Kırık değildir o! Kırık olsa duramazsın derler hep birileri karşımıza çıkıp. Basbayağı kırıktır onlar. Hem de her biri. Ruh yaşam yolculuğunda parçalanarak ilerler. Olaylarla dolu dünya; düşünceler, vehimler ve hayallerle yoğrulan zihin rahat bırakır mı ruhu! O kırıkların kaynaması ile kalkar insan yeniden ayağa. Bazen daha kuvvetli, bazen daha temkinli, bazen de daha hızlı yürür o yollarda. Bazıları durup başka yollar aramak için etrafa bakar. Bazıları ise tümden saklanmaya karar verir çalılıkların ya da devasa kayalıkların arasında.
Bazı insanlar sanki dünyadan alacağı varmış gibi davranırlar ve saldırırlar her yere. Mahvederler ortalığı. Tozu dumana katarlar. Bazı insanlar ise pek mütevazidir. Dünyaya borcu varmış gibi davranırlar. Sürekli vermek, sürekli yaratmak, sürekli katkıda bulunmak isterler. Felsefe insanın durup kendisine bakmasını sağlar. Hareketlerine itidal kazandırır. Olmadık yerlere savrulmayı önler. Dünyanın mahiyetini, yaşamın doğasını kavramayı öğretir.
Artık küçük bir kuşa dönüşüp uçmaya başladığınızda en yakınlarınız, o aşamaya gelene dek yanınızda duranlar avcıya yerinizi söyleyeceklerdir. Ya da avcının istediği yere gitmenize yardımcı olacaklardır. (Max Scheler- Hınç)
Dünyada şu anda BM’ye kayıtlı 206 devlet vardır. Bunlardan 43 tanesi monarşi, 163 tanesi cumhuriyettir. Bu 43 monarşinin büyük kısmı anayasal monarşidir. Yani aslında kralın olduğu ama ülkeyi kralın yönetmediği demokratik kültür ya da cumhuriyetçi erdemlerle rejimin terbiye edildiği, kralın sadece sembolik değerinin olduğu rejimlerdir. Sadece 100 yıl geriye gittiğimizde bu rakamların tersine döndüğünü görürüz. Bir asır daha geriye gidersek Cumhuriyet sayısı bir elin parmaklarını geçmez.
Bir ülkede hem paramiliter çeteler hem de feodal lordlar varsa o ülke üçüncü sınıf ülkedir. O ülkede gerçek bir cumhuriyet, gerçek bir demokrasi yoktur.
Vietnam’da 2026 itibarı ile 3 yaşındaki çocukların okullaşma oranı İngiltere ile aynı. Vietnam büyük ölçekli yatırımlarını üniversiteye değil okul öncesi döneme yapmaktadır. İnsan beyninin gelişim aşamalarını çözdükleri için böyle bir yol izlemektedir Vietnam devleti. Beyin gelişiminde ilk dört yıl çok çok çok kritiktir. İlk dört yılın ne kadar kritik olduğunu fark etmiş Vietnamlılar. İlk dört yıl gereken zihni gıda verildiğinde, çocuk süper bir birey olma yoluna girer. Bunu ana-babanın tek başına vermesinin mümkün olmadığını anlamıştır Vietnamlılar. Uzmanların gözetiminde zengin eğitim materyallerinin bulunduğu alanlarda yetiştirilmektedir Vietnamlı çocuklar. Az gelişmiş ülkelerde tabi ki böyle projeler bulunmamaktadır. Herkesin siyasete odaklandığı, pastadan maddi pay alma yarışının olduğu, geleceğe yönelik projelerin umursanmadığı az gelişmiş ülkelerde sefalet ilerleyen asırlarda da sürecektir.
Viktoryen dönemin ahlak anlayışında kadın evde eşini beklemeli, yemek pişirmeli, çocuklara bakmalı ve çamaşır yıkamalıdır. Bunun dışına çıkan, akşamları dışarıda yalnız gezen, daha serbest takılan kadınlara deli damgası vurulurdu. Delilik kavramı her çağda değişir. Avrupa’da kocasının sözünün dışına çıkan ya da herhangi bir konuda kocasıyla hemfikir olmayan kadınlar bu dönemde günahkardan ziyade deli olarak nitelendirilmiştir. Aslında amaç insanları bir çerçevenin içinde tutmaktır. Tarihin her döneminde bu tarz stigmatizasyon durumları olagelmiştir. İnsanların akıl sağlığının yerinde olmadığına uzmanlar değil her zaman düzeni kuranlar ve onun devamlılığını isteyenler karar vermiştir. (Michel Foucault-Bilginin Arkeolojisi)
Savaş uzadıkça sadece ölüler değil ahlaksızlar da artar. İnsan, kazanma ve kaybetme söz konusu olduğunda önce ahlaki bakış açılarını terk eder. (Lord Acton-İki devrim üzerine)
Kırık değildir o! Kırık olsa duramazsın derler hep birileri karşımıza çıkıp. Basbayağı kırıktır onlar. Hem de her biri. Ruh yaşam yolculuğunda parçalanarak ilerler. Olaylarla dolu dünya; düşünceler, vehimler ve hayallerle yoğrulan zihin rahat bırakır mı ruhu! O kırıkların kaynaması ile kalkar insan yeniden ayağa. Bazen daha kuvvetli, bazen daha temkinli, bazen de daha hızlı yürür o yollarda. Bazıları durup başka yollar aramak için etrafa bakar. Bazıları ise tümden saklanmaya karar verir çalılıkların ya da devasa kayalıkların arasında.
