VATANPERVER(!) Satılırken hürriyet pazarlık masasında, bir sızı peydah olur Mehmet'in yarasında. Biz "vatan" dedikçe onlar "hesap" dediler, Mübarek alın terini bir çırpıda yediler.
Ne deniz kaldı kâfiri dökecek, ne de aşılacak dağ, Ruhumuza örülmüş bu sinsi, bu kara ağ. Saniyeler bile kiralık, her köşe başı pusu, Bitmedi şu gafletin o derin uykusu.
Uyanın! desem de sesim yankısız kalır, Toprak, üstündeki ölüden intikam alır. Şehitlerin mirası bir otel lobisi değil, Ey gafil! Bu mukaddes yükün önünde eğil.
Varsın öleyim diyorsan, bir anlamı olmalı, Dökülen her damla kan, vicdanlara dolmalı. Yoksa ne Çanakkale affeder bizi, ne Dumlupınar, Kökünden sarsılıyor bak, o asırlık çınar.
Dün namlunun ucunda soluklanan katiller, Bugün ceylan derisi koltukta akıl verirler. Sıkılan her kurşun, dökülen her masum kan; Bir imza uğruna mı feda edildi o can?
Pazarlık masasında vatanın haritası, Elde gümüş kadeh, dilde ihanet şarkısı. Kurtla kuzu değil bu, aslanla sırtlan oyunu, Kendi eliyle bükerler Türk'ün çelik boynunu.
Göz yumdukça haine, azrsızlaştı duruşu, Bir şehit ömrü etmez, onların her kuruşu. Madenler talan yurdu, oteller beton yığını, Şimdi de peşkeş çekerler ecdat kalıntısına.
Dün "bebek katili" diyen o diller mi sustu? Yoksa içimizdeki irin, dışa mı kustu? Tarih, sırtını dönenleri bir bir not eder; Haine "gel" diyen, şehide bin kez ihanet eder
Eğer bitecekse zulüm; varsın ölelim! Ama önce şu kirli oyunu bir kökten bitirelim. Çünkü toprak altında yatanlar hesap soracak, Bu vatanı satanlar, kendi kanında boğulacak!
Dünya; devasa bir borsa… Kara ruhların pazarlık masası. Politika dediğin; Şeytanların parmaklarında kıvranan Paslı bir kukla tiyatrosu
Halkın umudu, Ekranların altında kayan rakamlar gibi Alınıp satılabilinen hisse senetleri.
Masum Yusufu kuyuya atanlar Insanligi atmazmi her sabah biryerlerde birileri yeni gömlekleri kana buluyor.
Kravatları ipekten bir kement, Gülüşleri cilalanmış mezar taşı. Dilleri; Sahte cennet broşürleri dağıtan Deccal
Hangi bayrağın altında dururlarsa dursunlar, Aynı karanlığın gölgesi vuruyor yüzlerine. Cebindeki banknotun rengine göre Boyuyorlar dünyayı. Vicdan fesat ihalede.
Adalet; Hakim masasında açık artırmaya çıkarılmış Kör bir yetim hakki
Küresel sofralarda Mazlumun son lokmasını paylaşan sırtlanlar… Krallar bile kral değil artık; Kendini seçenlere değil, Kendisini satın alanlara kul olmuş kuklalar.
Ve işte tam ortasında bu çürümüş dekorun; Altın kulelerden sarkan Pişkin bir narsisizm dolaşıyor. Kendi adını göğe kazırken Yeryüzünü ateşe veren bir sari ejderha.
Aynalara aşık yüzler… Kendi yansımasından başka hakikat görmeyen Habis ruhlar.
Sesi büyüdükçe Hakikat küçülüyor meydanlarda. Yalan; Mikrofonlardan geçirilen bir milli marş gibi Dökülüyor kalabalıkların üstüne.
Zengin sofralarındaki viski buharından Yeni zulümler damlıyor dünyaya. Halk ise yalnızca vaat yiyor; Çürümüş masal kırıntılarından
Siyonizmin baaldan koridorlarında Kippadan kusmuklar demlenirken İnsanlığın şah damarina çökülmüş Masonlugun satılmış aynalarında Epstain kendine yeni adalar yıgiyor
Kippalar çıkıyor, haç, sarik altindan Kandırılmış kitleler olaydan bi haber Öfkeleri oy pusulasına dönüşmüş kalabalıklar… Uçuruma doğru Alkışlarla yürütülen Gözleri bağlı bir insan seli.
Mühürlü odalardan vahşet sızıyor. Duvar diplerinde İnsanlığın çürüyen eti kokuyor. Epstein denen kippali dehşetin Vahşet dosyalarından şeytan Allaha sığınıyor Kim bilir nice karanlık adalarda, sinegoglarda Masum çığlıklar çığlıyor hâlâ; Denizin bile susturamadığı bir lanet.
Dün dost dediğini Bugün tek bir “tık”la ateşe atan bir çağ bu. Tutarsızlığın tahta çıktığı an Yalanın tek gerçek diye satıldığı Dijital bir kıyamet bu
Uydulardan yağan sinyallerde Zehir var, büyü var Uyusturdugu her beyine Düşmanı dost, Uçurumu sahil gösteren Elektrikli bir hipnoz bu
Gökdelenlerin arasına sıkışmış o dev meşale; Özgürlüğün değil artık, Kibrin ve tükenişin dumanı.
