Düşünce illet bedenine,
Bedenine bir bak hele,
Rastlamadıysan nedenine,
Nedeni fikrindir, yüreğine bir bak hele.
Nankör eli tepiyor diye,
Başka bir şey var sende,
Bir adı ve tarifi olmayan,
Görünmeyen kısmı içinde,
Görüneni ise hiç susmayan.
Duruşunda asaletin bariz belli,
Kara ise bahtın, bıraksınlar kara kalsın,
İyileşmesin vurulan hançer yara kalsın.
Be hey haddin bilmez deli divane gönlüm,
Yazı kaderdir, itmekle nasıl tura kalsın.
Beklenmez koca bir kışta kardelen çıksın diye,
Duydum ki; giderken etekleri zil çalan,
Çarptığı kapının zembereği tavana atan,
Bedduaları gül suyu gibi etrafa saçan,
Biri beni sorar olmuş, kapı kapı gezerek.
Hani şeytan görecekti yüzümü,
Açıldı dünya denilen paravan,
Yer kara toprak, gök mavi tavan,
Önümüze konulmuş, boş bir kovan,
Bize kalmış, bal yapıp yapmamak.
Halep orda, arşın burada diyerek,
Hani Tanrı istemezse, yaprak düşmezdi?
Bu kadar mı istedin Tanrım,
Yaprağımdan öte, dallarımı kırmayı?
Bahtımı yazarken mi bilendin?
Bu kadar mı istedin Tanrım,
Kaderimle oyuncak gibi oynamayı?
Ait olmak gerekir, nefes aldığın yere,
Diken üstünde geçmez bir ömür,
Aradığını göstermiyorsa verdiğin süre,
Üflediğin her nefes ocak söndürür.
Dilşad olmalısın etrafına göz vurdukça,
Hiç kimse bir işin ucundan tutmuyor,
Fabrika çalışmıyor, duman tütmüyor,
Bekçi çelimsiz, kapıya gücü yetmiyor,
Eyvah eyvah, bu yürek de grev var.
Herkes hak peşinde, çıkmışlar ortaya,
Ey can! herşey kader defterine yazılmaz,
Kader de gayrete aşık olsun diye.
Un tozu ile çorba yapılır, çizgi çizilmez.
Can taşıyan her canlı, bir kaşık alsın diye.
Ey can! can nedir önce canı bileceksin.
Yalnız kal bu gece.
Gece yarısı ve hatta tüm konu komşu uyuduktan sonra.
Yeniden aç gözlerini hayata.
Dış seslerin baskısı olmadan
Gönlüne danış isteklerini.
Çekildiğin odanda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!