Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Godot'yu Beklerken sizce ne demek, Godot'yu Beklerken size neyi çağrıştırıyor?

Godot'yu Beklerken terimi Ultimate tarafından tarihinde eklendi

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Modern toplumlarda insan, insan olduğu için değerlidir. Az gelişmiş topluluklarda ise insan sadece eve para getirince değerlidir.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Az gelişmiş topluluklarda işçi hep haklıdır. Ne söylese haklıdır işçi. Haklı olmaktan öteye geçemez yine de ne yazık ki. Haklı olmakla kalır. Kazanan daima başkalarıdır.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Bırakın plan yapmayı! Mesele yaşamı keşfetmekte. (Ursula K. Le Guin-Mülksüzler)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Sanki bizim Rusya’mız anlatılıyor. İncildeki o hasta adamdan çıkıp domuz sürüsünün içine giren cinler. Ve büyük Rusya’mız. Aziz, sevimli Rusya’mız. Hasta Rusya’mız. Evet, hep şu sevdiğimiz Rusya. Ve yüzyıllar boyu onda biriken irin, cerahat, kokuşmuş yaralar, büyüklü küçüklü her türden cin, şeytan! Ama yüce bir düşünce, yüce bir irade cin tutmuş adamı nasıl sağalttı ise Rusya’yı da sağaltacak ve yüzeyi tutmuş görünen o pislik, irinler, adilik Rusya’nın içinden çıkıp domuzların içine girmeyi kendiliğinden isteyecektir. Belki de çoktan girdiler bile! Biziz bunlar! (Fyodor Dostoyevski-Ecinniler)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Gizem ve sırrı birbirinden ayırmak gerekir. Ölümün bir gizemi var ama bu gizemin özelliği atom bombasının, felsefe taşının, Stradivarius kemanlarının vs… birer sırlarının olması türünden bir sır olmamasıdır. İnsanlar bu tip sırlara pek tutkundurlar. Fakat kimse ölümün sırrına sahip değil. Bir sır yok. Bu bir sır değil ve işte ölüm bu bakımdan bir gizemdir. Yani bu masumiyet gizemi gibi apaçık, gün gibi ortada bir gizemdir. Saydamlık içinde, bizzat varoluş olgusu içinde var olan bir gizemdir. En gizemli olanın gecenin zifiri karanlığı değil öğle vaktinin aydınlığı olduğu söylenir mesela. O vakitte herşey kendi apaçıklığı içinde sergilenir. Bizzat şeylerin var olması olgusu örtüsünden soyunarak çıplak kalır. Bir sır keşfedilir. Bir gizem ise kendini açığa vurur ama onu keşfetmek mümkün değildir. (Vladimir Jankelevitch-Ölümü düşünmek)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Yaşlı rahibe, genç kızları ahlakla dövmekteydi. Oysa o genç kızların bedenleri canlanma aşamasında idi. Karşı cinse, erkeklere eğilimleri en üst seviyeye çıkmıştı. Yaşlı rahibe, onları ahlaklı olmaya çağırarak cezalandırmaya çalışıyordu. Kendi yapamadıklarının faturasını sonrakilere kesmek istiyordu içten içe. Onların da kendisi gibi olması tek istediği, yaşam amacı haline gelmişti. O kadar ahlaklı, iffetli davranmış, o kadar fazla ahlak vaazı vermişti ki genç kızların hem ruhsal hem de duygusal direncini çökertmişti. Kızlardaki yükselen coşkunun o yaşlı rahibede çökmüş olması onu tarifi zor bir hıncın içine atmıştı. Çıkamaz kendini eğitmemiş kafalar o hınç bataklığından. Bakire Meryem görüntüsü oluşturarak diğerlerini de bozma eğilimine girer. (Max Scheler-Hınç)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Modernlik Rene Descartes’den gelen kartezyenizm, rasyonalizm, akılcılık, dünyayı parçalara ayırma vs… daha felsefi içerikli bir kavramdır. Modernizm 19. asırda bilhassa Charles Baudelaire’den hareketle gelişen edebi, sanatsal, estetik bir akımdır. Modernizm aslında modernleşmeyi eleştirir. Kapitalist sanayileşme koşullarının bir eleştirisini yapar. Modernleşme ise sanayi inkılabı ile kapitalizmin getirdiği değişimdir. Muhafazakarlık bu üçünün hepsine birden karşı değildir. Muhafazakarlığın karşıtlığı özellikle modernizme ve modernliğe yöneliktir. Muhafazakarlıkta aklın yetersizliği ve toplumun karmaşıklığı söylemleri esastır. Muhafazakarlığa göre dünyayı parçalara ayırarak, analiz ederek, sadece akla güvenerek anlamak mümkün değildir.