Ama dur… Dur artık ey altın tahtında şişen cüce heybet! Ey ruhunu cellatlara peşkeş çeken gölgeler!
Sanıyorsunuz ki Dünya sizin oyun hamurunuz, İnsanlık cebinizde taşıdığınız bozukluk. Oysa bir mazlumun ahı Bütün saraylarınızdan ağırdır.
Kendi yaktığınız ateşte kavrulmadan Çekmeyeceksiniz ellerinizi belli. Çünkü zulüm; Eninde sonunda Kendi sahibinin kapısını çalan aç bir kurttur.
Ve bir gün Mesih’in nefesi esecek. Ve İsa’nın kutsal kilici kesecek Arinacak haç ve sarık Sahte taçlar eriyecek. Cam kuleler Üstünüze çökecek.
Ne ekranlar kurtaracak sizi o gün, Ne alkışlar, Ne satın alınmış troller Ne de mühürlü odalar.
Bir gün insanlık yeniden ayağa kalkacak. Isanin ve mehdinin kilicindan vicdan akacak Ve adalet Satilmis bir yetim hakki değil Şimşek olup inecek seytana tapanlarin tepelerine
Colun rahminde sancilanan kurak bir geceydi, Sen, gokyuzunun yere biraktigi en zarif heceydin. Gunes utandi nurundan, bulutlar pesinde golge, Varliginla anlam buldu ruhun hapsoldugu her bolge.
Hira, zihnindeki firtinalarin sigindigi liman, Sana "Oku" denildiginde durdu akrep ve yelkovan. Cibril’in kanat sesleri kalbinin atisina karisti, O an yer ile gok, senin mubarek teninde baristi.
Sirtinda nubuvvet muhru, bir muhur ki kurtulusa, Sozlerin nefes oldu, kanat cirpan her yorgun kusa. Ebu Bekir bir aynaydi, sende gordu kendini, Seninle yikti insanlik, o karanlik kin bendini.
Vicdanlar taş kesilmisti, kumlarda taze bir can Kiz cocuklari gomulurken titrerdi koca cihan Sen geldin de dindi bu kanli bu korkunc firtina Merhamet hirkasini giydirdin insanlik sirtina
Kadin ki bir meta degil, cennetin ayak izi Seninle buldu dunyadaki o en mukaddes özu Fatimanin elinde gul acti nubuvvet bagi Seninle koptu insanligin cehaletle olan kara bagi
Hicret; ayak izlerinden tomurcuklanan bir bahar, Orumcek bir perde cekti, magarada gizlendi yar. Guvercinin yuvasi, sadakatin ince saydam sarayi Seninle dikttik , asirlardir kanayan o yarayi
Mirac, aklin bittiği yerde baslayan bir yolculuk, Ars’in basamaklarinda nefes nefes bir sonsuzluk. Zamanin bukuldugu, mekanin eridigi o tek an, Seninle secde etti orda, ruh u revan ve tum can.
Bedir’in kum taneleri, senin duanla oldu ordu, Kiliclar adaletin elinde huzura bir yurt kurdu. Uhud’da disin kirildi ama sabrin asla sarsilmadi, Senin gibi bir yurek, bu yeryuzunde hic dolasmadi.
Sen; yetimligin basindaki o en gorkemli tactin, Kitlikta bugday basagi, susuzluga duru bir ilactin. Merhametin, bulutlari aglatan o ince siziydi, Alnin, kainatin hic sonmeyecek en parlak yildiziydi.
Veda vaktinde dudaklarin "Ummetim" diye titredi, Gidisinle arz, yetim kalmis bir cocuk gibi inledi. Biraktigin emanet; iki kollu bir isik koprusu, Biri Hakk'in kelami, digeri omrunun gumus orgusu.
Kainat kitabinin her sayfasi senin bir rengin, Su fani alemde bulunmaz, ne dengin var ne benzerin. Sen bir okyanussun, bizler kiyinda kum tanesi, Sana muhtac bu cag ki, curumus felsefesi
Sefaat; parmaklarindan akittigin o ab-ı hayat, Ruhumuzun ufkunda asili duran en buyuk kanat. Liva-ul Hamd sancagin, serinliği olan tek golge, Mahser gunu siginagimiz, muhurlendigin o bolge.
Ey resul! insanligin hem evveli hem de ahirisin, Kalbi ölmus bir dunyanin cap canli cevherisin. Sunnetin sonmez bir meşale, biz pervane, Sen isik, Sana her misra eksik, sana her gonul bir sarmasik.
