Bana iyi gelenler her zaman bunu başaramayabiliyorlar, değişebiliyorlar, uzaklaşıyorlar ve artık bana bir şekilde iyi gelmez oluyorlardı. Nitekim buna mecbur da değillerdi. Oysa bana kötü gelenler, beni sinirlendirenler asla değişmeden sonsuza dek devam edecekmişçesine, aynı istikrarla beni sinirlendirmeye devam ediyorlardı.
Kendisi için bir şey istemediğini, ezilmişler için savaştığını dile getirenler, az gelişmiş topluluklarda en büyük vurgunları yapanlardır. Bunları güçlü kılan, topluluğun zayıflığıdır. Tıpkı kadim dönemlerde başlangıçta hiç kimseden mal-mülk-para istemediğini, bunlarda gözü olmadığını vurgulayan kimselerin sonunda çeşitli krallıklar kurması, para içinde yüzmesi gibi.
Eskiden ortak zevkleri olan alt kültürler, gruplar vardı. Bunlar da kendi içinde farklı gruplara, kültürlere bölündüğünden, ayrışmanın devamlı hale gelmesinden kültürel aşikarlık kalmamıştır. Artık her değer sorgu bombardımanı altındadır. Bunun sonucunda nicel ızdıraplar oluşmuştur. Hassas kurallar ve oluşturulan kodlar, herhangi bir konuda ızdırap çekmeyenleri bile ızdırap çeker hale getirmiştir. (Olivier Roy-Dünyanın düzleşmesi)
Entelektüel hem göçmen hem de marjinaldir. O, kalabalıkların borazanlığını yapmaz. Geleneğin arkasını kuvvetlendirmez. Geleneğin bile içinden sorunlu yanları çekip çıkarabilir. (Edward Said-Yersiz yurtsuz)
Neoliberalizmin olumsuz sonuçlarından biridir insanı bencillikle bireysellik arasında bir yerlere sıkıştırıp kalmış olmak.
Bana iyi gelenler her zaman bunu başaramayabiliyorlar, değişebiliyorlar, uzaklaşıyorlar ve artık bana bir şekilde iyi gelmez oluyorlardı. Nitekim buna mecbur da değillerdi. Oysa bana kötü gelenler, beni sinirlendirenler asla değişmeden sonsuza dek devam edecekmişçesine, aynı istikrarla beni sinirlendirmeye devam ediyorlardı.
Beckett anlatmaz. ''Kendi suskunluğumun sesini arıyorum.'' derken inşasına çalıştığı o dev eserin ipucunu da vermektedir.
Kendisi için bir şey istemediğini, ezilmişler için savaştığını dile getirenler, az gelişmiş topluluklarda en büyük vurgunları yapanlardır. Bunları güçlü kılan, topluluğun zayıflığıdır. Tıpkı kadim dönemlerde başlangıçta hiç kimseden mal-mülk-para istemediğini, bunlarda gözü olmadığını vurgulayan kimselerin sonunda çeşitli krallıklar kurması, para içinde yüzmesi gibi.
Eskiden ortak zevkleri olan alt kültürler, gruplar vardı. Bunlar da kendi içinde farklı gruplara, kültürlere bölündüğünden, ayrışmanın devamlı hale gelmesinden kültürel aşikarlık kalmamıştır. Artık her değer sorgu bombardımanı altındadır. Bunun sonucunda nicel ızdıraplar oluşmuştur. Hassas kurallar ve oluşturulan kodlar, herhangi bir konuda ızdırap çekmeyenleri bile ızdırap çeker hale getirmiştir. (Olivier Roy-Dünyanın düzleşmesi)
İnsan hala kendini bir parça doğa-dışı varlık gibi görmektedir. İşte o parçadandır dengelerin şaşması!
Tohum bir ağaç yetişsin diye düşmez, düşsün diye düşer. (Friedrich Nietzsche)
Taş onu fırlatan elden bihaber olduğu için özgürce uçtuğunu sanır. (Benedictus Spinoza-Ethica)
Çoğunluğun düşüncesinden bize ne Kriton? Çoğunluk demek olan bitenden habersiz demek değil midir? (Platon-Kriton)
Entelektüel hem göçmen hem de marjinaldir. O, kalabalıkların borazanlığını yapmaz. Geleneğin arkasını kuvvetlendirmez. Geleneğin bile içinden sorunlu yanları çekip çıkarabilir. (Edward Said-Yersiz yurtsuz)