.. sıkılmış bir yumruğun öfkesini özledim.. meydanları, meydanları inleten sesimizi, hep bir ağızdan yükselen ezgilerimize/marşlarımıza ses olmayı özledim..
kardan aydınlık sabahların geleceğine inanan bir avuç insandık.. sonra bir şey oldu azaldık, eksildik, yitirdik birbirimizi ve sol yanımızdan bir şeyleri..
... hangi yüzünüzle muhatap olduğumu bilememek beni ketûm, soğuk ve mesâfeli bir insana dönüştürdü.. güvende tuttuklarını hissettiğim için dikenlerimden ve duvarlarımdan râzıyım
... dışarıdaki gerçekliğin tatsızlığına, insanoğlunun dehşetli karanlığına ve canımıza okuyan haber bültenlerine rağmen hayatı/ânı romantizme etme çabam takdire şayan bence..
raflarda kitapların, duvarda resimlerin, yerde çiçeklerin başrolü oynadığı bir odada yere kadar inen uzun pencerenin yanına konumlanmış berjerime yerleşiyorum.. tülün ardında cama vuran mukaddes bir yağmur, ve saksıdaki rüzgâr gülünü döndüren bir esinti var.. benim ise sehpamda sıcak çayım, kokusu ile evi ısıtan tarçınlı, portakallı, cevizli kış kekim var.. yani.. iplerle anlatmanın/ân ile hemhal olmanın, kumaşa iğne ile bir yazgı yazmanın tam zamanı..
“Kadınlar susar, elleri konuşur.” ve "Kumaş beyazdı evvelinde, sözler içimde karaydı. Nakış işledim üstüne, derdim renge bulandı."
.. sıkılmış bir yumruğun öfkesini özledim..
meydanları,
meydanları inleten sesimizi,
hep bir ağızdan yükselen ezgilerimize/marşlarımıza
ses olmayı özledim..
kardan aydınlık sabahların geleceğine inanan
bir avuç insandık..
sonra bir şey oldu
azaldık, eksildik, yitirdik birbirimizi
ve sol yanımızdan bir şeyleri..
ben,
"biz" olmayı özledim..
... benim tercihlerim
senin nezdinde
mâkul bir zemine
oturmak zorunda
değil..
... herkes
başkasının putuna İbrahim..
... " Derinlemesine hasta bir topluma
uyum sağlamak
bir sağlık ölçütü
değildir. "
... bütün mümkünlerin
kıyısındayız çünkü..
... niyetindeki mükemmellik,
günahının çirkinliğine
kefâret
olmayacak..
... hangi yüzünüzle muhatap olduğumu bilememek
beni ketûm, soğuk ve mesâfeli bir insana dönüştürdü..
güvende tuttuklarını hissettiğim için
dikenlerimden ve duvarlarımdan
râzıyım
ama yine de
Allah
sizin
belânızı
versin..
âmin..
... dışarıdaki gerçekliğin tatsızlığına,
insanoğlunun dehşetli karanlığına
ve canımıza okuyan haber bültenlerine rağmen
hayatı/ânı romantizme etme çabam
takdire şayan bence..
âferin..
...uzun kış akşamlarının keyifli meşgalesi..
raflarda kitapların, duvarda resimlerin, yerde çiçeklerin başrolü oynadığı bir odada
yere kadar inen uzun pencerenin yanına konumlanmış
berjerime yerleşiyorum..
tülün ardında
cama vuran mukaddes bir yağmur,
ve saksıdaki rüzgâr gülünü döndüren bir esinti var..
benim ise sehpamda sıcak çayım,
kokusu ile evi ısıtan
tarçınlı, portakallı, cevizli kış kekim var..
yani..
iplerle anlatmanın/ân ile hemhal olmanın,
kumaşa iğne ile bir yazgı yazmanın
tam zamanı..
“Kadınlar susar, elleri konuşur.”
ve
"Kumaş beyazdı evvelinde,
sözler içimde karaydı.
Nakış işledim üstüne,
derdim renge bulandı."
... çekil kendi yolundan..