Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Romantikoss Favoritess
Romantikoss Favoritess

SÖPER N'APARDIR SEVGİNİZE HİÇBİR GÖLGE DÜŞMESİN

  • Esmaül Hüsna10.03.2026 - 19:17

    Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hat-
    ta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fış-
    kırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır
    ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptık-
    larınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.

    El Gaffar

  • Esmaül Hüsna10.03.2026 - 19:16

    Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin
    bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur.
    Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan
    sensin” dediler.



    El Bais

  • Esmaül Hüsna10.03.2026 - 14:35

    Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle
    Allah’ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi
    inkâr etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba
    uğradılar. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır.

    Bakara Suresi


    Ed Darr

  • Esmaül Hüsna10.03.2026 - 14:31

    Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte
    biz, iyi ve yararlı işleri en güzel şekilde yapanları böyle
    mükâfatlandırırız. Yusuf Suresi


    El Muktedir

  • Esmaül Hüsna10.03.2026 - 13:34

    cennette şeytana sapan peygamberler
    euzu dedirtenler
    bir konu kötüye gidince isyan etmek hakkı tanıyanlar
    özgürlüğün tanımını kitaplarda aratanlar

    nedense beni
    sanatçı sanıyor da (!)

  • Esmaül Hüsna10.03.2026 - 12:48

    Evet

    insana zorla euzu dedirtirsen

    ed dar er rahman
    ed dar er rahim
    ed dar el melik
    ed dar el kuddüs

    ...

    o zaman bir tek ben euzu demişim gibi oluyor
    nesini anlamadınız ki bunun

    ?

  • Esmaül Hüsna10.03.2026 - 12:46

    Hz. Âişe’nin (ra) naklettiğine göre,
    Hz. Peygamber (sav) şöyle demiştir:
    “Allah’ım! Bizlere Mekke’yi sevdirdiğin gibi,
    ondan daha da fazla Medine’yi sevdir...”
    (B6372 Buhârî, Deavât, 43)

  • Esmaül Hüsna10.03.2026 - 11:40

    Allah’ın Resûlü Medine’de bir iskân siyaseti de takip etti. Ensar
    dan Selimeoğulları, şehrin varoşlarından şehrin kalbi olan Peygamber
    Mescidi’nin yanına taşınmak istediler. Peygamber Efendimiz Medine’nin
    tenhalaşmasını, bir yerde nüfus yoğunlaşırken diğer bölgelerde nüfusun
    azalmasını, dolayısıyla şehrin bir noktaya yığılmasını istemiyor ve “Sizler
    ayak izlerinizin sevabını dikkate almıyor musunuz?” buyurarak bu isteği geri
    çeviriyordu.48 Bu olayın ardından, “Biz onların ayak izlerini kaydediyoruz.”
    âyeti49 inmişti.

    Allah Resûlü, nezaket ve saygı kuralları üzerinde o kadar durmuştur
    ki “Şeytan bu topraklarınızda kendisine tapınmanızdan umudunu kesti. Fakat o
    birbirinizi rencide edecek davranışlarınızdan hâlâ büyük haz alıyor.” diyordu.51
    Nitekim sahâbenin ileri gelenleri de aynı hassasiyeti korumuştur. Abdur
    rahman b. Avf, Halife Ömer’e hac dönüşünde konuşmasını Mina’da değil,
    Medine şehrine girdikten sonra yapmasını salık verir. “Çünkü” der, “hac
    nedeniyle Mina’da eğitimsiz kalabalıklar toplanır.” Oysa halifenin hicret
    ve sünnet yurdu olan Medine’de yapacağı bir konuşma, fıkıh ehline, seç
    kin insanlara hitap edecektir. Hz. Ömer de “Zaten öyle yapacağım, endi
    şelenme.” diye cevaplar.52

    Sahâbe ve tâbiîne göre Medine’den ayrılmak, bir kusur sayılırdı.
    Haccâc, Hz. Osman’ın şehid edilmesinden sonra Medine’yi terk ederek
    Rebeze’ye yerleşen ve orada evlenip çoluk çocuğa karışan Seleme b. Ekva’a,
    “Medine’yi bırakıp geri döndün, bedevîleştin.” diye sitem etmektedir. Sele
    352
    HADİSLERLE İSLÂM
    TARİH VE MEDENİYET-II
    me kendini savunur, “Hayır, Peygamber çölde yaşamam konusunda bana
    özel izin verdi.” diye.53