Adin dudaklarimizda, kurtulusa kurdale kesmek selatu selamin ise Kevser havuzundan icmek, Sefaatin bir vehedir mahserde şip şip terlerken Kabulu karin duamiz Makami mahmudu dilerken
Sefaat kil ey Nebi, haşr, mahser, mizan derken Amellerim tartida hafif ve defter elden giderken Tas elinde Kevser basinda, Senin billur yuzunle, Sula bizi cennette, senin ikraminla tatli gulusunle
Atam yavuz sultan selimin en meshur ve zeka dolu bir siiri
Sanma şahım / herkesi sen / sadıkane / yâr olur Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyar olur Sadıkane / belki ol / bu alemde / dildar olur Yâr olur / ağyar olur / dildar olur / serdar olur
Lan adi soysuz, sorularima cevap versene burada zirlayacagina antoloji yoneticilerine Cevap versene soruma, senin atam yavuz sultan selim hz lerine soyledigin, ceberrut, zorba, katil, ahlaksiz, sozleri ben ataturke soylememi kabul edermisin? Cevap ver
***** UMUTSUZ YARINLAR ***** Fethullah Gülen'e Mehdi dediler? Geylani'ye Evliya? Nazım Kıbrısi'ye Ermiş dediler? Mahmut Osmanoğluna Embiya, Cübbeli fetbaza sahabe dediler? Müslim Gündüz'e Molla, Adnan Oktar'a Alim dediler. İblis Kadir Mısıra Mürşit dediler? 40 bin masum canın katili şerefsiz APOYA da Önder dediler???? **Ya hu bunlar hep dediler, diyorlar ve diyecekler? En sonun da bu Hilafet aşıkları birbirini yiyecekler... VESSELAM
*** İĞNELİ FIÇI *** Din ve mezhepleri siyasete alet eden hiç bir görüş ve partiler asla ve kat-a muvaffak olamazlar. Tarihsel süreçte devamlılığını sağlayamazlar ve yok olmaya mahkumdurlar... ----------OZAN ÇAKIROĞLU----------
*** LAİK-SOSYAL ve REEL BAKIŞ *** Cehalet güç kazandığında, hak-hukuk adalet yer değiştirir. Hırsız aklanır, arsız paklanır, edepsiz saklanır, Mürşitler teklenir, toplum boklanır??? ---------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** İĞNELİ FIÇI *** Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerini bütün Dünya Devletleri tanıdı... Her nedense bu Hilafet aşıkları, Cumhuriyet kaçkınları, Orta çağ hastaları, Tasavvufçu sofiler, Subyanci kofiler, berdelci müftüler, kumacı Şıhlar ve sahte milliyetçiler bir türlü tanıyamadılar??? --------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** TARAFSIZ BAKIŞ *** --Bu gün Facebook sayfalarında gördüm. Arap asıllı bir kuş ağaç dalına gagasıyla Arapça SÜBANALLAH yazıyor? Altına yüzlerce yorum yapılmış. Hepsi de inanmış? Ya hu kardeşim bu kuş hazretleri Arapçayı nerden-kimden öğrenmiş. Neden Türkçe veya başka bir dil ile yazmamışta Arapça yazmış? Yoksa bu KUŞ Arap asıllı mıdır? --Biz böyle saçmalıklarla uğraşırken, o gavur dedikleriniz AYA gittiler. Sizler böyle Hilafet aşkıyla yanıp kavrulurken, o küfür ettikleriniz yakında MARSA gidecekler? Dua-niyaz-hatim ve selavata devam... ---------OZAN ÇAKIROĞLU----------
*** ŞER TARİKATI *** Fethullah beslendi şerden-marazdan Dergâhlar kurmuştu, felden-arazdan Bütün amelleri kinden-garezden Topluma nifaklar, ekti de gitti Postu Amerka'ya, attı da gitti... ------OZAN ÇAKIROĞLU-----
*** PALAVRASYON *** Hep derler ki Adalet Mülkün temelidir? Kime ve neye göre? Ya da 1940 lardan sonra uygulandığını gören var mı? Temel tarumar edilmiş, Adalet ne yapsın? --------OZAN ÇAKIROĞLU--------
*** REEL BAKIŞ *** Anayasal hakların ihlal edildiği bir toplumda, Dürüst, ahlaklı, mütevazı, sevecen, duyarlı ve sorumlu bir nesil yetiştiremezsiniz? -------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** BİLİMSEL BAKIŞ *** Yalan söylemek, bireysel güveni yok eder. Dedikodu-gıybet ve iftira yolunu açar. Bütün manevi ve ahlaki değerleri bertaraf eder. Yalancı kişiler etrafına kin-kibir ve nefret tohumları eker. Kamusal ve toplumsal ilişkileri yozlaştırır. Kaos ve kargaşaya zemin hazırlar. Yalan söylemek zamanla bir meslek hastalığına dönüşür? Yalan, her türlü içki ve kumardan daha tehlikelidir? VESSELAM --------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** LAİK-SOSYAL ve REEL BAKIŞ *** Kapitalist ve az gelişmiş Ülkelerde muasır medeniyet gelişmişliği Siyasal gidişatla doğru orantılıdır? ---------OZAN ÇAKIROĞLU-----------
*** LAİK, SOSYAL ve REEL BAKIŞ *** Eyy Hilafet aşıkları ve vahşi kapitalizmin reklam uşakları. Türk Ulusal Kadınları sizin ne gönül eğlencenizdir, ne de Rehabilitasyon merkezinizdir... -------OZAN ÇAKIROĞLU--------
KITMETLİ ŞAİRDAŞIM: Üçlü cümbür-neşeniz göz kamaştırıyor? İnşallah ilelebet devam eder? Ancak, bizim Şimal-i Şark yöresin de bir deyim vardır? **Kurtla-Kuzunun dostluğu, Kurdun karnı acıkıncaya kadardır? Kardaş, bu sözü bir kenara yaz ve asla unutma???
