... cehâletimin farkında oluşum zaten evrenin düzeni ve işleyişi hakkında konuşmama engel.. ama gel gör ki sadece biber dolması yapmak için hazırlanan iç ile biber sayısını bile tutturamamışım daha dün akşam.. bir kader tayini için iç ile aramızda yaşanan uzun bir sessizlikten sonra kalktım ve hiçbir edebî metne konu olamamasını dert edindiğim asma yaprağından medet umdum..
böyle bir denk getirememe başarısızlığından sonra kendimle göz göze gelmemek için aynalara bile bakamam bundan böyle..
... gördüm saçlarını ağır ağır tarardı.. belli ki saçlarında bir ihtimal vardı; belki yaşam değilse bile, âsuman kokulu bir hayâli taşırdı.. gördüm sonra saçlarını toprağından koparıp ellerini mezar yapanı gördüm..
... "her şey dahil”, dünya otelinde elimize tutuşturulan kontrattır.. gözyaşıyla gülüşü, düşüşle kalkışı aynı tabakta görmemiz ve bunu normal saymamız bundandır..
düştükten sonra yeniden kalkmamız da çoğu zaman gücümüzden değil, gururumuzdandır..
“her şey dahil” dünya, öteki hayata kesilmiş bir gidiş biletidir belki.. asıl mucizeyse orada bulaşığı, çamaşırı, hiçbir angaryayı düşünmeyecek olmamızdır..
sonra mutfakta bırakılmış bir bardak sadece bardak değildir.. bazen insanın kontratı yırtıp otelden çıkma isteğidir..
ben bu “her şey dahil” otele yerleşemedim.. hayatla aramda hâlâ yalnızca bir bavul durmaktadır..
... cehâletimin farkında oluşum
zaten evrenin düzeni ve işleyişi hakkında konuşmama engel..
ama gel gör ki
sadece biber dolması yapmak için hazırlanan iç ile
biber sayısını bile tutturamamışım daha dün akşam..
bir kader tayini için
iç ile aramızda yaşanan uzun bir sessizlikten sonra
kalktım ve hiçbir edebî metne konu olamamasını dert edindiğim asma yaprağından medet umdum..
böyle bir denk getirememe başarısızlığından sonra
kendimle göz göze gelmemek için
aynalara bile bakamam
bundan böyle..
... "at vuruldu,
içim paramparça Rüveyda"
... gördüm
saçlarını ağır ağır tarardı.. belli ki saçlarında bir ihtimal vardı; belki yaşam değilse bile, âsuman kokulu bir hayâli taşırdı..
gördüm sonra
saçlarını toprağından koparıp
ellerini mezar yapanı
gördüm..
... bilakis
"beni anlama dedim, beni asla anlama
anlamak gizli kefendir doğu'da"
... ben ise
ondan kurtuldum..
... "...şuracığımda militan,
şakrak bir hışırtı.. "
... değiştir şarkıyı bayım;
bu bizim bildiğimiz türkü değil
yola çıktığımız orman bu değil
şu duvar ağladığımız duvar değil
korktuğumuz karanlık bu karanlık değil
bu kâbus sarmalına nereden geldik!
... "her şey dahil”,
dünya otelinde elimize tutuşturulan kontrattır..
gözyaşıyla gülüşü, düşüşle kalkışı aynı tabakta görmemiz ve bunu normal saymamız bundandır..
düştükten sonra yeniden kalkmamız da çoğu zaman gücümüzden değil,
gururumuzdandır..
“her şey dahil” dünya,
öteki hayata kesilmiş bir gidiş biletidir belki..
asıl mucizeyse orada bulaşığı, çamaşırı,
hiçbir angaryayı düşünmeyecek olmamızdır..
sonra
mutfakta bırakılmış bir bardak sadece bardak değildir..
bazen insanın kontratı yırtıp otelden çıkma isteğidir..
ben
bu “her şey dahil” otele yerleşemedim..
hayatla aramda
hâlâ yalnızca bir bavul durmaktadır..
... sen ne şâhâne bir kelimesin..
birşey var içimde meselâ,
içimde yeşeren birşey..
ayıp değil, günah değil, haram değil,
yasak değil, illegal değil, yüz kızartıcı değil
değil, hiç biri değil
ama paylaşmıyorum kimseyle,
bilinsin istemiyorum
çünkü mahrem
çünkü mahrem..
... "Ruknettin'in aynalarda ağladığı kadar var.. "