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Toplum olmakla topluluklar bileşkesi olmak arasında fark vardır. Bazı ülkeler hiçbir zaman toplum olmadı.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Adem günah işlediği için cennetten kovulmuştu. Gregor ise eve para getiremediği için. Gregor’un değerini belirleyen tek şey eve para getirmesi idi çünkü. Gregor’u (Samsa) umursayan yoktu aslında. Böcekten farksızdı Gregor. Para getiremeyince böcek gibi ezmişlerdi onu. Gregor falan yoktu artık ortalarda.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    İnsanlar o kadar uzun süre çaresiz ve aç bırakılmışlardı ki kendilerini bir makine parçası gibi satmayı tek kurtuluş yolu olarak görüyorlardı. Düşman insan ruhunu tankla, topla değil bir kravatla ve iş sözleşmesi ile ele geçiriyordu. İnsanı kendi sömürüsüne sevinçle koşacak kadar çaresiz bırakmak kötü bir aklın ürünüdür. (Jack London-Yol)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Zeus’a göre Prometheus haindir. Onu mitolojideki en ağır cezalardan birine çarptırır. Kafkas dağlarında onu zincirler. Bir kartal tarafından Prometheus'un ciğeri her gün parçalanır. Prometheus’un çektiği bu işkence sonsuza dek sürecektir. Peki niçin ciğer? Bu tesadüfi bir organ seçimi değildir. Antik Yunanlılar ve Romalılar bütün duyguların; öfkenin, hırsın, heyecanın, tutkunun merkezinin bu organ olduğuna inanırdı. Zeus kartala Prometheus’un ciğerini parçalatarak aslında onun temel hırslarını, duygularını hedef almıştır. Bir haine verilecek en büyük ceza onun elinden motivasyon kaynağını, tutkularını almaktır.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    İnsanı insan yapan ve hatta sadece insanlarda olduğu zannedilen pek çok özelliğin ilk nüvelerinin hayvanlarda çok daha eski dönemlerde var olduğunu artık bilmekteyiz. İnsanı insan yapan ne zekası, ne alet kullanması, ne konuşması, ne de bilincinin olmasıdır. Bunlar en ilkel versiyonları ile hayvanlarda da bulunan özellikler. İnsanı benzersiz kılan tek özellik insanın kültürel evrimidir. (Charles Darwin-İnsanın Türeyişi)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Kamu, aktif olarak tartışan, fikir üreten, ifade eden bireylerden oluşurken kitle daha çok medyanın sunduklarını pasifçe tüketen, birbirinden kopuk, atomize olmuş bireylerden meydana gelir. Kitle iletişim araçları yani radyo ve tv gibi araçlar okurun basılı metinle kurduğu o mesafeli eleştirel ilişkiyi azaltır. Eleştirel tartışma ortamı yaratmak yerine bireyleri izleyici ya da tüketici konumuna indirger. Pek çok ülkede kamu gibi görünen aslında içi boş kitlelerden ibarettir. (Jürgen Habermas- Meşruiyet krizi)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Yer altında yaşamak bilinçli olmaktır. Bilinçli olmaksa mutsuz olmaktır. Bilinçsiz, sorgusuz mutluluğa razı gelmeyeceğim. (Fyodor Dostoyevski-Yeraltından notlar)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Nietzsche’ye göre armağan vermek sadaka vermek gibidir. Çünkü kişi kendisinde olanın ötekinde olmadığını bilir ve o armağanı vererek bunu onun yüzüne vurur. (Bende var sende yok muhabbeti) Böylece sahte bir üstünlük duygusu da yaratmış olur. Bir şeyi karşılıksız olarak kabul etmek de, onun hakimiyetini koşulsuz kabul etmek demektir. -İlginç bir bakış açısı-

