Kültür Sanat Edebiyat Şiir

İbrahim Elcioglu
İbrahim Elcioglu

Ey Serfirâz, söyle hakikâti, varsın bükülsün kalemin Çünkü izzet, ne bu koltukta ne de kâşânedir ~İbrahim Elçioğlu / Riya-yı Erkan-ı Devlet

  • hiciv08.05.2026 - 17:16

    Hiciv
    Selimî'nin ol lafz-ı Mütekellif hem-seng midir yektâvâz ile
    Hiç Şâh-ı gedâ boy ölçüşebilir mi ser-firaz ile?

    Kalsın ol vezn-i şikeste-i aruz, varsın uysun kibrine şâhların,
    Lisân-ı nâs, can bulur ancak ol sâfî vezn-i benân ile.

    Ne hacet âl-i osmanın mührüne, ne gerek ol debdebe-i saraya,
    Hakikat mührü vurulur dile, ol sâde beyân ile.

    Zâil oldu ol muteber Muhibbi, vardır bir
    hasır-nişîn divanında şimdi
    Yıkılır kâşâne-i mülk, yaşar ruh-i Türk-i bâkî ancak ol hars-ı mümtâz ile

    Ne şâh kalır ne şehinşâh, hüküm sürer ancak Serfiraz
    Diz çöker cümle cihân, kadrini bulur kelâm bu sâdık i’câz ile

    Serfiraz

  • Yurtseverler Köşesi08.05.2026 - 17:13

    VATANPERVER(!)
    Satılırken hürriyet pazarlık masasında,
    bir sızı peydah olur Mehmet'in yarasında.
    Biz "vatan" dedikçe onlar "hesap" dediler,
    Mübarek alın terini bir çırpıda yediler.

    Ne deniz kaldı kâfiri dökecek, ne de aşılacak dağ,
    Ruhumuza örülmüş bu sinsi, bu kara ağ.
    Saniyeler bile kiralık, her köşe başı pusu,
    Bitmedi şu gafletin o derin uykusu.

    Uyanın! desem de sesim yankısız kalır,
    Toprak, üstündeki ölüden intikam alır.
    Şehitlerin mirası bir otel lobisi değil,
    Ey gafil! Bu mukaddes yükün önünde eğil.

    Varsın öleyim diyorsan, bir anlamı olmalı,
    Dökülen her damla kan, vicdanlara dolmalı.
    Yoksa ne Çanakkale affeder bizi, ne Dumlupınar,
    Kökünden sarsılıyor bak, o asırlık çınar.

    Dün namlunun ucunda soluklanan katiller,
    Bugün ceylan derisi koltukta akıl verirler.
    Sıkılan her kurşun, dökülen her masum kan;
    Bir imza uğruna mı feda edildi o can?

    "Barış" derler adına, dilleri zehir saçar,
    Sırtımızdaki hançer, taze yaralar açar.
    Kandil'in gölgesini meclis çatısına serenler,
    Bilmezler mi; sızlıyor o toprağa girenler!

    Pazarlık masasında vatanın haritası,
    Elde gümüş kadeh, dilde ihanet şarkısı.
    Kurtla kuzu değil bu, aslanla sırtlan oyunu,
    Kendi eliyle bükerler Türk'ün çelik boynunu.

    Göz yumdukça haine, azrsızlaştı duruşu,
    Bir şehit ömrü etmez, onların her kuruşu.
    Madenler talan yurdu, oteller beton yığını,
    Şimdi de peşkeş çekerler ecdat kalıntısına.

    Dün "bebek katili" diyen o diller mi sustu?
    Yoksa içimizdeki irin, dışa mı kustu?
    Tarih, sırtını dönenleri bir bir not eder;
    Haine "gel" diyen, şehide bin kez ihanet eder

    Eğer bitecekse zulüm; varsın ölelim!
    Ama önce şu kirli oyunu bir kökten bitirelim.
    Çünkü toprak altında yatanlar hesap soracak,
    Bu vatanı satanlar, kendi kanında boğulacak!