***** RUBAİYAT ***** Havva neden düştü, Şeytan tuzağına Adem'le kovuldu, Cennet uzağına Kullar köle oldu, Dünya erzağına Her beşer kısmetini alır da gider Azan kul belasını bulur da gider... -------OZAN ÇAKIROĞLU--------
*** LAİK, SOSYAL ve REALİST BAKIŞ *** Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünden sonra cehalet çığı gibi çağladı. Adım-adım ilerleyen gericilik, Dinsel bağnazlık, fraksiyonik mezhepçilik ve amansız köktencilik memleket sathına bir virüs gibi yayıldı? Her yolu mubah sayan bir siyasal anlayış? Sözünde durmayan, halkı her seçimde kandıran, kürsülerden palavra çekip martaval atan Siyasal parti liderleri dört nal gidiyor... ---------OZAN ÇAKIROĞLU-----------
***** RUBAİYAT ***** Memleket sevgisi olursa serde Özgürlük ufkunda açılır perde Barış olursa her zaman her yerde Hayır-hasenatla coşar gideriz, Suhulet içinde yaşar gideriz... -----OZAN ÇAKIROĞLU-----
*** İNSAN ÖMRÜNÜ KISALTAN ETKENLER *** Dünya meşakatı, yaşam savaşı, toplumsal sorunlar, siyasal gidişat her türlü savaşlar, çözümsüz müşküller, teknolojik hevesler, burjuvatif özentiler, kronik stresler, doğasal etkenler ve dijital bağımlılık.... ------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** BU GÜN NEVRUZ BAYRAMI *** -Türk Ulusal Milletimizin Nevruz Bayramı kutlu olsun. Ülkemize sevgi, barış, hayır ve bereket getirsin. Toplumsal ayrışmalar son bulsun. Bütün Memleket aşkla, sevgiyle, uhulet ve suhuletle yeniden top-yekün kaynaşsın... --Nevruz Bayramı yalnızca Baharın gelişini müjdelemez, Türklerin yeniden ayağa kalkışının, birlik ve beraberliğin simgesidir. --Nevruz Bayramı, Ergenekon destanının taa kendisidir. Demirlerin dövüldüğü, umutların yeniden yeşerdiği, Tabiatın coşup-çağlamasıdır. İnşallah Tabiatın çağlamasıyla beraber tüm insani değerlerde coşup çağlasın ve Bütün kaos-kargaşa, melanet ve musibetler son bulsun... -----------OZAN ÇAKIROĞLU--------------
VATANPERVER(!)
Satılırken hürriyet pazarlık masasında,
bir sızı peydah olur Mehmet'in yarasında.
Biz "vatan" dedikçe onlar "hesap" dediler,
Mübarek alın terini bir çırpıda yediler.
Ne deniz kaldı kâfiri dökecek, ne de aşılacak dağ,
Ruhumuza örülmüş bu sinsi, bu kara ağ.
Saniyeler bile kiralık, her köşe başı pusu,
Bitmedi şu gafletin o derin uykusu.
Uyanın! desem de sesim yankısız kalır,
Toprak, üstündeki ölüden intikam alır.
Şehitlerin mirası bir otel lobisi değil,
Ey gafil! Bu mukaddes yükün önünde eğil.
Varsın öleyim diyorsan, bir anlamı olmalı,
Dökülen her damla kan, vicdanlara dolmalı.
Yoksa ne Çanakkale affeder bizi, ne Dumlupınar,
Kökünden sarsılıyor bak, o asırlık çınar.
Dün namlunun ucunda soluklanan katiller,
Bugün ceylan derisi koltukta akıl verirler.
Sıkılan her kurşun, dökülen her masum kan;
Bir imza uğruna mı feda edildi o can?
"Barış" derler adına, dilleri zehir saçar,
Sırtımızdaki hançer, taze yaralar açar.
Kandil'in gölgesini meclis çatısına serenler,
Bilmezler mi; sızlıyor o toprağa girenler!
Pazarlık masasında vatanın haritası,
Elde gümüş kadeh, dilde ihanet şarkısı.
Kurtla kuzu değil bu, aslanla sırtlan oyunu,
Kendi eliyle bükerler Türk'ün çelik boynunu.
Göz yumdukça haine, azrsızlaştı duruşu,
Bir şehit ömrü etmez, onların her kuruşu.
Madenler talan yurdu, oteller beton yığını,
Şimdi de peşkeş çekerler ecdat kalıntısına.
Dün "bebek katili" diyen o diller mi sustu?
Yoksa içimizdeki irin, dışa mı kustu?
