İnsanın en büyük iki yüzlülüğü kendi arzularını mazur görürken sevdiği kişinin arzularını affedememesi. (Marcel Proust-Kayıp Zamanın İzinde:Albertine Kayıp)
Esas savaşın id ile süperego arasında olduğu anlaşılmadan ve o alanlar derinlemesine incelenmeden bireysel faşizm ile makro faşizm arasındaki farkı anlamak, analiz etmek mümkün olmaz. Cahil kesim savaşı daima sokaklarda arayıp yüzeysel müdahalelerle çözüm getireceklerini sanırlar.
Kant’çı perspektifin o dürüstlükten hiç şaşmayan, taviz vermeyen kişilerinin az gelişmiş topluluklarda yaşama şansları yoktur. Dürüstlükten asla taviz vermeyen kişilerin kerizlenmesi ve en alt seviyelere düşmesi çok olasıdır böyle yerlerde. Netice itibariyle az gelişmiş topluluklarda zamanla erdemli, dürüst, etik sınırlar dahilinde hareket eden insan görme ihtimali, yerde para bulma ihtimali kadar azalır. Böyle yerlerde parlamak için maalesef çirkinleşmek lazımdır.
Hiçbir rejim, toplumdan bağımsız olarak oluşmaz. Ve ne kadar despot, ne kadar menfi olursa olsun hiçbir lider gökten zembille inmez. Pek çoklarının hoşlanmadığı otoriter yönetimler bile aslında yine aynı kişilerin içten içe istediği rejimlerdir. Kişi bunu istemediğini söylese, hatta düzenin değişmesini istediğini haykırsa dahi bunun bir de bilinçdışı alanı vardır. İşte o alan, görünürde sevilmeyen, kötü yönetimlerin yaratıldığı alandır.
‘’People don't have moments. Moments have people!’’ Yani insanların anları değil, anların insanları vardır demiştir Erving Goffman. Birey adım attığı sahneye ve oynadığı role göre şekillenen bir varlıktır. Bir tiyatro oyuncusudur. Yani insan özü sözü bir olan bir varlık değildir. Çok çok az insan değişmeyen, sabit, samimi, güvenilir biri olduğu yanılsaması yaratabilir demiştir düşünür. Goffman böyle bir yaklaşım sergileyerek esasen Bourdieu’nun Habitusunu parçalamış da olmaktadır.
Bilimsellik yalnızca bilimsel bilgiyi öğrenmekle sınırlı değildir. Aynı zamanda bu bilgiyi eleştirel bir biçimde analiz etme, sorgulama ve yeni bilgiler yaratmayı da kapsar. Eğitim sistemlerinin öğrencilere bilimin temel ilkelerini öğretmenin ötesine geçerek onlara bu ilkeleri nasıl uygulayacaklarını da göstermesi gerekir. Bilim eğitimi süresince öğrencilere sorgulayıcı bir yaklaşım benimsemeleri, gözlem yapmaları ve hipotez geliştirmeleri için uygun ortamların sağlanması önemlidir. Öğretmenler sadece bilgi veren değil, bilimsel düşünmeyi teşvik eden rehberler olmalıdır.
İnsanın en büyük iki yüzlülüğü kendi arzularını mazur görürken sevdiği kişinin arzularını affedememesi. (Marcel Proust-Kayıp Zamanın İzinde:Albertine Kayıp)
Esas savaşın id ile süperego arasında olduğu anlaşılmadan ve o alanlar derinlemesine incelenmeden bireysel faşizm ile makro faşizm arasındaki farkı anlamak, analiz etmek mümkün olmaz. Cahil kesim savaşı daima sokaklarda arayıp yüzeysel müdahalelerle çözüm getireceklerini sanırlar.
Kant’çı perspektifin o dürüstlükten hiç şaşmayan, taviz vermeyen kişilerinin az gelişmiş topluluklarda yaşama şansları yoktur. Dürüstlükten asla taviz vermeyen kişilerin kerizlenmesi ve en alt seviyelere düşmesi çok olasıdır böyle yerlerde. Netice itibariyle az gelişmiş topluluklarda zamanla erdemli, dürüst, etik sınırlar dahilinde hareket eden insan görme ihtimali, yerde para bulma ihtimali kadar azalır. Böyle yerlerde parlamak için maalesef çirkinleşmek lazımdır.
Hiçbir rejim, toplumdan bağımsız olarak oluşmaz. Ve ne kadar despot, ne kadar menfi olursa olsun hiçbir lider gökten zembille inmez. Pek çoklarının hoşlanmadığı otoriter yönetimler bile aslında yine aynı kişilerin içten içe istediği rejimlerdir. Kişi bunu istemediğini söylese, hatta düzenin değişmesini istediğini haykırsa dahi bunun bir de bilinçdışı alanı vardır. İşte o alan, görünürde sevilmeyen, kötü yönetimlerin yaratıldığı alandır.
Felsefe sadece akıl yürütme değil, öfkenin estetize edilmesidir. Filozof yanlış gidişi görüp bunun için birilerini rahatsız edendir aynı zamanda.
Arzuya cevap vermemek akılla değil isyan ve öfke ile olur. (Platon-Menon)
‘’People don't have moments. Moments have people!’’ Yani insanların anları değil, anların insanları vardır demiştir Erving Goffman. Birey adım attığı sahneye ve oynadığı role göre şekillenen bir varlıktır. Bir tiyatro oyuncusudur. Yani insan özü sözü bir olan bir varlık değildir. Çok çok az insan değişmeyen, sabit, samimi, güvenilir biri olduğu yanılsaması yaratabilir demiştir düşünür. Goffman böyle bir yaklaşım sergileyerek esasen Bourdieu’nun Habitusunu parçalamış da olmaktadır.
Bilimsellik yalnızca bilimsel bilgiyi öğrenmekle sınırlı değildir. Aynı zamanda bu bilgiyi eleştirel bir biçimde analiz etme, sorgulama ve yeni bilgiler yaratmayı da kapsar. Eğitim sistemlerinin öğrencilere bilimin temel ilkelerini öğretmenin ötesine geçerek onlara bu ilkeleri nasıl uygulayacaklarını da göstermesi gerekir. Bilim eğitimi süresince öğrencilere sorgulayıcı bir yaklaşım benimsemeleri, gözlem yapmaları ve hipotez geliştirmeleri için uygun ortamların sağlanması önemlidir. Öğretmenler sadece bilgi veren değil, bilimsel düşünmeyi teşvik eden rehberler olmalıdır.
Godot dün olduğu gibi bugün de gelmedi. Değil yarın, yarından sonra da gelmeyecek. İnsan olduğu müddetçe gelmeyecek.
Sonsuz bir şimdide yaşadığımızdan artık bugünkünden farklı bir geleceği tahayyül etmeyi beceremiyoruz gibi. (Mark Fisher-Kapitalist gerçekçilik)