Bireyler grup kimliği ile hareket ettiklerinde bağımsız düşünme yetilerini kısmen ya da tamamen kaybederler. Çünkü grup içinde düşünme ve karar verme mekanizmaları basitleşir. Zihinler tek bir sese, ortak bir kabule indirgenir. Kişinin bağ kurmadığı, hoş karşılamadığı hatta saçma bulduğu değerler bile grubun ortak çıktısı olmuşsa bireyler de doğal olarak düşünmeyi bırakıp bu değerin çığırtkanlığını, savunusunu yaparlar. Grup normlarının dışına çıkmaya pek çoğu cesaret edemez çünkü bu, dışlanmayı ve sosyal izolasyonu beraberinde getirir. (Michel Foucault-Deliliğin tarihi)
Mekanik saatin iki işlevi vardır. Zamanı düzenlemek ve bu zamanla senkronize bir bilinç yaratmak. Ay takvimleri ve güneş saatleri gibi zaman tutma araçlarının erken biçimleri antik çağdan beri kullanımda olsa da saatin hükmettiği zamanın icadı emperyalizm, sömürgecilik ve kölelik ile doğrudan bağlantılıdır. 1884’te Londra’da Greenwich’te bulunan rasathane baş meridyen olarak kabul edildi ve standart bir zaman dilimi yaratıldı. Zamanın ve bilinmeyen yerlerin bu şekilde kontrol altına alınması bilimsel gelişme olarak paketlendi. Bu kontrol üretkenlikle ilişkilendirildi, zamansal bir ideoloji ve sömürgeciliğin temeli olarak tüm dünyaya ihraç edildi. Greenwich dünyanın merkezi olmuştu. Bu zamansal manipülasyonun en uç noktasında köleleştirilmiş nüfusların kontrolü vardır.
Hedonik adaptasyon: İnsan beyninin, mutluluk veren unsura alışması ve o mutluluk verici unsurun artık zevk vermemesidir. Bunu bir tür denge mekanizması olarak görmek lazımdır. Ne kadar zevk alırsanız alın ibre kısa süre sonra yeniden aşağı düşecektir. Acı ile haz arasındaki orta noktada sabitlenecektir. Ta ki yeni bir haz ya da acı kapıyı çalana dek!
Kıskanma bir tür esirgemedir. İmrenmede kişi birindeki metanın bir benzerinin kendisinde olmasını temenni eder, ister sadece. Kıskanmada ise meta sahibinin, kendisinde bulunan metanın başka birinde olmasını istememe durumu da mevcuttur. Sözgelimi ‘’Şu mavi kazağı nerden aldın?’’ sorusuna ‘’Hatırlamıyorum.’’ şeklinde yanıt verir kıskanç kişi çoğu zaman. Haset de kısaca: ‘’Benim yok, onun da olmasın!’’ ya da ‘’Benim yoksa kimsede olmamalı!’’ şeklindeki duygu durumudur.
‘’Ağaçlar arasında bir ağaç, hayvanlar arasında bir hayvan olmak isterdim! Böylece insan olmak gibi bir sorunum olmazdı!’’ buyurmuştur Camus. ‘’Döngünün bir parçası olurdum, hiç değilse kendim olurdum. Ama insanım, hep başka bir şey olmak istiyorum.’’ diye de eklemiş üstat.
Platon sofistleri sevmiyordu çünkü sofistler mevcut fikirleri çürütürken yerlerine yenisini koymuyorlardı. Bunu yapmayışlarının altında muhtemelen bir hakikatin olmadığına inanmaları yatıyordu.
Düşünceler, duygular, eylemler ve tepkiler kişinin kendisine aittir. Onları öyleyse istediği gibi dizginleyebilir. Güç ondadır! Sarsabilir içindekileri. Hizaya sokar dilediği gibi. Gerisini umursamaktan vazgeçebilir dilediği zaman! Uğraşmaz dışsal dünyanın oynak vaziyetleri ile. Harcamaz zamanını ve enerjisini boş yere! Sarsmaz bu gelip geçici durum ve kimseler onu tek bir kez bile!
