Tarla başında durup seyrettim bir Reçber’i;
Kaç kuşaktır toprağa döküyor alın teri.
Sordum kendime peki bunun sırrı ne ola?
Çapası da elinde; vurur ondan ne bula?
Çabasının önünde öylece duramazsın;
Tohum koyar umutla, farkına varamazsın.
Can suyunu dökerken, iç geçirdiğin anda
Hayat denen belki de o çapanın sapında;
Alsan da onun gibi tutup kavrayamazsın.
Nazik elle, nasırın özünü ayamazsın.
O tarlada yürüdüm, ayağım bata çıka;
Toprağın kıymetini acep kim bilip baka?
Sordum bu kez Reçber’e: bunca zahmetler neden?
Ekip biçer durursun; var mı ki takdir eden?
Dedi: Bu tarla sevgi; önünde duramazsın.
Tohumu aşk; ekmeden farkına varamazsın.
Ki anlasaydın, derdin canın o nasırında.
Hayat dediğin, belki bu zahmetin sınırında;
Bilsen de, veren gibi edip kavrayamazsın.
Çekmeden yüce aşkın özünü ayamazsın.
Tarla başında durup döndüm kendi içime;
Kaç kuşaktır sürülüp ezilen garip eğime.
Anladım: ah, benmişim ezip geçtiğim nesne.
Günler, haftalar, aylar ömrümden birer tane.
Tarlayı kimler sürmüş, bekleyip duramazsın;
Daha kimler ekmiş de farkına varamazsın.
Bir lahza o da şu an; ne yarın ne dününde.
Hayatın sırrı, belki de gözünün önünde;
Görsen bile, yanmadan asla kavrayamazsın.
Şu başını altına almadan ayamazsın.
Kayıt Tarihi : 15.07.2026 18:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!