sözleşmiştik,
Hani sadakat verilen sözler nerede kaldı.
Beni ben yapan size, bana sahip çıkın dedim,
Dur demem dönen sevda kuşuna,
Göklerden düş, gel kon dalıma.
Yola çıkıp ardıma düşene,
Zehir olsa dolan derim dilime.
O nehir debisi gözlerin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!