Bireyler grup kimliği ile hareket ettiklerinde bağımsız düşünme yetilerini kısmen ya da tamamen kaybederler. Çünkü grup içinde düşünme ve karar verme mekanizmaları basitleşir. Zihinler tek bir sese, ortak bir kabule indirgenir. Kişinin bağ kurmadığı, hoş karşılamadığı hatta saçma bulduğu değerler bile grubun ortak çıktısı olmuşsa bireyler de doğal olarak düşünmeyi bırakıp bu değerin çığırtkanlığını, savunusunu yaparlar. Grup normlarının dışına çıkmaya pek çoğu cesaret edemez çünkü bu, dışlanmayı ve sosyal izolasyonu beraberinde getirir. (Michel Foucault-Deliliğin tarihi)
Mekanik saatin iki işlevi vardır. Zamanı düzenlemek ve bu zamanla senkronize bir bilinç yaratmak. Ay takvimleri ve güneş saatleri gibi zaman tutma araçlarının erken biçimleri antik çağdan beri kullanımda olsa da saatin hükmettiği zamanın icadı emperyalizm, sömürgecilik ve kölelik ile doğrudan bağlantılıdır. 1884’te Londra’da Greenwich’te bulunan rasathane baş meridyen olarak kabul edildi ve standart bir zaman dilimi yaratıldı. Zamanın ve bilinmeyen yerlerin bu şekilde kontrol altına alınması bilimsel gelişme olarak paketlendi. Bu kontrol üretkenlikle ilişkilendirildi, zamansal bir ideoloji ve sömürgeciliğin temeli olarak tüm dünyaya ihraç edildi. Greenwich dünyanın merkezi olmuştu. Bu zamansal manipülasyonun en uç noktasında köleleştirilmiş nüfusların kontrolü vardır.
Hedonik adaptasyon: İnsan beyninin, mutluluk veren unsura alışması ve o mutluluk verici unsurun artık zevk vermemesidir. Bunu bir tür denge mekanizması olarak görmek lazımdır. Ne kadar zevk alırsanız alın ibre kısa süre sonra yeniden aşağı düşecektir. Acı ile haz arasındaki orta noktada sabitlenecektir. Ta ki yeni bir haz ya da acı kapıyı çalana dek!
Kıskanma bir tür esirgemedir. İmrenmede kişi birindeki metanın bir benzerinin kendisinde olmasını temenni eder, ister sadece. Kıskanmada ise meta sahibinin, kendisinde bulunan metanın başka birinde olmasını istememe durumu da mevcuttur. Sözgelimi ‘’Şu mavi kazağı nerden aldın?’’ sorusuna ‘’Hatırlamıyorum.’’ şeklinde yanıt verir kıskanç kişi çoğu zaman. Haset de kısaca: ‘’Benim yok, onun da olmasın!’’ ya da ‘’Benim yoksa kimsede olmamalı!’’ şeklindeki duygu durumudur.
Gerçek tarih henüz başlamadı. Bizler hala tarih öncesindeki o karanlık dönemlerdeyiz. (Karl Marx-1844 El yazmaları)
Modern toplumlarda meclis bir tartışma ortamıdır. Az gelişmiş topluluklarda ise meclis bir onay, bir alkışlama ortamıdır.
Hoppala cuppala
İki kuruş on para
Kumbara kapkara maskara
Geliver ya hacı Bumbala gel.
Destur.
‘’Ağaçlar arasında bir ağaç, hayvanlar arasında bir hayvan olmak isterdim! Böylece insan olmak gibi bir sorunum olmazdı!’’ buyurmuştur Camus. ‘’Döngünün bir parçası olurdum, hiç değilse kendim olurdum. Ama insanım, hep başka bir şey olmak istiyorum.’’ diye de eklemiş üstat.
Platon sofistleri sevmiyordu çünkü sofistler mevcut fikirleri çürütürken yerlerine yenisini koymuyorlardı. Bunu yapmayışlarının altında muhtemelen bir hakikatin olmadığına inanmaları yatıyordu.
Düşünceler, duygular, eylemler ve tepkiler kişinin kendisine aittir. Onları öyleyse istediği gibi dizginleyebilir. Güç ondadır! Sarsabilir içindekileri. Hizaya sokar dilediği gibi. Gerisini umursamaktan vazgeçebilir dilediği zaman! Uğraşmaz dışsal dünyanın oynak vaziyetleri ile. Harcamaz zamanını ve enerjisini boş yere! Sarsmaz bu gelip geçici durum ve kimseler onu tek bir kez bile!