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Ortadoğu toplumları güzel üzülür ama sonunda bir şeye dönüşmezler. (Amin Maalouf-Çivisi Çıkmış Dünya)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Çocuklarla felsefe çocuğu yetişkin düşüncesine yaklaştırma çabası değil, yetişkinin çocuğun düşünce dünyasına saygıyla yaklaşmayı öğrenmesini gerektiren bir karşılaşma alanıdır.

  • Overiye Thinkoglu
    Overiye Thinkoglu

    Yere bağdaş kurup Madeleine keki yerken hem Proustu hem de eltimgili konuşabilirdik kafasız!

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    İnsanoğlu çağlar boyu içindeki boşluğu doldurmak için çareler aradı. Lakin hiç bir dönem, şimdikilerin o boşluğu tüketimle doldurmaya çalışmak kadar zavallı bir duruma düşmemişti.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Ahlakı sadece normların içinde aramak doğru değildir. Ahlak bilgiye dayalı bir varoluş biçimidir de. Bilgi sahibi olmayan, ahlak üzerine enine boyuna düşünmeyen kişinin ahlaklı olması mümkün değildir.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Meşru acılardan kaçmanın bedeli nevrozdur. (Carl Gustav Jung-Anılar, düşler, düşünceler)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Ahlak az gelişmiş topluluklarda bir kurallar yığını, gelişmiş toplumlarda ise bir tür anlayış, kavrayış halidir.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Orwell ve Huxley enteresan düşünürlerdir. Her ikisi de distopik dünyaları farklı bakış açılarıyla dile getirmiştir. Orwell kitapların yasaklanmasından, Huxley ise kimsenin kitap okumak istemeyeceği bir dünyadan korkuyordu. Orwell gerçeğin saklanacağı bir dünya hayal etmiş, Huxley ise gerçeğin önemsizleşip kaybolacağı bir toplum öngörmüştür. Orwell arzuların baskılanacağı bir düzen tasvir etmiş, Huxley ise arzuların sonsuza dek tatmin edildiği ve sonunda insani direncin ortadan kalktığı bir dünya görmüştür. Bir tarafta baskı ve korku iklimi diğer tarafta ise hazla uyuşmuşların meydana getirdiği bir yozluk dünyası.

  • Med Cezir
    Med Cezir

    Gelme ihtimali belki de sıfır olan kişinin ( şeyin) ‘’ belkide gelir ‘’ ihtimali ile bıkıp usanmadan ,umutlarla beklenmesidir.
    Mesela büyük ikramiyenin çıkacağı, süper bir kariyer yapılacağı
    ya da hayatımızın aşkının bir gün çıkıp geleceği..v.s. beklentisidir.
    Garantisi var mı ? yook…
    Sadece ‘’ bekleme eylemi ‘’ ile oyalanmak ve bir de olursayı düşleyerek sevinç yaşamaktır.
    Dozunda olursa zararı yok da beklenti buuu, insan bir de kendini kaptırırsa kontrolü kaybedip ruhunda travmalar yaşayabilir.