Tarih, sırtını dönenleri bir bir not eder;
Haine "gel" diyen, şehide bin kez ihanet eder
Eğer bitecekse zulüm; varsın ölelim!
Ama önce şu kirli oyunu bir kökten bitirelim.
Çünkü toprak altında yatanlar hesap soracak,
Bu vatanı satanlar, kendi kanında boğulacak!
Dünya; devasa bir borsa…
Kara ruhların pazarlık masası.
Politika dediğin;
Şeytanların parmaklarında kıvranan
Paslı bir kukla tiyatrosu
Halkın umudu,
Ekranların altında kayan rakamlar gibi
Alınıp satılabilinen hisse senetleri.
Masum Yusufu kuyuya atanlar
Insanligi atmazmi
her sabah biryerlerde
birileri yeni gömlekleri kana buluyor.
Kravatları ipekten bir kement,
Gülüşleri cilalanmış mezar taşı.
Dilleri;
Sahte cennet broşürleri dağıtan
Deccal
Hangi bayrağın altında dururlarsa dursunlar,
Aynı karanlığın gölgesi vuruyor yüzlerine.
Cebindeki banknotun rengine göre
Boyuyorlar dünyayı.
Vicdan fesat ihalede.
Adalet;
Hakim masasında açık artırmaya çıkarılmış
Kör bir yetim hakki
Küresel sofralarda
Mazlumun son lokmasını paylaşan sırtlanlar…
Krallar bile kral değil artık;
Kendini seçenlere değil,
Kendisini satın alanlara kul olmuş kuklalar.
Ve işte tam ortasında bu çürümüş dekorun;
Altın kulelerden sarkan
Pişkin bir narsisizm dolaşıyor.
Kendi adını göğe kazırken
Yeryüzünü ateşe veren bir sari ejderha.
Aynalara aşık yüzler…
Kendi yansımasından başka hakikat görmeyen
Habis ruhlar.
Sesi büyüdükçe
Hakikat küçülüyor meydanlarda.
Yalan;
Mikrofonlardan geçirilen bir milli marş gibi
Dökülüyor kalabalıkların üstüne.
Zengin sofralarındaki viski buharından
Yeni zulümler damlıyor dünyaya.
Halk ise yalnızca vaat yiyor;
Çürümüş masal kırıntılarından
Siyonizmin baaldan koridorlarında
Kippadan kusmuklar demlenirken
İnsanlığın şah damarina çökülmüş
Masonlugun satılmış aynalarında
Epstain kendine yeni adalar yıgiyor
Kippalar çıkıyor, haç, sarik altindan
Kandırılmış kitleler olaydan bi haber
Öfkeleri oy pusulasına dönüşmüş kalabalıklar…
Uçuruma doğru
Alkışlarla yürütülen
Gözleri bağlı bir insan seli.
Mühürlü odalardan vahşet sızıyor.
Duvar diplerinde
İnsanlığın çürüyen eti kokuyor.
Epstein denen kippali dehşetin
Vahşet dosyalarından şeytan Allaha sığınıyor
Kim bilir nice karanlık adalarda, sinegoglarda
Masum çığlıklar çığlıyor hâlâ;
Denizin bile susturamadığı bir lanet.
Dün dost dediğini
Bugün tek bir “tık”la ateşe atan bir çağ bu.
Tutarsızlığın tahta çıktığı an
Yalanın tek gerçek diye satıldığı
Dijital bir kıyamet bu
Uydulardan yağan sinyallerde
Zehir var, büyü var
Uyusturdugu her beyine
Düşmanı dost,
Uçurumu sahil gösteren
Elektrikli bir hipnoz bu
Gökdelenlerin arasına sıkışmış o dev meşale;
Özgürlüğün değil artık,
Kibrin ve tükenişin dumanı.
Ama dur…
Dur artık ey altın tahtında şişen cüce heybet!
Ey ruhunu cellatlara peşkeş çeken gölgeler!
Sanıyorsunuz ki
Dünya sizin oyun hamurunuz,
İnsanlık cebinizde taşıdığınız bozukluk.
Oysa bir mazlumun ahı
Bütün saraylarınızdan ağırdır.
Kendi yaktığınız ateşte kavrulmadan
Çekmeyeceksiniz ellerinizi belli.
Çünkü zulüm;
Eninde sonunda
Kendi sahibinin kapısını çalan aç bir kurttur.
Ve bir gün
Mesih’in nefesi esecek.
Ve İsa’nın kutsal kilici kesecek
Arinacak haç ve sarık
Sahte taçlar eriyecek.
Cam kuleler
Üstünüze çökecek.
Ne ekranlar kurtaracak sizi o gün,
Ne alkışlar,
Ne satın alınmış troller
Ne de mühürlü odalar.
Bir gün insanlık yeniden ayağa kalkacak.
Isanin ve mehdinin kilicindan vicdan akacak
Ve adalet
Satilmis bir yetim hakki değil
Şimşek olup inecek seytana tapanlarin tepelerine
Kurtulus muhru
Colun rahminde sancilanan kurak bir geceydi,
Sen, gokyuzunun yere biraktigi en zarif heceydin.
