Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Zâtı Zâyi
Zâtı Zâyi

- sandım ki su bana sırrını bağışlayacak -

  • kabullenememek16.08.2026 - 00:55

    ... içimin almadığı haksızlıklar var.



  • kabullenmek16.08.2026 - 00:50

    ... her hikâyenin iyisi olamayız.

  • yaşamak dediğin14.08.2026 - 15:24

    ... kafam cam kırıklarıyla dolu doktor.

    anlıyor musun?


  • acemice yaşamak13.08.2026 - 23:03

    ... "ez nizanim çawa bijîm, çawa bimrim rebenê.

    ronî ne dûre,

    ne nêze dayê.."

  • sonra fark ettim ki12.08.2026 - 20:23

    ... benim ayaklarım
    beni a noktasından b noktasına taşıması dışında
    hiçbir işe yaramıyor.

    oysa
    milletin ayakları neler yapıyormuş, neler.

  • yersen12.08.2026 - 20:13

    ... koltuğumun muhtelif yerlerinde dikişler sökülmüş, söküklerden süngerler göz kırpıyor.
    bir başkasının yıpranmışlık, özensizlik, yoksulluk göreceği o yerlerde
    ben o koltuklarda geçirilen zamanları görüyorum;
    oturup okunan kitaplar, uzanıp izlenen filmler,
    izlerken uykunun sıcak davetine karşı koyulamayan ânlar.
    ağırlanan misafirlerin seslerini,
    koltuklar arasında yankılanan kahkahaları duyuyorum.
    neşesiyle gelen çocukların ise
    koltukların eskimesine olan katkılarına göz yumuyorum.

    çünkü.. her sökük bir iz, bir tarih, bir anlam demek.
    odamı bir showroomdan ayıran şey tam da
    bu yaşanmışlık.

    evet.

    meseleye böyle bakmayı tercih etmemin
    koltuk fiyatlarının fahişliğiyle
    hiç ilgisi yok.

    hiç.


  • olmayınca olmaz11.08.2026 - 20:47

    ... yürüyüş yaparken sahile indim.
    üzerini mor sümbüllerin sardığı çardağın altındaki banka oturdum.
    deniz dingin, gök bulutsuz bir mavilikte,
    karşıki dağlar heybetli,
    vapurlar ve martılar denizin süsü yine.
    tek tük yürüyüş yapan insanlar hariç sahil bana ait.

    oturdum ve bekledim. bekledim. bekledim.

    bu atmosferin bende bir ilhâma, bir hisse, şiirsel dünyaya yeni bir kapı açması gerekirdi.
    ama hayır, ânın huzuru dışında hiçbir duygu teşrif etmedi.
    “o hâlde bir şeyler düşünmek gerek" dedim.
    bir fark ediş, bir uyanış, düşünsel dünyaya yeni bir kapı açılsın bari.
    ama o da olmadı.

    ben edebî bir vahiy beklerken
    bir de aklım absürt şeylerin istilasına uğramaz mı?
    tamam, efkâr insanı değilim ama
    en azından dışarıdan görünen ağırbaşlılığımdan
    taviz vermemeliydim,
    bu ortamda
    kendi kendine gülen bir deliye dönüşmemeliydim.
    zor da olsa yanak kaslarıma hükmetmeyi başardım.

    "kalk" dedim, "kalk, meşgul etme bankı boşuna"

    edebiyat yapmak için neredeyse kusursuz hazırlanmış bütün bu dekoru ziyan etmişim hissiyle
    kalktım, gittim.

    teselli olsun diye üç top dondurma ısmarladım kendime.

    canım kendim.. üzülme.
    olmayınca olmuyormuş gerçekten.


    “olmayınca olmuyor,” demiş miydim.


  • kendini 'nedir bölümü'ne adamak08.08.2026 - 03:38

    ... buraya
    bu kadar adanmışlık yeter.

    ben bir süre uğramayı düşünmüyorum.

    bakınız; inceliğimi de alıp gidiyorum.

    gerisini antoloji düşünsün. :)

    sanki babamın sitesi.

  • kendini 'nedir bölümü'ne adamak08.08.2026 - 03:23

    ... adım zâyi

    ama soyadım incelik..

    tanıştığınıza çok memnun olacağınızın
    garantisini veriyorum, hanfendi..

  • kendini 'nedir bölümü'ne adamak08.08.2026 - 03:06

    ... ama ben,
    benden önce uyuyanlar
    sabah da benden önce uyanıp
    kahvaltı hazırlayabilsinler diye, ;)
    ben de hazır sofraya teşrif edebileyim diye
    mutlak sessizlik sağlıyorum

    şu an..