Hz. Ali (ra) anlatıyor: “Bir keresinde Medine’deki Bakî’ Kabristanı’nda bir cenazede bulunuyorduk. Peygamber (sav) yanımıza gelip oturdu. Biz de onun çevresine toplandık. Elinde bir çubuk vardı. Başını düşünceli bir şekilde aşağıya doğru eğdi ve elindeki çubukla yerde çizgiler çizmeye başladı. Sonra, ‘Hiçbiriniz, (hatta) hiçbir canlı yoktur ki cennet ve cehennemdeki gideceği yer ile saîd (mutlu) veya şakî (bedbaht) olduğu (önceden) yazılmış olmasın.’ buyurdu.” (B1362 Buhârî, Cenâiz, 82; M6731 Müslim, Kader, 6)
Zeyd b. Hâlid el-Cühenî’den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Şahitlerin en hayırlısını size bildireyim mi? Kendisinden talep edilmeden şahitlik yapan kişi.” (M4494 Müslim, Akdiye, 19)
“İbn Abbâs’ın yanında oturuyordum. Iraklı bir adam ona gelerek: ‘Ben şu resimleri yapıyorum, bu konuda ne dersin?’ diye sordu. İbn Abbâs, ‘Yaklaş, yaklaş!’ dedi. Ben Muhammed’in (s.a.v.) şöyle buyurduğunu işittim: ‘Kim dünyada (tapınmak üzere) bir resim yaparsa kıyamet günü kendisinden o yaptığı resme can vermesi istenir, fakat o, ona can veremez.’” (Nesâî, Zînet, 113)
Nu’man b. Beşîr’den nakledildiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ’nın koymuş olduğu sınırlara uygun yaşayanlar ile bu sınırları ihlâl eden kimselerin durumu, bir gemiye binmiş, gemi içerisindeki yerleri kura ile belirlenmiş iki grup insanın durumuna benzer; Bunlardan bir kısmı geminin alt tarafında, bir kısmı da üst tarafında yolculuk etmeye hak kazanmıştır. Alt kattakiler (su ihtiyaçlarını karşılamak için) üsttekilerin yanına giderler. (Bir süre sonra), ‘(Sudan) nasibimizi almak için (geminin altından) bir delik açsak da yukarıdakileri rahatsız etmesek.’ derler. Eğer yukarıda bulunanlar aşağıdakilerin isteklerini yapmalarına izin verirlerse gemidekiler hep birlikte helâk olur. Fakat onlara engel olurlarsa hem onlar hem de kendileri kurtulur.” (B2493 Buhârî, Şirket, 6)
Ukbe b. Âmir’in işittiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Kusurunu açıkça söylemeden, bir Müslüman’ın diğerine herhangi bir ayıplı malı satması helâl değildir.” (İM2246 İbn Mâce, Ticâret, 45)
Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kim hakkı olmadığı hâlde bir karış yeri alırsa, Allah kıyamet günü yedi kat yeri onun boynuna dolar.” (M4136 Müslim, Müsâkât, 141)
Semüre’den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Haseb (kişiyi halk nazarında yücelten nitelik) maldır, kerem (kişiyi Allah katında yücelten nitelik) ise takvadır.” (T3271 Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 49) Abdullah (b. Mes’ûd) tarafından nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle derdi: “Allah’ım, senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği i stiyorum.” (M6904 Müslim, Zikir, 72)
Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre, bir gün Resûlullah (sav), “Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashâbı, “Bize göre müflis, parası ve malı olmayan kimsedir.” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber, “Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla gelir. Aynı zamanda şuna sövmüş, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve şunu dövmüş bir hâlde gelir. Bunun üzerine iyiliklerinin sevabı şuna buna verilir. Üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yüklenir. Sonra da cehenneme atılır.” buyurdu. (M6579 Müslim, Birr, 59)
Bugün son baktığım yerde kalbimi sakin bir günün huzurunda bıraktım Asla düşünmediğim kadar hızlı bir daha dönüşü olmayan bir yolda Çabuk ve asi gülleri sulayan rüzgarın ılık ilhamıyla yalanın yatağında Asla pişman olmadığım kadar korkak sayısız günün hevesinde kurumuş çamurlarda Bırakıyorum dumanını yalnızlığın aklımın en soluk inancında Eyvallah diyecekler Sabah ola hayrola
Hz. Ali (ra) anlatıyor:
“Bir keresinde Medine’deki Bakî’ Kabristanı’nda bir cenazede
bulunuyorduk. Peygamber (sav) yanımıza gelip oturdu. Biz de onun
çevresine toplandık. Elinde bir çubuk vardı. Başını düşünceli bir şekilde
aşağıya doğru eğdi ve elindeki çubukla yerde çizgiler çizmeye başladı.
Sonra, ‘Hiçbiriniz, (hatta) hiçbir canlı yoktur ki cennet ve cehennemdeki
gideceği yer ile saîd (mutlu) veya şakî (bedbaht) olduğu (önceden) yazılmış
olmasın.’ buyurdu.”
(B1362 Buhârî, Cenâiz, 82; M6731 Müslim, Kader, 6)
Zeyd b. Hâlid el-Cühenî’den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav)
şöyle buyurmuştur: “Şahitlerin en hayırlısını size bildireyim mi? Kendisinden
talep edilmeden şahitlik yapan kişi.”
