... kardeşlerle kendimizden konuştuğumuz bir muhabbet sırasında "ben de çok safım ya" dedim. önce sustular sonra yan bakışlarla bakıştılar sonra bi güldüler karınlarını tuta tuta güldüler aramızda olmayanları arayıp onlara anlattılar, onlarla beraber bir daha güldüler.
gülünecek ne vardı, bana da anlatılsaydı da ben de gülseydim.
çok zormuş inandıramamak. Allah yaşatmasın kimseye.
... boynumdaki kolyeyi gördü; sesine, en uygun imâlı tonu yerleştirdikten sonra:
"ooo güzelmiş, kim aldı? " dedi "ben aldım" dedim, "kendime" "hadi hadi söyle, kim aldı? " dedi "ben aldım" dedim, "kendime" "bir tek bana söyle, kimseye söylemem" dedi "herkese söyleyemeyeceğim bir şeyi, tek bir kişiye de söylemem" dedim..
kapıda kalmışlığın hayâl kırıklığı omuzlarına çöktü, göz kapaklarını perde yapıp ikimiz arasına, döndü ve gitti.. içeride kimse yoktu; canı sıkılacaktı ama bundan haberi de yoktu..
... kardeşlerle
kendimizden konuştuğumuz bir muhabbet sırasında
"ben de çok safım ya" dedim.
önce sustular
sonra yan bakışlarla bakıştılar
sonra bi güldüler
karınlarını tuta tuta güldüler
aramızda olmayanları arayıp onlara anlattılar,
onlarla beraber bir daha güldüler.
gülünecek ne vardı, bana da anlatılsaydı da
ben de gülseydim.
çok zormuş inandıramamak.
Allah yaşatmasın kimseye.
... orada uğultular
orada buhran..
... sol kaburgamın altında atan
o dört odacıklı yalnızlıkta.
orda kıvranırım,
orda ters yüz ederim tüm bildiklerimi.
... hayır, hayır "yorgun" değilim,
kim uyduruyor böyle şeyleri.
sadece
döngüsel yüklemeler altında
ilerleyici, yerel yapısal hasarlıyım..
... ömrümdeki en önemli hadise olarak kalsa
bir ırmağın akışı..
... "ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
söyleşin benimle biraz
bir kere gelmiş bulundum."
... doldurdum şiiri geceme,
içirdim kalbime..
müziğe biraz ses verdim;
tam sekiz dakika on üç saniyedir ser-hoşum..
... boynumdaki kolyeyi gördü;
sesine, en uygun imâlı tonu yerleştirdikten sonra:
"ooo güzelmiş, kim aldı? " dedi
"ben aldım" dedim, "kendime"
"hadi hadi söyle, kim aldı? " dedi
"ben aldım" dedim, "kendime"
"bir tek bana söyle, kimseye söylemem" dedi
"herkese söyleyemeyeceğim bir şeyi,
tek bir kişiye de söylemem" dedim..
kapıda kalmışlığın hayâl kırıklığı omuzlarına çöktü,
göz kapaklarını perde yapıp ikimiz arasına,
döndü ve gitti..
içeride kimse yoktu; canı sıkılacaktı
ama bundan haberi de yoktu..
... " ne muazzam bir çürüme biçimidir.. "
... aynı havayı soluyorduk oysa;
siz nasıl oldu da bu kadar çok şey olabildiniz de
ben nasıl oldu da
olamadım
hiçbir şey..