Gunes utandi nurundan, bulutlar pesinde golge,
Varliginla anlam buldu ruhun hapsoldugu her bolge.
Hira, zihnindeki firtinalarin sigindigi liman,
Sana "Oku" denildiginde durdu akrep ve yelkovan.
Cibril’in kanat sesleri kalbinin atisina karisti,
O an yer ile gok, senin mubarek teninde baristi.
Sirtinda nubuvvet muhru, bir muhur ki kurtulusa,
Sozlerin nefes oldu, kanat cirpan her yorgun kusa.
Ebu Bekir bir aynaydi, sende gordu kendini,
Seninle yikti insanlik, o karanlik kin bendini.
Vicdanlar taş kesilmisti, kumlarda taze bir can
Kiz cocuklari gomulurken titrerdi koca cihan
Sen geldin de dindi bu kanli bu korkunc firtina
Merhamet hirkasini giydirdin insanlik sirtina
Kadin ki bir meta degil, cennetin ayak izi
Seninle buldu dunyadaki o en mukaddes özu
Fatimanin elinde gul acti nubuvvet bagi
Seninle koptu insanligin cehaletle olan kara bagi
Hicret; ayak izlerinden tomurcuklanan bir bahar,
Orumcek bir perde cekti, magarada gizlendi yar.
Guvercinin yuvasi, sadakatin ince saydam sarayi
Seninle dikttik , asirlardir kanayan o yarayi
Mirac, aklin bittiği yerde baslayan bir yolculuk,
Ars’in basamaklarinda nefes nefes bir sonsuzluk.
Zamanin bukuldugu, mekanin eridigi o tek an,
Seninle secde etti orda, ruh u revan ve tum can.
Bedir’in kum taneleri, senin duanla oldu ordu,
Kiliclar adaletin elinde huzura bir yurt kurdu.
Uhud’da disin kirildi ama sabrin asla sarsilmadi,
Senin gibi bir yurek, bu yeryuzunde hic dolasmadi.
Sen; yetimligin basindaki o en gorkemli tactin,
Kitlikta bugday basagi, susuzluga duru bir ilactin.
Merhametin, bulutlari aglatan o ince siziydi,
Alnin, kainatin hic sonmeyecek en parlak yildiziydi.
Veda vaktinde dudaklarin "Ummetim" diye titredi,
Gidisinle arz, yetim kalmis bir cocuk gibi inledi.
Biraktigin emanet; iki kollu bir isik koprusu,
Biri Hakk'in kelami, digeri omrunun gumus orgusu.
Kainat kitabinin her sayfasi senin bir rengin,
Su fani alemde bulunmaz, ne dengin var ne benzerin.
Sen bir okyanussun, bizler kiyinda kum tanesi,
Sana muhtac bu cag ki, curumus felsefesi
Sefaat; parmaklarindan akittigin o ab-ı hayat,
Ruhumuzun ufkunda asili duran en buyuk kanat.
Liva-ul Hamd sancagin, serinliği olan tek golge,
Mahser gunu siginagimiz, muhurlendigin o bolge.
Ey resul! insanligin hem evveli hem de ahirisin,
Kalbi ölmus bir dunyanin cap canli cevherisin.
Sunnetin sonmez bir meşale, biz pervane, Sen isik,
Sana her misra eksik, sana her gonul bir sarmasik.
Adin dudaklarimizda, kurtulusa kurdale kesmek
selatu selamin ise Kevser havuzundan icmek,
Sefaatin bir vehedir mahserde şip şip terlerken
Kabulu karin duamiz Makami mahmudu dilerken
Sefaat kil ey Nebi, haşr, mahser, mizan derken
Amellerim tartida hafif ve defter elden giderken
Tas elinde Kevser basinda, Senin billur yuzunle,
Sula bizi cennette, senin ikraminla tatli gulusunle
Amin
Atam yavuz sultan selimin en meshur ve zeka dolu bir siiri
Sanma şahım / herkesi sen / sadıkane / yâr olur
Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyar olur
Sadıkane / belki ol / bu alemde / dildar olur
Yâr olur / ağyar olur / dildar olur / serdar olur
Lan adi soysuz, sorularima cevap versene burada zirlayacagina antoloji yoneticilerine
Cevap versene soruma, senin atam yavuz sultan selim hz lerine soyledigin, ceberrut, zorba, katil, ahlaksiz, sozleri ben ataturke soylememi kabul edermisin? Cevap ver
***** UMUTSUZ YARINLAR *****
Fethullah Gülen'e Mehdi dediler? Geylani'ye Evliya? Nazım Kıbrısi'ye Ermiş dediler?
Mahmut Osmanoğluna Embiya, Cübbeli fetbaza sahabe dediler? Müslim Gündüz'e
Molla, Adnan Oktar'a Alim dediler. İblis Kadir Mısıra Mürşit dediler? 40 bin masum
canın katili şerefsiz APOYA da Önder dediler????