(M4494 Müslim, Akdiye, 19)
“İbn Abbâs’ın yanında oturuyordum. Iraklı bir adam ona gelerek: ‘Ben şu resimleri yapıyorum, bu konuda ne dersin?’ diye sordu. İbn Abbâs, ‘Yaklaş, yaklaş!’ dedi. Ben Muhammed’in (s.a.v.) şöyle buyurduğunu işittim: ‘Kim dünyada (tapınmak üzere) bir resim yaparsa kıyamet günü kendisinden o yaptığı resme can vermesi istenir, fakat o, ona can veremez.’” (Nesâî, Zînet, 113)
Nu’man b. Beşîr’den nakledildiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle
buyurmuştur: “Allah Teâlâ’nın koymuş olduğu sınırlara uygun yaşayanlar ile bu
sınırları ihlâl eden kimselerin durumu, bir gemiye binmiş, gemi içerisindeki yerleri
kura ile belirlenmiş iki grup insanın durumuna benzer; Bunlardan bir kısmı
geminin alt tarafında, bir kısmı da üst tarafında yolculuk etmeye hak kazanmıştır.
Alt kattakiler (su ihtiyaçlarını karşılamak için) üsttekilerin yanına giderler. (Bir
süre sonra), ‘(Sudan) nasibimizi almak için (geminin altından) bir delik açsak da
yukarıdakileri rahatsız etmesek.’ derler. Eğer yukarıda bulunanlar aşağıdakilerin
isteklerini yapmalarına izin verirlerse gemidekiler hep birlikte helâk olur. Fakat
onlara engel olurlarsa hem onlar hem de kendileri kurtulur.”
(B2493 Buhârî, Şirket, 6)
Ukbe b. Âmir’in işittiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Kusurunu açıkça söylemeden, bir
Müslüman’ın diğerine herhangi bir ayıplı malı satması helâl değildir.”
(İM2246 İbn Mâce, Ticâret, 45)
Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre,
Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Kim hakkı olmadığı hâlde bir karış yeri alırsa, Allah kıyamet günü yedi kat
yeri onun boynuna dolar.”
(M4136 Müslim, Müsâkât, 141)
Semüre’den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
“Haseb (kişiyi halk nazarında yücelten nitelik) maldır, kerem (kişiyi Allah
katında yücelten nitelik) ise takvadır.”
(T3271 Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 49)
Abdullah (b. Mes’ûd) tarafından nakledildiğine göre, Hz. Peygamber
(sav) şöyle derdi: “Allah’ım, senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği
i stiyorum.”
(M6904 Müslim, Zikir, 72)
...
Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre, bir gün Resûlullah (sav), “Müflis
kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashâbı, “Bize göre müflis, parası ve
malı olmayan kimsedir.” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber, “Şüphesiz
ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla gelir. Aynı
zamanda şuna sövmüş, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını
dökmüş ve şunu dövmüş bir hâlde gelir. Bunun üzerine iyiliklerinin sevabı şuna
buna verilir. Üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin
günahları kendisine yüklenir. Sonra da cehenneme atılır.” buyurdu.
(M6579 Müslim, Birr, 59)
Beni Sorarsan?
Boyanın üstüne boya yoktur
Yemez içmezsin karnın toktur
Yolun uzun azmin ile yarışılmaz
Beni sorarsan iyiyim
Gerçi dedik temiz ve iyi
ve masum ve güçlü
ve adil ve gururlu
ve sağı solu belli olmaz
baktığım her yerde gördüm
Boş ver burada hoş kaçmaz
Beni sorarsan iyiyim
Bugün Son
Bugün son baktığım yerde
kalbimi sakin bir günün huzurunda bıraktım
Asla düşünmediğim kadar hızlı
bir daha dönüşü olmayan bir yolda
Çabuk ve asi gülleri sulayan rüzgarın
ılık ilhamıyla yalanın yatağında
Asla pişman olmadığım kadar korkak
sayısız günün hevesinde kurumuş çamurlarda
Bırakıyorum dumanını yalnızlığın
aklımın en soluk inancında
Eyvallah diyecekler
Sabah ola hayrola
Abdullah b. Ömer’den (ra) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle
buyurmuştur: “Zulüm, (zalim için) kıyamet gününde zifiri karanlıklardır.”
(B2447 Buhârî, Mezâlim, 8; M6577 Müslim, Birr, 57
anti tez
yani mesela cennette ruh eşini anneni babanı kıyamet sınavından sonra bulmak
yani Allah dilerse seni cennete alır bu açıdan da demiş oluyorsun
o kadar
onun dışında sen herkesi affediyorsun okurken
allah dilediğini affediyor
dilediğine ceza veriyor
okursanız bu budur
Onun dışında ben bir video izledim
tesadüfen kursa yazıldım
o kişi hocaydı
veya
bir video izledim ve bilet alıp konsere gittim
ama zihnimde biri göründü diye kaderden sayılması nedir
bana manasız
ve zihnimde gereksiz yer işgal eden bir anti-tez gibi rahatsız edici geldi
gündüz düşü görmenin de bir haddi hududu yok mudur? !!!