    Medine, maddî ve mânevî irfan unsurlarının birleştiği yerdir. Pey
    gamber Efendimiz orada mekân olgusundan yola çıkarak maddî yetkesi
    ni, mânevî yetkesiyle harmanlamıştır. O, “Evimle minberim arasında cennet
    bahçelerinden bir bahçe vardır. Minberim, havz-ı kevserimin üzerindedir.” der
    ken54 ılgın ağacından yapılmış bir minberi,55 insanları birleştiren, dünya
    ve âhiret dengesini kuran ve nihayet her basamağı ile âdeta insanlığı ötele
    re taşıyan56 ve mânânın nüfuz ettiği temsilî bir şehire dönüştürmüştür.
    Her hasat döneminde Medineliler, turfanda meyveyi Allah’ın
    Resûlü’ne getirir. O ise, “Allah’ım! Meyvelerimizi bereketlendir, Medine’de bize
    bolluk ver, ölçü ve tartımızı bize bereketli kıl...” diye dua ederdi. Sonra orada
    bulunan en küçük çocuğa bu meyveyi vererek57 bir şenlik havası oluştu
    rurdu. Kuşkusuz onun bu gibi davranışları şehre bir kimlik kazandırmış
    ve şehrin kültürünün inşasında çok etkili olmuştur. Efendimiz, ahaliye
    Medine’nin nimetine olduğu kadar mihnet ve sıkıntısına da beraberce
    katlanılması gerektiğini hatırlatır.58 “Size zarar vermek isteyenler tuzun suda
    eridiği gibi yok olur.”59 diyerek moral verirdi onlara. “Pek yakında insanlar
    Medineli âlimlerden daha bilgili bir kimse bulamayacaklar.” diyerek60 burayı
    ilim merkezi olarak görmek isteğini belirtirdi. Suffe ile bunu hayata da ge
    çirdi. “Bütün ensar yurtlarında ve mahallelerinde hayır vardır.” diyerek61 şehri
    birbirine kenetledi.

    Medine, imanın, dağına, taşına, kumuna, mimarisine sindiği şehirdir.
    Böylesi bir şehri ne maddî felâketler ne de mânevî tehlikeler etkiler. “Veba
    da giremez bu şehre, Deccâl de.”62 Küfür hâkim olsa yeryüzüne, “Yılanın, deli
    ğine girmesi gibi iman da Medine’ye çekilir.”63 Kâbe her şeyin başladığı ve her
    şeyin mihverindeki merkez olsa da Medine Mescidi, İslâm’ın teşekkül ettiği,
    sütunlarına Peygamber’in ve ashâbın kokusunun sindiği yerdir. Kim bilir
    Cibrîl kaç kez adım atmıştır oraya, kaç kez vahiy inmiştir mihrabına!
    İki şehir! Mekke ve Medine! Bunlar atom çekirdeğindeki proton ve
    nötron parçacıkları gibi İslâm çekirdeğinin iki sabit unsurudur. Efendimiz,
    kabile kültürünü yıkarken yerine iman ve ahlâk temeline dayalı bir şehir
    kültürü inşa etmiştir. Mekânı, Müslümanların algısının odağına yerleştir
    miştir. “Şüphesiz Allah, bu ayınızda, bu beldenizde, bugününüzün haram olduğu
    gibi kanlarınızı, mallarınızı ve ırzlarınızı birbirinize karşı haram kılmıştır.” buyu
    rurken64 bu mânâ, kulaklarımızdan gönlümüze akar.



    Abdullah b. Adî b. Hamrâ’ (ez-Zührî) anlatıyor: “Resûlullah’ın (sav)
    Hazvere denilen mevkide durup şöyle buyurduğunu gördüm: ‘(Ey Mekke!)
    Vallahi sen Allah’ın en hayırlı ve Allah’a en sevimli olan beldesisin. Senden
    (zorla) çıkarılmış olmasaydım seni asla terk etmezdim.’”
    (T3925 Tirmizî, Menâkıb, 68; İM3108 İbn Mâce, Menâsik, 103)


    İbn Abbâs şöyle demiştir: “Resûlullah’ın (sav) bayrağı siyah, sancağı ise
    beyazdı.”
    (İM2818 İbn Mâce, Cihâd, 20; N2869 Nesâî, Menâsikü’l-hac, 106)


    ...
    ...





  • Esmaül Hüsna10.03.2026 - 11:05

    İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, “Başımıza
    bir felaketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların ara
    sında koşup durduklarını görürsün. Ama Allah, yakın bir fe-
    tih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledik-
    leri şeye (nifaka) pişman olurlar.

    El Hakem

  • Esmaül Hüsna10.03.2026 - 10:59

    çocuklarınıza "la ilahe illallah" dedirtin

    ailenize namazı tavsiye edin
    ... hadis bunlar

    Muğîre b. Şu’be’nin naklettiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle
    buyurmuştur: “Allah, annelere hürmetsizlik etmeyi, kız çocukları diri diri
    gömmeyi ve (vermeniz gereken şeyleri) vermeyip (hakkınız olmayan şeyleri)
    almayı size haram kılmıştır. Dedikodu etmeyi, (anlamsız) çok soru sormayı ve
    malı israf etmeyi ise sizin için hoş karşılamamıştır.”
    (B2408 Buhârî, İstikrâz, 19)