Az gelişmiş ülkelerin en büyük handikapı oralarda bulunanların istemedikleri hayatlar yaşamak zorunda kalmasıdır.
Bazı insanlar sanki dünyadan alacağı varmış gibi davranırlar ve saldırırlar her yere. Mahvederler ortalığı. Tozu dumana katarlar. Bazı insanlar ise pek mütevazidir. Dünyaya borcu varmış gibi davranırlar. Sürekli vermek, sürekli yaratmak, sürekli katkıda bulunmak isterler. Felsefe insanın durup kendisine bakmasını sağlar. Hareketlerine itidal kazandırır. Olmadık yerlere savrulmayı önler. Dünyanın mahiyetini, yaşamın doğasını kavramayı öğretir.
Artık küçük bir kuşa dönüşüp uçmaya başladığınızda en yakınlarınız, o aşamaya gelene dek yanınızda duranlar avcıya yerinizi söyleyeceklerdir. Ya da avcının istediği yere gitmenize yardımcı olacaklardır. (Max Scheler- Hınç)
Dünyada şu anda BM’ye kayıtlı 206 devlet vardır. Bunlardan 43 tanesi monarşi, 163 tanesi cumhuriyettir. Bu 43 monarşinin büyük kısmı anayasal monarşidir. Yani aslında kralın olduğu ama ülkeyi kralın yönetmediği demokratik kültür ya da cumhuriyetçi erdemlerle rejimin terbiye edildiği, kralın sadece sembolik değerinin olduğu rejimlerdir. Sadece 100 yıl geriye gittiğimizde bu rakamların tersine döndüğünü görürüz. Bir asır daha geriye gidersek Cumhuriyet sayısı bir elin parmaklarını geçmez.
Bir ülkede hem paramiliter çeteler hem de feodal lordlar varsa o ülke üçüncü sınıf ülkedir. O ülkede gerçek bir cumhuriyet, gerçek bir demokrasi yoktur.
Vietnam’da 2026 itibarı ile 3 yaşındaki çocukların okullaşma oranı İngiltere ile aynı. Vietnam büyük ölçekli yatırımlarını üniversiteye değil okul öncesi döneme yapmaktadır. İnsan beyninin gelişim aşamalarını çözdükleri için böyle bir yol izlemektedir Vietnam devleti. Beyin gelişiminde ilk dört yıl çok çok çok kritiktir. İlk dört yılın ne kadar kritik olduğunu fark etmiş Vietnamlılar. İlk dört yıl gereken zihni gıda verildiğinde, çocuk süper bir birey olma yoluna girer. Bunu ana-babanın tek başına vermesinin mümkün olmadığını anlamıştır Vietnamlılar. Uzmanların gözetiminde zengin eğitim materyallerinin bulunduğu alanlarda yetiştirilmektedir Vietnamlı çocuklar. Az gelişmiş ülkelerde tabi ki böyle projeler bulunmamaktadır. Herkesin siyasete odaklandığı, pastadan maddi pay alma yarışının olduğu, geleceğe yönelik projelerin umursanmadığı az gelişmiş ülkelerde sefalet ilerleyen asırlarda da sürecektir.
Viktoryen dönemin ahlak anlayışında kadın evde eşini beklemeli, yemek pişirmeli, çocuklara bakmalı ve çamaşır yıkamalıdır. Bunun dışına çıkan, akşamları dışarıda yalnız gezen, daha serbest takılan kadınlara deli damgası vurulurdu. Delilik kavramı her çağda değişir. Avrupa’da kocasının sözünün dışına çıkan ya da herhangi bir konuda kocasıyla hemfikir olmayan kadınlar bu dönemde günahkardan ziyade deli olarak nitelendirilmiştir. Aslında amaç insanları bir çerçevenin içinde tutmaktır. Tarihin her döneminde bu tarz stigmatizasyon durumları olagelmiştir. İnsanların akıl sağlığının yerinde olmadığına uzmanlar değil her zaman düzeni kuranlar ve onun devamlılığını isteyenler karar vermiştir. (Michel Foucault-Bilginin Arkeolojisi)
Politikacının savaşları sona erdirme ve barış getirme söylemleri bile seçimi kazanma amaçlıdır, fazlası değil! (Carl Schmitt-Kanunilik ve meşruiyet)
Savaş uzadıkça sadece ölüler değil ahlaksızlar da artar. İnsan, kazanma ve kaybetme söz konusu olduğunda önce ahlaki bakış açılarını terk eder. (Lord Acton-İki devrim üzerine)