  • Overiye Thinkoglu
    Overiye Thinkoglu

    Kalbimin çiçekleri çürümüş

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Orwell’in hayvan çiftliğinde Major domuz tüm hayvanları ahıra çağırır ve insan sömürüsünü anlatır. Sonra da 7 emir verir. 1.İki ayaklı yürüyen her şey düşmandır. 2. Dört ayaklı yürüyen ya da kanatlı olan her şey dosttur. 3. Hiçbir hayvan giysi giymeyecek. 4. Hiçbir hayvan yatakta yatmayacak 5. Hiçbir hayvan alkol tüketmeyecek. 6. Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecek. 7. Bütün hayvanlar eşittir. Tabi sonradan hayvanlar (bile) dayanamayıp bu ilkeleri delmeye çalışır. Örneğin yatakta yatılmayacak ilkesi yatakta çarşafla yatılmayacak şeklinde yumuşatılır. Hiçbir hayvan alkol tüketmeyecek emri, hiçbir hayvan aşırı alkol tüketmeyecek şeklinde değiştirilir. Hiçbir hayvan bir diğerini öldürmeyecek emri ise hiçbir hayvan başka bir hayvanı sebepsiz yere öldürmeyecek şeklinde düzeltilir. Bu değişiklikler aslında birilerinin çıkarı doğrultusunda yapılır. Uzun lafın kısası bu dünya çıkarlar dünyasıdır.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Cumhuriyet arkaik bir yönetim şeklidir ve halen geçerliliğini sürdürmektedir lakin 2000 yıl öncesinin Atina’sı ya da Roma’sı ile günümüz dünyasında uygulanma şekli bir değildir. İlk Çağda yurttaşlar için kamusal faaliyetlere katılma çok üst düzeyde idi. Kamusal alan, özel alandan daha önemli görülmekteydi ve yurttaşlar zamanlarının çoğunu kamusal alanda geçirmekte idi. Günümüzde ise yurttaşlar, özel alana daha fazla yer vermekte, bireysel kazançlarını maksimuma çıkarmanın derdine düşmektedir. Bu yüzden günümüz insanının Cumhuriyet kavramına bakış açısı bile değişmiştir. Cumhuriyet üzerinde tekrar tekrar durulması gereken, upgrade edilmesi gereken bir kavramdır.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Cumhuriyet yapısı gereği yurttaştan yüksek düzeyde performans bekler. Cumhuriyetin belki de en ayırt edici özelliği budur. Yurttaş siyasetle ilgilenmelidir. Kamusal yararı kişisel yarardan üstün tutmalıdır. Politikanın etik yönünü incelemelidir. Seçimlere katılım göstermelidir.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Felsefenin en önemli noktalarındandır emin olamama hali. Modern toplumlarda çocuklara felsefe eğitiminde bu emin olamama hali aşılanır. Anlaşılmıştır ki emin olamama hali bir başarısızlık değil bilakis düşünmenin başladığını gösteren bir durumdur. Emin olamama alanı değerlidir çünkü o alana giren çocuk artık öğretmeninin sözlerini, ya da defterinde yazılı olanı papağan gibi tekrarlamayı bırakır. Çocuk artık kendi düşüncesini tartan, sınırlarını fark eden, başka türlü düşünmenin mümkün olduğunu gören bir üst varlığa dönüşür. Çocuklarla felsefe çocuklara hazır reçeteler, doğrular ya da binlerce yıl öteden gelen hurafeler sunmak değil, onların düşünceleri üzerinde çözümleme yapmalarına müsade etmek, onları sonuna kadar dinlemek ve gerekçe aramalarına yardımcı olmaktır.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Edep çoğumuzun sandığı gibi sadece bir dizi katı ahlak veya ezberlenmiş görgü kuralından ibaret değildir. Olgun bir insanın ulaşabileceği nihai estetik başarıdır. Edep bireyin egosunu dizginleyerek başkalarına zarafetle yer açmasıdır, toplumsal estetiktir. Egoyu başkalarının da rahatını gözeterek geri planda tutabilmektir.