**Ya hu bunlar hep dediler, diyorlar ve diyecekler? En sonun da bu Hilafet aşıkları
birbirini yiyecekler... VESSELAM
*** İĞNELİ FIÇI ***
Din ve mezhepleri siyasete alet eden hiç bir görüş ve partiler
asla ve kat-a muvaffak olamazlar. Tarihsel süreçte devamlılığını
sağlayamazlar ve yok olmaya mahkumdurlar...
----------OZAN ÇAKIROĞLU----------
*** LAİK-SOSYAL ve REEL BAKIŞ ***
Cehalet güç kazandığında, hak-hukuk adalet yer değiştirir.
Hırsız aklanır, arsız paklanır, edepsiz saklanır, Mürşitler
teklenir, toplum boklanır???
---------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** İĞNELİ FIÇI ***
Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerini bütün Dünya Devletleri tanıdı...
Her nedense bu Hilafet aşıkları, Cumhuriyet kaçkınları, Orta çağ
hastaları, Tasavvufçu sofiler, Subyanci kofiler, berdelci müftüler, kumacı
Şıhlar ve sahte milliyetçiler bir türlü tanıyamadılar???
--------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** TARAFSIZ BAKIŞ ***
--Bu gün Facebook sayfalarında gördüm. Arap asıllı bir kuş ağaç dalına gagasıyla
Arapça SÜBANALLAH yazıyor? Altına yüzlerce yorum yapılmış. Hepsi de inanmış?
Ya hu kardeşim bu kuş hazretleri Arapçayı nerden-kimden öğrenmiş. Neden Türkçe
veya başka bir dil ile yazmamışta Arapça yazmış? Yoksa bu KUŞ Arap asıllı mıdır?
--Biz böyle saçmalıklarla uğraşırken, o gavur dedikleriniz AYA gittiler. Sizler böyle
Hilafet aşkıyla yanıp kavrulurken, o küfür ettikleriniz yakında MARSA gidecekler?
Dua-niyaz-hatim ve selavata devam...
---------OZAN ÇAKIROĞLU----------
*** ŞER TARİKATI ***
Fethullah beslendi şerden-marazdan
Dergâhlar kurmuştu, felden-arazdan
Bütün amelleri kinden-garezden
Topluma nifaklar, ekti de gitti
Postu Amerka'ya, attı da gitti...
------OZAN ÇAKIROĞLU-----
*** CAHİL-CÜHELA ***
Şer yobaz ne anlar bilimden-fenden
Başları kurtulmaz, nefretten-kinden
İcazet alırlar, periden-cinden
Muskayla milleti soyar giderler
Her zaman haramla doyar giderler...
---------OZAN ÇAKIROĞLU--------
*** PALAVRASYON ***
Hep derler ki Adalet Mülkün temelidir?
Kime ve neye göre? Ya da 1940 lardan
sonra uygulandığını gören var mı?
Temel tarumar edilmiş, Adalet ne yapsın?
--------OZAN ÇAKIROĞLU--------
*** REEL BAKIŞ ***
Anayasal hakların ihlal edildiği bir toplumda,
Dürüst, ahlaklı, mütevazı, sevecen, duyarlı
ve sorumlu bir nesil yetiştiremezsiniz?
-------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** BİLİMSEL BAKIŞ ***
Yalan söylemek, bireysel güveni yok eder. Dedikodu-gıybet ve iftira yolunu
açar. Bütün manevi ve ahlaki değerleri bertaraf eder. Yalancı kişiler etrafına
kin-kibir ve nefret tohumları eker.
Kamusal ve toplumsal ilişkileri yozlaştırır. Kaos ve kargaşaya zemin hazırlar.
Yalan söylemek zamanla bir meslek hastalığına dönüşür?
Yalan, her türlü içki ve kumardan daha tehlikelidir? VESSELAM
--------OZAN ÇAKIROĞLU---------
***YOBAZIN ÖZÜ YALANDIR***
Kardaş, her fetbazı molla belleme
Başı kavukluyla, sohbet eyleme
Sırtı cübbeliye, sırrın söyleme
Hak-hakikat bilmez özü yalandır.
.
Keramet haktadır, kulda değildir
Sağında arama, sol da değildir
Cindarın baktığı, falda değildir
Muskacı papazın sözü yalandır.
.
Fetbazlar anlamaz haktan-emekten
Ensesi kalındır, haram yemekten
Yüksek maaş alır fetva vermekten
Ekranda verdiği, pozu yalandır.
.
Papazın döküldü kudret boyası
Pazara yayıldı, bütün foyası
Ne bir tarı kaldı, nede sayası
Bunların harmanı-tozu yalandır.
.
Bağnazın gemisi vurdu karaya
Şimdi Menzilciler girdi sıraya
Nursuzlar aklını verdi kiraya
Cambazın bakışı-gözü yalandır
.
İrtica hortladı şer yuvasından
Zihinler kirlendi pis havasından
Ölse de vazgeçmez kan davasından
Abdestle yıkanan, yüzü yalandır.
.
Çakıroğlu, fazla derine girme
Nursuzlar sulbüne selamı verme
Çoluk-çocuğuna sofranı serme
Yobazın danası-yozü yalandır...
