Hep bir umutsun sızılı yüreğimde,
Son soluğa kadar, öz canımdan ileri,
Bir gün denk gelmedin vuslat durağında,
Yakmaz mıyım, sensiz enginlere açılan gemileri.
Fırtınaya kapıldım, limanlara sığınmadım,
İçli bir şarkı çalarken,
Aklına düşmez mi güzel bir sözüm?
Geceleri uykuya dalarken,
Gözünün önüne gelmez mi iki gözüm?
Vicdanının bam teline değdiğinde,
Kimsenin sesimi duymadığı,
Yürüdüğümden haberi olmadığı,
Başın çevirip bu yana bakmadığı,
Hayat denilen bir yolda yürüyorum.
Mevsim burada bahara çalmaz,
Kalk gidelim kırık kalbim,
Bu eller yaban olmuş.
Dost diye bir el tutmazsa elim,
Burada bizi tutacak ne kalmış.
Pespayeler kral tacı takmış,
Vurdu hazan mevsimi sazımın teline,
Mızrarabıyla, kılıç gibi kesercesine,
Ne konacak dal kaldı ne bir yaprak,
Her of deyişte lodos esercesine.
Yağmuru sel olsa da geçmez topuktan yukarı,
Geldin mi hüznün öteki adı?
Kırıldımı uçan kuşların kanadı?
Sarardımı yapraklar, göçtümü leylekler?
Dağların başını duman mı kapladı?
Yeşil hüküm giydimi yine?
Sağır kulaklara,
Pas tutmuş beyinlere,
Mühürlü kalplere,
İnadına inadına söylüyorum,
Mana bilmeyenlere,
Tam göğsümün ortasında,
Anlatılmaz bir sancı var.
Sebebi belli olmayan,
Uykuda bile aman vermeyen,
Merhametten yoksun.
Issız bir şehir bıraktım ardımda,
Bütün dostlukları,
Bütün güzellikleri
Sahilinin kumsalına gömdüğüm.
Şimdi benim gözümde,
Hem çıplak, hem ağlayarak geldim,
Üstüne popoya bir tokat,
Haliyle daha ilk günden isyan,
Adımız oldu isyankar mahlukat.
Ne yerde, ne gökteyim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!