Susmayı seçtim, susarak dünyaya küstüm,
İçim kan ağlarken, dışarıya mutluluk saçtım.
Dünya üzerinde tek solukta sıratı geçtim.
Başıma gelenler neyin hikmetidir bilemedim.
Kalabaklıklar düşler iken, yalnızlığın esiriyim,
Sen çarşambadan gelsen ne olur,
Ben her cuma, o günü andıktan sonra,
Bahçeye inip gül koparsan aklım kalır,
Anlamı yok, yine gidiyor sandıktan sonra.
Gördün mü sen, beni boyun bükerken,
Allah’ın bildiğini,
Kuldan saklıyorsun.
Ziyan oluyor ömrümüz,
Daha ne bekliyorsun?
Çare olmaz derdine,
Dereler, çaylar misali çağlamışsın yine,
Başın bir çıkmaza bağlamışsın yine,
Köşe, bucak saklanmışsın ne fayda,
Gözünde yaş bellidir, ağlamışsın yine,
Belli öfken, hırsın, dumanın üstünde,
Tam yirmi üç yıl geçmişti,
O kıyamet gecesinin üzerinden,
Bağrımıza düşen ateş, yeni küllenmişti,
Canlarımızı yüreğimize gömdüğümüzden,
Bu kez diğer kanadımızdan vurulduk,
Derde beni, derde beni,
Yar yine düşürdü derde beni,
Geçmiş halayın başına,
Çiğneyip geçti yerde beni,
Bitti deyip, düğüne derneğe gitmiş,
Derdim boyumu aşmış olsun,
Yüreğim özlemle dolup taşmış olsun,
Başım sağ omzuma düşmüş olsun,
Gel ki, çarem sende diyebileyim,
Saçlarım parmaklarımla tarandığında,
Dua etmeyi bıraktım Tanrı’ya,
Ellerim hep boş döndüm huzurdan.
Meraklarımı sakladım büyük sorguya.
Medet ummuyorum gönderilecek Hızır’dan.
Delemedik yedi kat gök semayı,
İçimde bir dünya kurdum.
Dağları da benim, denizi de ben.
Toprağını hayallerimle kavurdum,
Gülü de benim, dikeni de ben.
Şu alemden üç beş kişi aldım içine,
Sevda bir cehennem ateşi,
İçine düşmeye gör,
Seni yiyip bitirmektir işi,
Eline düşmeye gör,
Nehir olur boğar seni,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!