------VEZİR PEHLEVAN-------
***** ALDANMA *****
Namerdin verdiği söze aldanma
Nazarla bakışan göze aldanma
Düğünde süslenen kıza aldanma
Vuslatta cilveye naza aldanma
Hazana varmadan solar gidersin,
Gam keder hüzünle dolar gidersin...
--------OZAN ÇAKIROĞLU-------
*** LAİK-SOSYAL ve REEL BAKIŞ ***
Kapitalist ve az gelişmiş Ülkelerde muasır medeniyet gelişmişliği
Siyasal gidişatla doğru orantılıdır?
---------OZAN ÇAKIROĞLU-----------
Hep derler ki, Adalet mülkün temelidir. Amenna ve saddakna (!)
Ancak, temel bozuksa MÜLK virane olmaya mahkumdur...
*** LAİK, SOSYAL ve REEL BAKIŞ ***
Eyy Hilafet aşıkları ve vahşi kapitalizmin reklam uşakları.
Türk Ulusal Kadınları sizin ne gönül eğlencenizdir, ne de
Rehabilitasyon merkezinizdir...
-------OZAN ÇAKIROĞLU--------
KITMETLİ ŞAİRDAŞIM:
Üçlü cümbür-neşeniz göz kamaştırıyor? İnşallah ilelebet devam eder?
Ancak, bizim Şimal-i Şark yöresin de bir deyim vardır?
**Kurtla-Kuzunun dostluğu, Kurdun karnı acıkıncaya kadardır?
Kardaş, bu sözü bir kenara yaz ve asla unutma???
*** PAŞA DEDEM DERDİ Kİ ***
Karganın bir kârı olmasa, Mandayı gıdıklamaz?
***** RUBAİYAT *****
Mahlukat evrildi, değişti zaman
Vuslatlar nikâhsız, şafaklar duman
Cübbeli Şıhlara kalmadı güman
Dervişler üç kuma almış gidiyor,
Hakikat tarından düşmüş gidiyor...
-------OZAN ÇAKIROĞLU--------
***** RUBAİYAT *****
Havva neden düştü, Şeytan tuzağına
Adem'le kovuldu, Cennet uzağına
Kullar köle oldu, Dünya erzağına
Her beşer kısmetini alır da gider
Azan kul belasını bulur da gider...
-------OZAN ÇAKIROĞLU--------
*** LAİK, SOSYAL ve REALİST BAKIŞ ***
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünden sonra cehalet çığı gibi
çağladı. Adım-adım ilerleyen gericilik, Dinsel bağnazlık, fraksiyonik
mezhepçilik ve amansız köktencilik memleket sathına bir virüs gibi
yayıldı?
Her yolu mubah sayan bir siyasal anlayış? Sözünde durmayan, halkı
her seçimde kandıran, kürsülerden palavra çekip martaval atan Siyasal
parti liderleri dört nal gidiyor...
---------OZAN ÇAKIROĞLU-----------
***** RUBAİYAT *****
Mustafa Kemal'dir bizim velimiz
İnönü İsmet'tir, milli pirimiz
Misak-ı milliye kurban serimiz
İstiklal marşıyla kükrer coşarız,
Bilim-felsefeyle dağlar aşarız...
------OZAN ÇAKIROĞLU-----
***** RUBAİYAT *****
Katil Amerka'nın, her sözü yalan
Peygamber mülkünü eyledi talan
Bütün orta-doğu mahf-oldu ulan
İsrail dizgini salmış gidiyor,
Şer-bela atına binmiş gidiyor...
-----OZAN ÇAKIROĞLU------
***** RUBAİYAT *****
Memleket sevgisi olursa serde
Özgürlük ufkunda açılır perde
Barış olursa her zaman her yerde
Hayır-hasenatla coşar gideriz,
Suhulet içinde yaşar gideriz...
-----OZAN ÇAKIROĞLU-----
*** İNSAN ÖMRÜNÜ KISALTAN ETKENLER ***
Dünya meşakatı, yaşam savaşı, toplumsal sorunlar, siyasal gidişat
her türlü savaşlar, çözümsüz müşküller, teknolojik hevesler, burjuvatif
özentiler, kronik stresler, doğasal etkenler ve dijital bağımlılık....
------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** BU GÜN NEVRUZ BAYRAMI ***
-Türk Ulusal Milletimizin Nevruz Bayramı kutlu olsun. Ülkemize
sevgi, barış, hayır ve bereket getirsin. Toplumsal ayrışmalar son
bulsun. Bütün Memleket aşkla, sevgiyle, uhulet ve suhuletle yeniden
top-yekün kaynaşsın...
--Nevruz Bayramı yalnızca Baharın gelişini müjdelemez, Türklerin
yeniden ayağa kalkışının, birlik ve beraberliğin simgesidir.
--Nevruz Bayramı, Ergenekon destanının taa kendisidir. Demirlerin
dövüldüğü, umutların yeniden yeşerdiği, Tabiatın coşup-çağlamasıdır.
İnşallah Tabiatın çağlamasıyla beraber tüm insani değerlerde coşup
çağlasın ve Bütün kaos-kargaşa, melanet ve musibetler son bulsun...
-----------OZAN ÇAKIROĞLU--------------