... temmuz sıcağı koltukta oturulmuyor. yere, halının üzerine bağdaş kurmuş elimdeki kitabı anlamaya çalışırken balkonun açık kapısından içeri giren rüzgârın tülü havalandırmasıyla tüm dikkatim dağıldı.
rüzgâr esti. tül havalandı ve ben tam bir sene önceki bir ânın içinde buldum kendimi.
yine temmuz ve sıcak. ben yine elimde kitap yerdeyim. oda aynı. halı aynı. tül aynı. rüzgâr aynı. birbirine bu kadar benzer iki ânın ortasında hayret hâlindeyken o soru geldi takıldı kalbimin çengeline.
peki ben? ne kadar aynıyım on iki ay önceki kendimle.
ne kadar eksildim, ne kadar arttırdım kendimden. ne kadarım zâyi oldu, ne kadarıma rastladım bu iki ân arasında.
... bazen
zıkkımın kökü.
... temmuz sıcağı koltukta oturulmuyor.
yere, halının üzerine bağdaş kurmuş
elimdeki kitabı anlamaya çalışırken
balkonun açık kapısından içeri giren rüzgârın
tülü havalandırmasıyla tüm dikkatim dağıldı.
rüzgâr esti. tül havalandı ve ben tam bir sene önceki
bir ânın içinde buldum kendimi.
yine temmuz ve sıcak.
ben yine elimde kitap yerdeyim.
oda aynı. halı aynı. tül aynı. rüzgâr aynı.
birbirine bu kadar benzer iki ânın ortasında hayret hâlindeyken
o soru geldi takıldı kalbimin çengeline.
peki ben?
ne kadar aynıyım on iki ay önceki kendimle.
ne kadar eksildim, ne kadar arttırdım kendimden.
ne kadarım zâyi oldu,
ne kadarıma rastladım bu iki ân arasında.
içimdeki rüzgâr
aynı rüzgâr mı
hâlâ?
... ya içimdeki vitrin devrilirse.
... "görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki.
bundan sonra
hayatımın bütün bunlara
yetişmeyeceğinden korkuyorum."
... bunca kalabalık arasında
bunca tenhâ.
... "hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim. "
... gelip geçen
geçip giden.
... yanlış anlaşılmaktan
daha az yorar.
... "o konu bana ağır gelir
açma yasemen. "